Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

KANUN YARARINA BOZMA

Madde 309
- (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

(4) Bozma nedenleri:

a) 223 üncü Maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu Madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.


DEĞİŞİKLİKLER:

19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı kanunun 26. maddesi gereğince maddenin birinci fıkrasında yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

KANUN YARARINA BOZMA NEDİR? - Prof. Dr. Ersan ŞEN

Ceza yargılamasında amaç, maddi hakikate ve adalete ulaşmaktır.

Bu nedenle, olağanüstü kanun yolları kabul edilmiştir. Bu olağanüstü kanun yollarından birisi de, eski adı “yazılı emir” olan kanun yararına bozmadır. Adı üzerinde olağanüstü kanun yolu, yargılama ve olağan kanun yollarının tüketilip kararın kesinleşmesi ve karar mahkumiyetse infaza başlanma, başlandıktan ve hatta infaz bittikten sonra bile gündeme gelebilir.

“Kanun yararına bozma” başlıklı CMK m.309’un ilk üç fıkrasına göre;

“Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar”.

Kanun yararına bozmada yetki Adalet Bakanlığı’nda olup, Bakanlığın hukuka aykırı olduğunu öğrendiği yargı kararı veya hükmüne karşı kanun yararına bozma yoluna başvurması için ilgili kişinin başvuruda bulunması gerekmez. Ancak karar veya hükmün cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak ilgilisi olan kişi, kanun yararına bozma yolunu kullanması için de Bakanlığa başvurabilir. Elbette Bakanlık, başvuruda yer alan talep ve gerekçe ile bağlı değildir.

Bununla birlikte Bakanlık, yapılan dayanaklı başvuruyu keyfi olarak da reddedemez. İlgilinin doğrudan meseleyi Yargıtay’a götürebilme hakkı olmadığına göre, Bakanlığın başvuruyu maddi hakikate ve adalete ulaşmada son nokta olması nedeniyle ciddi şekilde gözden geçirmelidir. Başvuru keyfi olarak reddedildiğinde, ilgilinin idari nitelik taşıyan bu red kararının iptali için idari yargı yoluna (Danıştay’a) başvurabilme hakkı vardır. Aksi halde, “hukuk devleti” ilkesi ve hak arama hürriyetinin önü kapatılmış olur. İdari yargı, kanun yararına bozmaya konu başvuru dilekçesinin içeriği ve işin esası hakkında karar veremeyecek olsa da, kanun yararına bozma yolunun şartlarının oluşup oluşmadığını, Bakanlığının keyfi ve somut gerekçeden uzak karar verip vermediğini ve bu sırada başvurucunun haklı olup olmadığını inceleyip değerlendirme yetkisi vardır.

Bakanlık, temyiz incelemesinden geçmeyen bir karar veya hükümde hukuka aykırılık olduğunu tespit ettiğinde bu duruma duyarsız kalamaz. Bakanlık kanun yararına bozma istemini, hukuka aykırılık gördüğü karar veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması amacıyla yasal nedenlerini de göstermek suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirir. Bu bildirim üzerine Başsavcılığın, Bakanlığın ilgili yargı kararı veya hükmünün bozulması istemini Yargıtay’a göndermeme yetkisi yoktur. Başsavcılık, Bakanlığın talebini yazılı olarak ilgili Yargıtay ceza dairesine göndermelidir. Ancak daire, yapacağı incelemede serbest olup, CMK m.309 kapsamında yapacağı inceleme sonucunda kanun yararına bozma talebini kabul veya reddeder.

CMK m.310’a göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay tarafından hükümlünün cezasının kaldırılmasının veya hükümlüye daha ceza verilmesinin mümkün olduğu ve bu konuda Adalet Bakanlığı’nın başvurmadığı durumda doğrudan kanun yararına bozma için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine başvurabilme yetkisi vardır.

Kanun yararına bozma talebinin ilgili Yargıtay dairesi tarafından reddedilmesi üzerine, bu red kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı CMK m.308 uyarınca itiraz yoluna başvurabilir mi? Bizce Başsavcılığın bu başvuruyu yapmasına bir engel bulunmamaktadır.

Kanun yararına bozma ile ilgili bozma nedenleri, CMK m.309/4’de sınırlı olarak sayılmıştır. Kanun koyucu, kesinleşen yargı karar ve hükümlerinin çok basit ve esası etkilemeyen nedenlerle bozulmasını istemiştir. Ancak hukuka aykırılık; esasa, cezanın miktarına, savunma hakkına ve özellikle hükümlünün hukuki durumda değişiklik meydana getirmeye elverişli olduğunda karar veya hükmün bozulması veya düzeltilmesi yoluna gidilmelidir.

Kanun yararına bozma konusu edilen karar; temyiz kanun yoluna tabi olmayan ve verildiği anda kesin nitelikte bir karar olabileceği gibi, temyizi mümkün bulunmasına rağmen bu yola başvurulmaksızın kesinleşen karar da olabilir[1]. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 26.10.1932 tarihli ve 29/32 sayılı kararına göre; “Adalet Bakanlığı'nın uygulamadaki yanlışlıklardan başka esasa ve hükme etkili usul yanlışlıklarından dolayı da yazılı emir verme yetkisi vardır. Yazılı emir ile bozulan mahkeme hükmü davanın esasını çözümlüyor ise yargılamanın tekrarlanmaması, davanın esasını çözümlemiyorsa yargılamanın tekrarlanması gerekir”[2].

Temyiz başvurusunun süresinde yapılmaması, hakim veya mahkeme kararının temyiz edilemez nitelik taşıması veya temyiz yoluna başvuranın başvuru hakkının olmaması sebeplerine bağlı olarak temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi hallerinde, ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği ve kanun yararına bozma incelemesine tabi olacağı tartışmasızdır[3].

“Kanun yararına bozma” müessesesini düzenleyen CMK m.309’un 1. fıkrasında, hakim veya mahkeme tarafından verilip de temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karardan bahsedilmiş olup, kararın kesinleşmesinde itiraz kanun yoluna başvurulması şartı aranmamıştır.

“Kanun yararına bozma” adlı olağanüstü kanun yolu, yalnızca hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümleri değil, itiraz kanun yolu açık olup da itiraz edilmeden kesinleşen kararları da kapsar. Bir başka ifadeyle; CMK m.309’da öngörülen olağanüstü kanun yoluna başvurulabilmesinde, temyize kapalı olmakla birlikte itiraza açık olan, fakat bu yola başvurulmaksızın kesinleşen kararlar “kanun yararına bozma” dışında bırakılmamıştır[4].

“Temyiz incelemesinden geçmeksizin karar veya hüküm”ibaresine yer veren CMK m.309; temyize kapalı, fakat itiraza açık kararlar da itiraz yolunun kullanılmaması suretiyle kesinleşen kararları gözardı etmemiştir. CMK m.309’un öngördüğü temel ölçüt, temyiz incelemesinden geçmeksizin karar veya hükmün varlığıdır. İtiraza tabi bir karar, itiraz yoluna başvurulduğunda veya süresinde başvurulmadığından bahisle reddedildiğinde veya itiraz yoluna başvurulmayıp kesinleştiğinde, ilgilisi tarafından kanun yararına bozma yoluna konu edilebilecektir.

Kanun yararına bozma, maddi hakikate ve adalete ulaşma yolunda isabetli bir müessesedir. Temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararda bulunan hata, sırf kararın kesinleştiğinden bahisle olağanüstü kanun yoluna kapatılamaz. Bu anlayış, henüz taraf olmadığımız “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Ek 7. Protokol’ün 2. maddesine de uygundur. Protokolün 2. maddesi, prensip olarak cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkını kabul etmiş, fakat bu prensibe bazı istisnalar getirilebileceğini kabul etmiştir. Bu tür istisnaların ortaya çıkarabileceği hukuki sakıncaların giderilebilmesi için öngörülen kanun yollarından birisi de kanun yararına bozmadır.

Ek 7. Protokolü’nün 2. maddesinde “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” tanımlanmıştır[5]. İki dereceli yargılanma hakkı, iç hukukta tanınan kanun yolu başvurularının etkin bir şekilde kullanılmasını ve yerel mahkemece verilen cezai hükmün “üst merci” tarafından yeniden incelenmesi ile hukuka uygunluğunun denetlenmesi imkanını tanır. Yerel mahkemece verilen hükmün, “itiraz mercii” sıfatıyla ikinci bir mahkeme tarafından incelenmesini öngören bu usul, somut olaya ilişkin tespitlerin yeniden değerlendirilmesi ve itiraz başvurusu hakkında verilen kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesini hedefler.
Esasında itiraz kanun yolu açık olan hakim veya mahkeme kararları yönünden iki dereceli yargılanma hakkı sağlanmaktadır. Kanun yararına bozma, iki dereceli yargılanma hakkının tanınmadığı veya tanınmakla birlikte bu yolun kullanılmadığı karar ve hükümler hakkında uygulanmaktadır. Kanun yararına bozmanın ön şartı ise, ilgili karar veya hükmün (istinaf yolu henüz faaliyete geçmediğinden) temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesidir.

[1] A. Aydın Kuyucu, Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, Adalet Yayınevi, Ankara, 2012, s.43.

[2] A. Aydın Kuyucu, a.g.e., s.235.

[3] 1412 sayılı CMUK m.317'ye göre; “Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapılmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar”. 5271 sayılı CMK m.298'e göre; “Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder”.

[4] Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 02.11.2011 tarihli, 2011/24626 E. ve 2011/38231 K. sayılı kararı. Daire, itiraza tabi olup da itiraz edilmeksizin kesinleşen karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvuran hükümlüler yönünden haklarında verilen disiplin cezası ile ilgili Yerel Mahkeme kararını bozmuştur.

[5] “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı İHAS Ek 7. Protokol’ün 2. maddesine göre, “1. Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, Kanunla düzenlenir.

2. Bu hakkın kullanılması, Kanunda düzenlenmiş haliyle az önemli suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olanak en yüksek mahkemede yargılan dışı veya beraatını müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir”.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2013/2985 E. , 2013/4744 K.

KANUN YARARINA BOZMA
HÜKÜMLÜNÜN VEYA TUTUKLUNUN ZİYARETİ


Balıkesir L Tipi Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan S.. B..'ın süresi geçtikten sonra üç kişilik ziyaretçi listesi bildirme talebinin reddine dair Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı'nın 20/03/2013 tarihli ve 2013/1151 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükümlünün belirttiği üç kişilik isim listesinin ziyaretçi formuna yazılmasına ilişkin Balıkesir İnfaz Hakimliği'nin 08/04/2013 tarihli ve 2013/757-764 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12/04/2013 tarihli ve 2013/296 değişik iş sayılı kararında isabet görülmediğinden bahisle;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 27/05/2013 gün ve 94660652-105-10-4277-2013/8447/33984 sayılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/199302 sayılı 11/06/2013 tarihli tebliğnamesi gelmekle dosya ele alındı, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun 83/1 maddesindeki "hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi ve üçüncü dereceye kadar kan ve kayım hısımlarıyla vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir." hükmü ile hükümlü ve tutukların ziyaret edilmeleri hakkında yönetmeliğin 9/2 maddesindeki hükümlü ve tutuklular birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin ad ve soyadı ile bilmesi halinde adresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve kendisine bu hususun tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bildirilir. Bu ziyaretçiler ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya da ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim değişikliği gibi zorunlu haller dışında değiştirilemez." hükmü birlikte değerlendirildiğinden;
60 günlük süre içinde üç kişilik ziyaretçi ismi bildirilmeyen hükümlünün ceza süresinin uzun olmasının zorunlu hal olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden verilen karara yönelik yazılı şekilde itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebinin kabulüyle Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12/04/2013 tarihli ve 2013/296 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi gereğince kanun yararına (BOZULMASINA),
Gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na (TEVDİİNE) 03/07/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2013/5410 E. , 2013/6215 K.

KANUN YARARINA BOZMA
KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS
ADLİ PARA CEZASI
DENETLEME SÜRESİ İÇİNDE KASITLI SUÇ İŞLEMEK
KOŞULLU SALIVERİLMENİN GERİ ALINMASI


Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hükümlü B.. D..’in, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2000 tarihli ve 1999/25-111 sayılı kararı ile 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasını müteakip, hükümlünün 18.04.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 4616 sayılı Yasa uyarınca koşullu salıverilmesine dair aynı Mahkemenin 27.06.2001 tarihli ve 2001/244 müteferrik sayılı kararından sonra, deneme süresi içerisinde 03.08.2002 tarihinde işlemiş olduğu kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından dolayı Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2007 tarihli ve 2003/133 esas, 2007/316 sayılı kararı ile 1.320.- Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılması sebebiyle, Edremit 1.Asliye Ceza Mahkemesince şartla tahliye kararının geri alınması yönünde yapılan ihbar üzerine mahkemesince dosyanın yeniden ele alınarak sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. hükümleri doğrultusunda yapılan uyarlama yargılaması sonunda, hükümlünün 5237 sayılı TCK.nun 81,35,29,62.maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın, Yargıtay temyiz incelemesinde 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak düzeltilerek onanmasına müteakip, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2010 tarihli ve 2010/337 değişik iş sayılı kararı ile şartla tahliye kararının geri alınmasına dair karar verildiği, bu kararın hatalı olduğundan bahisle kaldırılmasından sonra da, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi gereğince şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği 03.08.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 02.06.2004 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2010 tarihli ve 2010/1493 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin 12. fıkrasındaki “Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.” ve aynı Kanunun anılan maddesinin 15. fıkrasının (a) bendindeki “Hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi tarafından” düzenlemeleri uyarınca koşullu salıvermenin geri alınabilmesi için hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçun işlenmesi gerektiği, hükümlünün deneme süresi içerisinde işlediği suçlardan dolayı neticeten adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dolayısıyla koşullu salıvermenin geri alınamayacağı cihetle, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2010 tarihli ve 2010/1493 değişik iş sayılı kararının bozulması gerektiğinden söz edilerek Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 02.10.2013 gün ve 94660652-105-10-7023-2013/15035/60618 sayılı yazılı istemlerine müsteniden anılan kararın 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2013 tarih 335088 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle okundu; gereği konuşulup düşünüldü.
I) Olay :
Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hükümlü B.. D..’in Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2000 gün 1999/25-111 sayılı kararıyla aldığı 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasının infazı sırasında 18.04.2001 tarihinden geçerli olmak üzere aynı mahkemenin koşullu salıverme kararıyla tahliye edildiği, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından dolayı 12.07.2007 tarihinde Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesince TCK.nun 456/4,457/1,59.maddeleri ile 6136 sayılı Yasanın 15/1,TCK.nun 59,647 sayılı Yasanın 4.maddeleri uyarınca içtimaen 1.320.- TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, ayrıca önceki mahkumiyeti sebebiyle koşullu salıverilme ile bihakkın tahliye tarihi arasında geçen sürede kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle bu sürenin geri alınması yönünde karar kesinleştiğinde ilgili mahkemeye yazı yazılmasına karar verildiği, bu karar üzerine Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2009 tarihli 2008/37-38 sayılı kararı ile uyarlama yargılaması sonucu hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 81,35,29,62.maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07.12.2009 tarih ve 2009/8387-7461 sayılı kararı ile sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2010 tarihli ve 2010/337 değişik iş sayılı kararı ile şartla tahliye kararının geri alınmasına dair kararın hatalı olduğundan bahisle kaldırılmasından sonra da, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi gereğince şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği 03.08.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 02.06.2004 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2010 tarihli ve 2010/1493 değişik iş sayılı kararının bozulması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasa yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Hükümlü B.. D..’in kasten öldürmeye teşebbüs suçundan koşullu salıverildikten sonra, denetim süresi içerisinde işlediği kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından adli para cezasına mahkum edilmesi nedeniyle koşullu salıverilmenin geri alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
III) Hukuksal değerlendirme;
Hükümlü B.. D..’in kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına hükümlendirildiği, bu suçundan Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2001 gün 2001/244 müteferrik sayılı kararıyla 18.04.2001 tarihinden geçerli olmak üzere koşullu salıverildiği, hükümlünün 28.09.2005 olan bihakkın tahliye tarihi dolmadan 03.08.2002 tarihinde işlediği kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla 647 sayılı Yasanın 4 ve TCK.nun 72. maddeleri gereğince 1.320.- TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, 5275 sayılı Yasanın 107/12,13/a maddelerinde koşullu salıverilmenin geri alınabilmesi için hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suçtan hüküm giymesi veya infaz hakiminin yüklediği yükümlülüklerin bu süre içinde yerine getirilmemesi gerektiği, olayımızda kasıtlı suç işlediği anlaşılmış olan hükümlünün, kasten yaralama suçundan doğrudan para cezası ile cezalandırıldığı ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan da cezasının para cezasına çevrildiği ve 647 sayılı Yasanın 4/4. maddesi gereğince uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası olduğu, adli para cezasının ise koşullu salıverilmenin geri alınmasını gerektirmediği, 5275 sayılı Yasanın 15. maddesinin a bendinde “hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi tarafından koşullu salıverme kararının geri alınabileceğine” ilişkin düzenleme de dikkate alındığında Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2010 tarihli ve 2010/1493 değişik iş sayılı kararında isabet görülmediği anlaşıldığından, anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
IV)Sonuç ve Karar:
Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 25.08.2010 tarih, 2010/1493 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 13/11/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2012/6224 E. , 2013/1575 K.

KANUN YARARINA BOZMA
KOŞULLU SALIVERİLME KARARININ GERİ ALINMASI
ŞARTLI TAHLİYE KARARININ GERİ ALINMASI


Hükümlü R.. D..'nin 05/10/1997 tarihinde işlediği kasten adam öldürmek ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçlarından Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/11/1998 tarih, 1997/63 Esas, 1998/56 sayılı kararı ile, kasten adam öldürmek suçundan 15 sene ağır hapis cezası ile; 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçundan 10 ay hapis cezası ve 716,666 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, bu cezaların içtima edilmesi suretiyle hükümlünün neticeten 15 yıl ağır hapis, 10 ay hapis ve 716,666 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, iş bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 25/03/1999 tarih, 1999/414 Esas, 1037 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi ile hükümlünün cezası infaz edilmekte iken Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22/10/2000 tarih ve 2000/67 müteferrik sayılı kararı ile 4616 sayılı Yasa uyarınca hükümlü aynı gün şartla salıverilmiş, ancak hükümlünün bihakkın tahliye tarihi dolmadan 03/09/2005 tarihinde işlediği kasten adam yaralamak suçundan dolayı Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/10/2008 tarih 2006/119 Esas, 2008/211 sayılı kararı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararda Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 19/03/2012 tarih, 2010/6137 Esas, 2012/10205 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi ve infaza başlanması üzerine Y.. B..nın 07/06/2012 tarih, 2006/51 ilamat nolu yazısı ile Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nden hükümlü hakkında verilen 22/12/2000 tarih, 2000/67 müteferrik sayılı şartla tahliye kararının kaldırılması ve işlenen ikinci suçun işlenme tarihi olan 03/09/2005 ile ilk suçun bihakkın tahliye tarihi olan 02/08/2013 tarihleri arasındaki sürelerin aynen infazına karar verilmesi talep edilmiş, bu talep üzerine Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/06/2012 tarih, 2012/186 değişik iş sayılı kararı ile; kasten adam öldürmek suçundan verilen 15 yıl hapis cezası açısından, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmiş ancak hükümlü hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçundan verilen 10 ay hapis cezası açısından "ikinci suç olan kasten yaralama suçu ile 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçlarının aynı neviden olmadıkları, 4616 sayılı Yasaya göre koşullu salıverilmeden sonra dava zamanaşımı süresi içerisinde ve aynı neviden ikinci bir suç işlenmesi durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabileceği" gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda zikredilen 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçundan verilen 10 ay hapis cezası açısından Y.. B..nın koşullu salıverilme kararının geri alınması talebinin reddine dair Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 11/06/2012 tarih ve 2012/186 değişik iş sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 28/11/2012 tarih ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-32- 7778-2012/17339/67178 sayılı istemlerine dayanılarak, anılan kararın 5271 sayılı CMK.nun 309 maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2012 tarih ve 2012/299827 sayılı tebliğnamesine bağlı dosya incelendi, gereği düşünüldü.
I-OLAY:
Hükümlü R.. D.. hakkında 05/10/1997 tarihinde işlediği kasten adam öldürmek ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçlarından Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/11/1998 tarih, 1997/63 Esas, 1998/56 sayılı kararı ile içtimaen 15 yıl ağır hapis, 10 ay hapis ve 716,666 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 25/03/1999 tarih, 1999/414 Esas, 1037 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, 07/10/1997 tarihinde tutuklanarak cezaevine alınan ve hükmen tutuklu bulunan hükümlüye ait kesinleşen ilam infaza verildiğinde, hükümlünün gözaltında kaldığı 1 günlük gözaltı süresi de gözetilerek yapılan müddetnameye göre bihakkın tahliye tarihinin 02/08/2013 ve şartla tahliye tarihinin 647 sayılı CİK.nun 19. maddesine göre 03/09/2005 tarihi; 2148 sayılı Kanuna göre ise 04/02/2004 tarihi olduğu,
Hükümlü bu cezasını ceza infaz kurumunda çekmekte iken Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22/10/2000 tarih ve 2000/67 müteferrik sayılı kararı ile şartla salıverilmesine ve 5 yıl içerisinde yeni bir suç işlediğinde şartla tahliyesinin geri alınmasına karar verildiği, ancak hükümlünün henüz bihakkın tahliye tarihi dolmadan 03/09/2005 tarihinde ikinci kez işlediği kasten adam yaralama suçundan dolayı Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/119 Esas, 2008/211 sayılı kararı ile 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 19/03/2012 tarih, 2010/6137 Esas, 2012/10205 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, kesinleşen bu ilamın infazı için Y.. B..'na verildiği ve infaza başlanıldığı,
Hükümlünün cezası infaz edilmekte iken Y.. B..'nın 07/06/2012 tarih, 2006/51 ilamat nolu yazısı ile Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nden hükümlü hakkında 22/12/2000 tarihinde 2000/67 müteferrik sayılı karar ile verilen şartla tahliye kararının kaldırılması ve işlenen ikinci suçun tarihi olan 03/09/2005 ile ilk suçun bihakkın tahliye tarihi olan 02/08/2013 tarihleri arasındaki süreleri, aynen infazına karar verilmesinin talep edildiği,
Y.. B..'nın bu talebi üzerine, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/06/2012 tarih ve 2012/186 değişik iş sayılı kararı ile kasten adam öldürmek suçundan verilen 15 yıl hapis cezası açısından verilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına, ertelenen cezanın aynen infazına karar verildiği; ancak hükümlü hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçu için verilen 10 ay hapis cezası açısından ise "ikinci suç olan kasten yaralama suçu ile 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçunun aynı neviden olmadıkları, 4616 sayılı Yasaya göre, koşullu salıverilmeden sonra dava zamanaşımı süresi içerisinde ve aynı neviden ikinci bir suçun işlenmesi durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabileceği" gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği,
Y.. B.. İlamat ve İnfaz Bürosu'nca düzenlenen 07/09/2012 tarihli fezleke ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nden Kanun Yararına Bozma talebinde bulunulduğu,
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 28/11/2012 tarih ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-32-7778-2012/17339/67178 sayılı istemleri ile anılan kararın 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2012 tarih ve 2012/299827 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize intikal ettiği;
II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/06/2012 tarih ve 2012/186 değişik iş sayılı hükümlü hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçundan verilen 10 ay hapis cezası açısından koşullu salıverilme kararının geri alınması talebinin reddine dair kararın bozulmasına ilişkindir.
III-Hukuksal Değerlendirme:
4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinin 2 nolu parağrafının infaz aşamasında verilen koşullu salıverilme kararının geri alınması ile ilgili olarak uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu hüküm devam eden davalarda verilen "davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi" kararının kaldırılmasına ilişkindir. İnfaz aşamasında koşullu salıverilmeden sonra koşullu salıverilmenin geri alınma şartlarını gösteren bir hüküm 4616 sayılı Yasada yer almamaktadır.
Somut durumda koşullu salıverilmenin geri alınmasının şartlarını gösteren hükümler 765 sayılı TCK.nun 17 ve 5275 sayılı CGTİHK.nun 107. maddeleridir. Her iki maddede de koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresi içerisinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınacağı ve ikinci suçu işlediği tarih ile ilk suç açısından bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin aynen infaz edileceği belirtilmektedir. Bu durum karşısında denetim süresi içerisinde işlenen suçun koşullu salıverilme kararı verilen suç ile aynı cins olması gerekmemektedir. Denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun kasıtlı bir suç olması, bu suçun hapis cezasını gerektiren bir suç olması ve bu suç nedeniyle hapis cezası verilmiş olması yeterlidir.
Bu durumda Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesince 765 sayılı TCK.nun 17 ve 5275 sayılı C.G.T.İ.H.K'nun 107 maddeleri uyarınca mezkur konuda koşullu salıverilme kararının geri alınmasına, ertelenen cezanın aynen infazına karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, yasaya aykırı bulunan Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 11/06/2012 tarih ve 2012/186 değişik iş sayılı kararının zikredilen hususa münhasıran bozulması cihetine gidilmiştir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2012 tarih ve 2012/186 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan hususa münhasıran (BOZULMASINA), diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Y.. B..na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na (TEVDİİNE), 28/02/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/5899 E. , 2015/6448 K.

KANUN YARARINA BOZMA
ÇOCUK MAKTULÜ ÖLDÜRMEK


1-) Hükümlü Y.. S.. hakkındaki dosya içeriğinden; 08.05.1997 doğumlu olan hükümlünün, 01.11.2011 tarihinde çocuk maktul B.. K..'u kasten öldürme suçundan Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 gün, 2012/90 esas ve 2013/311 sayılı kararı ile TCK'nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hakkında verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmış olup, bu kararın kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 16.10.2015 gün ve 94660652-105-25-11191-2015-21002/67090 sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2015 tarihli ve 2015/349710 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmıştır.
2- ) Kanun yararına bozma isteminin kapsamı;
5237 sayılı TCK’nun 31/2-son maddesindeki "...bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz" hükmü gözardı edilerek sonuç olarak 7 yıl hapis cezası yerine sanığın aleyhine olacak şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmedilmesinin doğru olmadığına ilişkindir.
3- ) Hukuksal değerlendirme;
5271 sayılı CMK'nun 309. maddesine göre; temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı "kanun yararına bozma" isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür. Aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinde ise "hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder"
5237 sayılı TCK'nun 31/2. maddesine göre; "Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz".
Şeklindeki yasal düzenlemelere göre kanun yararına bozma isteminin konusu somut olay değerlendirildiğinde, 5237 sayılı TCK'nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca yapılan uygulama sonucunda verilen 10 yıl hapis cezasının 31/2-son maddesi uyarınca 7 yıla indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup, kararının bu nedenle CMK'nun 309. maddesi uyarınca Kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-) Sonuç ve Karar;
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Erzurum l. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 gün, 2012/90 esas ve 2013/311 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMK'nun 309/4-d maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında TCK'nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca yapılan uygulamadan sonra gelmek üzere "TCK'nun 31/2. madde son cümlesi gereğince sanığa verilebilecek ceza 7 yıldan fazla olamayacağından sanığın 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesine, karardaki diğer hususların aynen korunmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/5895 E. , 2015/6460 K.

KANUN YARARINA BOZMA
İNTİHARA YÖNLENDİRME SUÇU
İDDİANAME HAZIRLANMASI GEREKEN DURUM


İntihara yönlendirme suçundan şüpheliler Mustafa ve Vehbi hakkında yapılan soruşturma sonunda Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.03.2015 gün ve 2014/3629 soruşturma, 2015/839 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine ilişkin Silifke Sulh Ceza Hakimliğinin 27.04.2015 gün ve 2015/615 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; 14.07.2015 tarihinde ilaç içmek suretiyle intihar ettiği değerlendirilen ölen S. Ö.ün, çalıştığı işyerinin sahibi olan şüpheli Mustafa'nın oğlu olan Vehbi ile gönül ilişkisi olduğu yönünde emareleri içerir kişisel bilgisarayından ele geçirilen bir kısım mesajların bulunduğu, şikayetçi Figen'in Silifke Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde şüpheli Vehbi'nin kardeşinin tedavisi sırasında, kendisini yönlendirerek kendi isteği ile intihar ettiği şeklinde kağıda yazı yazdırdığı, ölenin telefonunu istediği, kardeşinin telefonu vermediği ancak telefonun bir kişi tarafından alındığı, olaydan bir gün sonra şüphelinin telefonunun arabada olduğunu bildirdiğini iddia etmesi karşısında, şikayetçiler tarafından ibraz edilen ölene ait cep telefonunun pin ve güvenlik kodu ile kilitli olduğundan bahisle incelenemediği şeklindeki Adana İl Emniyet Müdürlüğünün 11.03.2015 tarihli cevabi yazısı ile yetinilmeyerek, gerektiğinde bu hususta müştekilerin tekrar beyanına başvurulmak suretiyle yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olan başka bir kuruma gönderilmek suretiyle cep telefonunda yer alan kayıt ve bilgilerin dökümü yapıldıktan sonra toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame tanzimi ile kamu davası açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden söz edilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğünün 19.10.2015 gün ve 94660652 — 105 - 33 - 8623 - 2015 - 21071/67374 sayılı istemlerine dayanılarak Silifke Sulh Ceza Hakimliğinin 27.04.2015 gün ve 2015/615 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2015 tarih ve ve 2015/352480 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası dairemize gönderilmekle, okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.


TÜRK MİLLETİ ADINA
I-) Olay:
S. Ö.'ün çalıştığı işyerinde 14.07.2014 tarihinde tarım ilacı içmesi sonucu 25.07.2014 tarihinde ölmesi ile ilgili olarak başlatılan soruşturma sonunda şüpheliler Mustafa ve Vehbi hakkında intihara yönlendirme suçundan Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2015 gün ve 2014/3629 soruşturma, 2015/839 karar sayılı ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazında Silifke Sulh Ceza Hakimliğinin 27.04.2015 gün ve 2015/615 değişik iş sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Uyuşmazlık, ölüm sebebi içtiği parakurat içeren tarım ilacına bağlı olduğu tespit edilen S. Ö.'ü, şüpheliler Mustafa ve Vehbi'nin intihara azmettirdiklerine, teşvik veya yardım ettiklerine dair maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve kamu davasını açmaya yer olup olmadığına ilişkin karar verilmesini sağlayacak deliller yeterince toplanmadan “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karar verilip verilmediğine ilişkindir.
III- Hukuksal Degerlendirme:
5271 sayılı CMK.nun 160. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altını almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Şüpheli Mustafa'ya ait işyerinde çalışan ölen Serpil'in, 14.07.2014 tarihinde işyerinde bulunduğu sırada tarım ilacı içerek rahatsızlanması üzerine şüpheli Mustafa tarafından hastaneye götürüldüğü, 25.07.2014 tarihinde öldüğü, ölü muayene tutanağına göre, Serpil'in ölümünün içtiği parakurat içeren ilaca bağlı olduğunun tespit edildiği,
Serpil'in bilgisayarından, şüpheli Mustafa'nın oğlu olan şüpheli Vehbi ile Serpil arasında duygusal yakınlık bulunduğu yönünde emareleri içerir mesajlar tespit edildiği, ölenin ablası Figen'in, şüpheli Vehbi'nin hastanede Serpil'e kendi isteği ile ilaç içtiğini belirten bir yazı yazdırdığını, Vehbi cep telefonunu istediğinde ise Serpil'in telefonunu kapatıp vermediğini beyan ettiği,
Adana İl Emniyet Müdürlüğünün Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 10.03.2015 tarihli raporunda, Serpil'e ait cep telefonunun güvenlik kodu ile sim kartın pin kodu bilinmediğinden inceleme yapılamadığı, güvenlik kodu ve puk kodu bildirildiği takdirde inceleme yapılabileceğinin belirtildiği,
Bu duruma göre; Serpil'e ait cep telefonunun puk kodu ve güvenlik kodunun araştırılması, gerektiğinde ölenin yakınlarının tekrar beyanlarının alınması, yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olan başka bir kurumdan cep telefonunda yer alan kayıt ve bilgilerin temin edildikten sonra sonucuna göre kamu davası açılıp açılmayacağına karar verilmesi yerine, eksik soruşturma sonucu “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsiz görülmekle, Silifke Sulh Ceza Hakimliğinin 27.04.2015 gün ve 2015/615 değişik iş sayılı kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının isteminin kabulüne,
2-Silifke Sulh Ceza Hakimliğinin 27.04.2015 gün ve 2015/615 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca “kanun yararına” BOZULMASINA,
3-Diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/5278 E. , 2015/6447 K.

KANUN YARARINA BOZMA
AYNI FİİL İÇİN DAVA AÇILMASI
CEZA HÜKMÜNÜN KONUSU
MAHKEMENİN, SAVCILIĞIN FİİLİ NİTELENDİRMESİYLE BAĞLI OLMAMASI


Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçundan şüpheli M.. Y.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/02/2015 tarihli ve 2014/2316 soruşturma, 2015/83 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına dair Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 24/04/2015 tarihli ve 2015/762 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/02/2015 tarihli ve 2014/2316 soruşturma, 2015/83 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına konu olan, 19/05/2014 tarihinde sanık M.. Y..’ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı kamyon ile seyir halindeyken, emniyet şeridinde park halinde bulunan müteveffa İ.. K..’ye ait araca çarparak, İ.. K..'nün ölümüne ve müşteki N.. K..’nün yaralanmasına neden olmak şeklindeki eylemi nedeniyle Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2014 tarihli ve 2014/207-338 sayılı kararıyla 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum olması (söz konusu kararın temyiz incelemesi için Yargıtay'da bulunduğu) karşısında, aynı eylem nedeniyle şüpheli hakkında kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 01.09.2015 gün ve ve 94660652-105-54-7892-2015-17892/57663 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve evrak Dairemize gönderilmekle gereği görüşülüp düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçla 19.05.2014 günü yaptığı ve İ..K..'nün ölümü ve N.. K..'nün yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonunda Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2014 gün ve 2014/380 iddia nolu iddianamesi ile taksirle ölüme, yaralanmaya neden olma suçundan TCK'nun 85/2, 22/4 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2014 gün, 2014/207 esas, 2014/338 sayılı kararı ile sanığın taksirli bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK’nun 85/2, 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 3 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınması cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Kovuşturma aşamasında 06.11.2014 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından mahkemeye sunulan esas hakkındaki mütaala da, sanığın taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan TCK’nun 85/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasının istenmesi üzerine, yargılamaya konu aynı eylemle ilgili olarak mağdur Nagihan Köklü vekilinin Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 14.11.2014 tarihli şikayet dilekçesinde, sanığın eyleminin yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme ve ihmali davranışla öldürme suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle sanık hakkında soruşturma yapılmasını ve kamu davası açılmasını istediği,
Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, 17.02.2015 gün ve 2015/83 sayılı kararı; ile şikayete konu eylemle ilgili olarak dava açıldığı ve hüküm verildiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı şikayetçi vekilinin itiraz ettiği, itiraz mercii olan Sakarya l. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2015 gün ve 2015/762 değişik iş sayılı kararı ile "şüphelinin bildirim yükümlülüğünü yapıp yapmadığı ile şayet yapmamış ise maktulün ölümü ile arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçu yönünden itirazın kabulü ile Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2015 gün ve 2015 karar sayılı takipsizlik kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmakla;
Ceza yargılamasında yargılamaya esas alınan sanığın "fiili"dir, suç fiile dair nitelendirme olup, CMK’nun 225/1. maddesine göre hüküm, iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin "fiil ve fail" hakkında verilir, mahkeme, fiili yargıladığından savcılığın fiili nitelendirmesi (fiili bir suçla isimlendirmesi) ile bağlı olmadığı,
CMK’nun 174. maddenin 1-a ve b bendine göre; CMK’nun 170. maddesine aykırı olarak düzenlenen, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceği; iddianame kabul edilip kamu davası açıldıktan sonra delilleri toplama ve takdir etme yetkisinin mahkemeye ait olduğu,
CMK'nun 223. maddenin 7. bendine göre, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
Şeklindeki yasal düzenlemelere göre somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın sevk ve İdaresinde bulunan araçla 19.05.2014 günü yaptığı ve maktul İ.. K..'nün ölümü ve mağdur N.. K..'nün yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası olayı ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından sanığın fiili değerlendirilip kamu davasının açıldığı, Cumhuriyet savcılığı tarafından dava konusu yapılan fiilin nitelendirilmesi ile mahkemenin bağlı olmadığı, şikayetçinin ve vekilinin dava konusu yapılan fiilin nitelendirilmesi ile ilgili olan itirazlarını yargılamayı yapan mahkemede dile getirmesi, delillerini mahkemeye sunması gerektiği "şüphelinin bildirim yükümlülüğünü yapıp yapmadığı ve yapmamış ise maktulün ölümü ile arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı" konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına gerek bulunup bulunmadığını takdir etme yetkisinin yargılamayı yapan mahkemeye ait olduğu, Cumhuriyet savcılığı tarafından bu konuda rapor alınsa dahi aynı fiil ile ilgili olarak yeni bir nitelendirme yapılarak kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, Sakarya l. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2015 gün ve 2015/762 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç ve Karar;
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Sakarya l. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2015 gün ve 2015/762 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/5438 E. , 2015/5881 K.

KANUN YARARINA BOZMA
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU
İÇTİMA KARARLARININ İTİRAZ YASA YOLUNA TABİ OLMASI
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARI


Her ne kadar Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2000/83 esas sayılı dosyası Karar Düzeltme talebi ile Dairemize gönderilmiş ise de;
Dairemiz tarafından 14.05.2014 tarihinde;
Kasten öldürme suçundan hükümlü T.. U.. hakkında Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesince 765 sayılı TCK.nun 448. maddesi gereğince verilen 30 sene ağır hapis cezasına ilişkin 22/12/2000 tarih ve 83/256 sayılı hükmün Dairemizin 11/12/2001 tarih ve 3097/4568 sayılı ilamı ile onanmasına karar verildikten sonra 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2005 tarih ve 83/256 sayılı ek kararı ile ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülerek 30 yıl hapis cezası olarak aynen infazına karar verildiği ancak bu uyarlama kararı re'sen temyize tabi bulunduğu halde itirazı kabil olarak verilen kararın usule aykırı şekilde kesinleştirilerek infaza verildiği, infaz aşamasında hükümlü hakkında İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2002 tarih ve 259/283 sayılı ilamı ile verilen 26 yıl hapis cezası ile İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2001 tarih ve 325/472 karar sayılı ilamı ile verilen 15 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin ilamların kesinleşmesi üzerine Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinden içtima kararı istendiği, Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/04/2006 tarih ve 2006/579 müteferrik sayılı kararı ile ilamlar içtima edilerek 765 sayılı TCK.nun 71/2. maddesi uyarınca hükümlünün 24 yıldan fazla iki hapis cezasının bulunması nedeniyle müebbet hapis cezası ile cezalandırılması ve infazın müebbet hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verildiği, hükümlü tarafından bu ilama karşı yapılan itiraz üzerine Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/02/2011 gün ve 2011/695 D.iş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddedildiği, hükümlünün bu karara karşı "yazılı emir yoluna" gidilmesini istemesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/12/2012 tarihli yazısıyla kanun yararına bozma yoluna gidilmediğinin bildirildiği, hükümlünün son olarak 06/03/2014 tarihli dilekçe ile kendisine içtima sonucu 36 yıl hapis cezası yerine müebbet hapis cezası verilmesinin hatalı olduğundan bahisle Yargıtay’a başvurduğu anlaşılmakla,
Hükümlü T.. U.. hakkında infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin içtima kararının 5275 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca itiraza tabi bulunup temyiz yoluna başvurulması mümkün olmadığı gibi itiraz mercii tarafından 5271 sayılı Yasanın 271/4. maddesi uyarınca verilen kararın kesin nitelikte olduğu ve bu karara karşı 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına bozma yoluna da gidilmediği anlaşılmış ise de,
Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2005 tarih ve 83/256 sayılı ek kararı ile verilen uyarlama kararı re'sen temyize tabi bulunduğu halde usule uygun kesinleştirme işleminin yapılmamış olması ayrıca içtima kararına konu edilen İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2002 tarih ve 259/283 sayılı ilamı ile verilen 26 yıl hapis cezası ile İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2001 tarih ve 325/472 karar sayılı ilamı ile verilen 15 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin ilamların kesinleşme şerhli örneklerinin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşıldığından, hükümlünün içtima kararına karşı yapmış olduğu itiraz nedeniyle bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, gereği için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Karar verildiği,
Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından eksiklikler giderildikten sonra dosyanın yeniden Dairemize gönderilmesi üzerine Dairemiz tarafından 12.11.2014 tarihinde;
Hükümlü T.. U.. hakkında 765 sayılı Türk Ceza Yasası uygulanarak verilmiş ve kesinleşmiş olan 22.10.2000 tarihli hükmün, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi gereğince yeniden ele alınıp, lehe olan yasanın belirlenmesi ve uygulanması sırasında; 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile yapılan uygulamanın lehe olduğu anlaşıldığından; duruşma yapılmadan uyarlama isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, hükümlünün infazın durdurulması ve tahliyeye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, re'sen temyize tabi olan hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,
Karar verildiği,
Dosyanın Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 04.12.2014 tarihinde infaz savcılığına gönderildiği, infaz sırasında hükümlünün 28.09.2015 tarihinde yeniden dilekçe vererek içtima kararının yeniden incelenmesini talep ettiği anlaşılmakla;
Hükümlünün aynı nitelikteki talepleri ile ilgili olarak 14.05.2015 tarihli kararımızda da belirtildiği üzere içtima kararlarının itiraz yasa yoluna tabi bulunduğu, itiraz mercii tarafından itirazın reddedildiği, Adalet Bakanlığı tarafından da yazılı emir yoluna gidilmeyeceğinin bildirildiği, Dairemiz tarafından içtima kararlarına karşı bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmadığı anlaşıldığından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dosyanın mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01/12/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/4780 E. , 2015/5038 K.

KANUN YARARINA BOZMA
HÜKÜMLÜ HAKKINDA KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNDAN KOŞULLU SALIVERME KARARI VERİLMESİ
ŞARTLI TAHLİYE KARARININ GERİ ALINMASI GEREĞİ
BİHAKKIN TAHLİYE TARİHİ


Kasten öldürmek suçundan hükümlü ..'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 448/1 ve 59 maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22,01.1997 tarihli ve 1996/120 Esas, 1997/1 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar işlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gereğince 08.04.2001 tarihinden itibaren şartla tahliyesine ilişkin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2001 tarihli ve 2001/137 Müt.sayılı kararı sonrasında, hükümlünün şartla tahliye süresi içinde 23.01.2008 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2009 tarihli ve 2008/53 Esas, 2009/81 sayılı ilamı ile 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, şartla tahliyenin geri alınması yönünden Mahkemesince ihbarda bulunulması üzerine, hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin 08.04.2006 tarihi olduğu cihetle deneme süresinin sona ermesinden sonra işlenen suç nedeniyle şartla tahliye kararının geri alınmasına yer olmadığına dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/1068 D iş sayılı kararına infaz yeri savcılığınca yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli ve 2014/1294 D.iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İş bu kararın yerinde olmadığı ileri sürülerek Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.03.2015 tarih ve 94660652-105-06-0411-2015/6051/18725 sayılı taleplerine müsteniden anılan kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca Kanun Yararına Bozulmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2015 tarih ve 2015/99814 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle, okundu gereği konuşulup düşünüldü.

I- Olay :
Kasten öldürme suçundan hükümlü ..'ın 765 sayılı TCK’nun 448, 59/2. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.01.1997 tarihli ve 1996/ 120 Esas, 1997/1 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 4616 sayılı Yasa uyarınca 08.04..2001 tarihinde koşullu salıverilmesine ilişkin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03.04.2001 tarihli ve 2001/137 müteferrik sayılı kararını müteakip, hükümlünün 23.01.2008 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.02.2009 tarih ve 2008/53 esas, 2009/81 karar sayılı kararı ile 2 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği ve şartla tahliyenin geri alınması yönünden Mahkemesince ihbarda bulunulduğu, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/1068 değişik iş sayılı kararı ile “05. 02. 2001 tarihinde düzenlenen müddetnamede hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin 08.04.2006 olarak gösterilmesi ve bihakkın tahliye tarihinin 08.04.2006 tarihi olduğu cihetle deneme süresinin sona ermesinden sonra işlenen suç nedeniyle şartla tahliye kararının geri alınmasına yer olmadığına" karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.11.2014 tarihinde iş bu karara itiraz edildiği, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli ve 2014/1294 değişik iş sayılı kararı ile de itirazın reddine karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.01.2015 tarihli fezleke ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden Kanun Yararına Bozma talebinde bulunulduğu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.03.2015 tarih ve 94660652-105-06-0411-2015/6051/18725 sayılı istemleri ile anılan kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2015 tarih ve 2015/99814 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize intikal ettiği anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine ilişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/1068 değişik iş sayılı kararı ile verilen hükümlünün şartla tahliyesinin geri alınması talebinin reddine yönelik kararın kaldırılmasına dair itirazın reddine ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarih ve 2014/1294 değişik iş sayılı kararın bozulmasına ilişkindir.

III-Hukuksal Değerlendirme:
22/12/2000 günlü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı “ 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun” un 1/2. maddesinde " .......şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez" Bu maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali üzerine aynı tarihte yeniden düzenlenerek 28 Mayıs 2002 günlü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve daha lehe olan 4758 sayılı " 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 1/2. Maddesinde " ...... şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Hükümlünün tabi olduğu infaz hükümlerine göre infaz kurumunda geçirmeleri gereken süreden 10 yıllık indirim yapılarak, şartla tahliye tarihinin belirlenmesi gerektiği, 10 yıllık indirimin bihakkın tahliye tarihini değiştirmeyeceği, 05.02.2001 tarihli müddetnamede bihakkın tahliye tarihi 08.04.2006 olarak gösterilmiş ise de infazda kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği ve hükümlünün şartla tahliye tarihi olan 08.04.2001 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 03.04.2016 tarihleri arasında 23.01.2008 tarihinde hırsızlık suçunu işlediği anlaşılmakla, hükümlü hakkında ikinci suçu işlediği 23.01.2008 tarihi ile kasten öldürme suçunun bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin geri alınması gerektiği hususu dikkate alınarak, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, yasaya aykırı bulunan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarih ve 2014/1294 değişik iş sayılı kararının bozulması cihetine gidilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarih ve 2014/1294 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 22/10/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj