Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

KİRALANANDA MEYDANA GELEN ZARARIN HOR KULLANIM NEDENİYLE OLUŞUP OLUŞMADIĞI İLE DOĞAL AFETİN ZARARA ETKİSİ HK.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

KİRALANANDA MEYDANA GELEN ZARARIN HOR KULLANIM NEDENİYLE OLUŞUP OLUŞMADIĞI İLE DOĞAL AFETİN ZARARA ETKİSİ HK.

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY 3. Hukuk Dairesi
2021/423 E.
2021/2832 K.

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ



Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile aralarında fabrika binasına ilişkin kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının dava konusu taşınmazı kısa süre kullandığı halde tahliye sırasında taşınmaza ve eklentilerine zarar verdiğini, zarar ve ziyanın tespiti için yapılan delil tespiti sonucu alınan rapora göre zarar miktarının 61.500TL olarak hesaplandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 61.500TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.


Davalı, sözleşmenin 01/07/2012 başlangıç tarihli altı ay süreli olduğunu, ancak davacının kararlaştırılan bu sürede dahi kiralananın kullanılmasına izin vermeyip elektriğin kesildiğini, yapıyı büyüteceğinden bahisle inşaata başlayıp bina girişine inşaat malzemelerini koyduğunu, bu nedenlerle Kasım ayında kiralananı tahliye etmek zorunda kaldığını, ana yapıya ve eklentiye zarar verildiği iddiasının doğru olmadığını, 07/06/2012 tarihli devir protokolü ve sözleşmedeki demirbaşlar dışında kiralananda başka bir şey bulunmadığını, inşaat çalışması nedeniyle yıkımın davacı tarafından yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26/06/2019 tarih 2017/9181 esas 2019/5802 karar sayılı ilamı ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin " ...O halde mahkemece; gerekirse taşınmaz başında keşif yapılarak, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişilerden oluşan bir heyetten delil tespitine yapılan itirazlar da değerlendirilerek normal kullanımdan kaynaklı yıpranmalar dışında hor kullanma bedellerinin belirlenip yıpranma payı da düşülüp hor kullanma bedeline hükmedilmesi gerekirken itiraza uğrayan tespit raporu hükme esas alınarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazda meydana gelen hasarın davacı tarafından yapılan tadilat veya 2012 yılı Ekim ayında meydana gelen selden kaynaklanmış olabileceği, zararın davalı kiracının kullanımından kaynaklandığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Yargıtay'ın bozma kararına gerek iradi, gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme, uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi; hükmün bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).

Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup; Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.(Aynı yönde ...nun 26.2.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.5.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 1.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.5.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamları).

Somut olayda; 01/07/2012 başlangıç tarihli altı ay süreli kira sözleşmesine ilişkin, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın kullanıma hazır iş yeri, mobilya fabrikası olduğu; kiralanan şey ile beraber teslim alınan demirbaş listesinde otomatik dış kapı, trafo, L biçimli masa, sehpa, 15 adet plastik sandalye, 3 adet metal ayaklı masa, 6,5 metre 2 adet çift taraflı dolap, mutfak, 2 metrelik tezgah, soğutucu dolap, 8 adet çelik soyunma dolabı ile 2 adet sekreter koltuğu bulunduğu belirtilmiş; sözleşmenin 6. maddesinde "Kiracı kiraladığı şeyi ne halde buldu ise mal sahibine o halde ve adete göre teslim etmeye mecburdur. Kiralanan gayrimenkul içinde bulunan demirbaş eşya ve aletler sözleşme müddetinin bitiminde tamamen iade ile mükelleftir. Gerek bu demirbaşlar ve gerek kiralanan şeyin teferruatı zayi edilir veya kullanmaktan dolayı eskir ise kiracı bunları kıymetleri ile tazmine ve mal sahibine talep eylediği halde ödemeye mecburdur.", hususi şartlar 24. maddesinde de " Fabrikadan çıkarken fabrika temizletilip fabrikanın içi ve dış çevresi tamamıyla temizletilecek." şartlarının olduğu, tarafların özgür iradeleriyle sözleşmeye konulan bu şartların geçerli olduğu ve tarafları bağladığı tartışmasızdır.

Dava dışı önceki kiracı ... tarafından düzenlenen, davalı tarafın imzası bulunmayan ancak yargılama sırasında içeriğine dayandığı tutanakta " Binanın tüm duvarları, ara kat taşıyıcı sitemi, binaya ait iç ve dış elektrik ve diğer tesisatları, bina iç ve dışında bulunan tüm saçak ve sundurmalar son haliyle olduğu gibi temiz bir şekilde yer sahibine teslim edildiği, bunun dışında kalan tüm makine ve aletler ve bina içinde showroom kısmında yer alan tüm dolap ve tesisat, tüm ofis ekipmanlar, bilgisayar vb. malzemeleri ...'e devrettim." ifadeleri yer almaktadır.

Davalı tarafından 14/12/2012 tarihinde, ön ve yan cephede başlatılan inşaat nedeniyle kiralananın kullanılamadığına dair tespit yaptırıldığı, 19/12/2012 tarihli keşif sonucu düzenlenen raporda; iş yerinin boşaltıldığı, mevcut binanın ön ve sağ yan cephesinde inşaat yapıldığı, yapılan inşaat ve dolgu sebebi ile bodrum kat pencereleri dolgu seviyesinin
altında kaldığı, bu nedenle bodrum kata pencerelerden yağışla su girdiği, çatı örtüsünde yer yer hasar bulunduğu, çatıdan da su girdiği, bu sebeple asma katta büro kısımlarında asma tavan, duvar ve parkelerde hasarlar oluştuğunun belirlendiği, kiraya veren tarafından söz konusu rapora karşı itiraz dilekçesi sunulduğu görülmüştür.

Öte yandan, davacı kiraya veren tarafından da 26/12/2012 tarihli, davalının kullanımından kaynaklı kiralananda hasar oluştuğu hususunun tespiti talebi üzerine 28/12/2012 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda; elektrik tesisatına ilişkin zarar miktarının 20.542,62 TL olduğu, inşaata ilişkin zarar miktarının ise tespit isteyenin beyanlarına göre, toplam 41.000TL olduğu hesaplanarak raporun davalıya tebliğ edildiği, söz konusu rapora karşı davalı tarafından itiraz edilmemiş ise de, yargılama sırasında raporu ve içeriğini kabul etmediğini bildirdiği görülmüştür.

Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de; hor kullanım tazminatı bakımından bilirkişi raporu aldırılmadan karar verilmiş olup, bu bakımdan bozma gereği yerine getirilmemiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Kiracı, sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp; münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Kira sözleşmesinde kararlaştırılan yukarıdaki maddeler karşısında, kiracı bu maddelere aykırılık halinde oluşan zararları karşılamakla yükümlü olup, uyuşmazlığın sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda gerekirse taşınmazda keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişi heyetinden aldırılacak raporda, dava konusu kiralanan bakımından davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yakın tarihlerde yapılan tespitler ve elde edilen bulgular, sözleşmede belirtilen demirbaş eşya beyanı, delil olarak sunulan tutanak içeriği ve tanık ifadeleri her birlikte değerlendirilerek bilirkişilerce irdelenmeli, davacının kiralananda var olduğunu bildirdiği eşyalar ile demirbaş eşya listesi karşılaştırılmalı, elektrik tesisatına ilişkin hasar yönünden gerekirse binanın inşaat projesinin getirtilerek elektrik tesisatına ilişkin inceleme de yapılarak, tereddüte mahal vermeyecek şekilde hor kullanımdan kaynaklı hasar ve zarar miktarı belirlenmeli, belirlenen hor kullanıma ilişkin hasar miktarları yönünden meydana gelen selin etkisi olup olmadığı üzerinde de durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj