Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

15. Ceza Dairesi 2013/2162 E. , 2013/3283 K.

AVUKATIN DAVA DOSYASINI İNCELEME YETKİSİ
AVUKATIN SORUŞTURMA EVRAKINI İNCELEME YETKİSİ
AVUKATIN DOSYADAN FOTOKOPİ ALMA YETKİSİ


Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin şikâyeti üzerine dolandırıcılık ve resmî evrakta sahtecilik suçlarından Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1435 sayılı dosyası üzerinden yürütülen sorutturma sırasında, Avukat A.. D..'ın soruşturma evrakını inceleme talebinin reddine ilişkin anılan Cumhuriyet Başsavcılığının 22/02/2012 tarihli kararına karsı adı geçen avukat tarafından yapılan itirazının kabulüne dair Batman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/03/2012 tarihli ve 2012/299 değişik iş sayılı kararına yönelik İtirazın reddine ilişkin Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2012 tarihli ve 2012/168 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07.05.2012 gün ve 2012/7976/27229 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2012 gün ve 2012/132575 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 2.maddesinde "Bu Kanunun uygulanmasında; a)Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, ... c)Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı, d)Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı, e)Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, f)Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi, ... i)Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,... ifade eder.",
"Soruşturmanın Gizliliği" başlıklı 157.maddesinde "Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir." hükümlerinin bulunduğu,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 46/2.maddesinde "Avukat veya stajyer, vekaletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.",
Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in "Soruşturma Evrakının İncelenmesi" başlıklı 45/2.maddesinde, "Şüpheli ya da müdafi soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir." hükmüne yer verildiği,
Belirtilen yasal düzenlemeler ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, genel olarak soruşturma evresinin gizli olduğu, şüpheli müdafii ya da katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişi vekili olan avukatın soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla soruşturma evrakını inceleyebileceği, vekâletname ya da görevlendirme yazısı olmadan soruşturma dosyaları haricinde sadece mahkemelerdeki dava dosyaları ile icra dairelerindeki takip dosyalarının incelenebileceği gözetilmeden,
Batman Cumhuriyet Başsavcılığının kararına karsı yapılan itirazın kabulüne ilişkin karara yönelik itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.03.2012 gün ve 2012/168 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

16. Hukuk Dairesi 2011/3413 E., 2011/8832 K.

İTİRAZ ÜZERİNE MERCİİNİN VERMESİ GEREKEN KARAR




Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık R.... E.... hakkında yapılan yargılama sonucunda, şikayetin süresinde yapılmamış olması sebebiyle sanık hakkında açılan davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi gereğince düşürülmesine dair Sarayönü İcra Mahkemesinin 05/11/2010 tarihli ve 2010/18 esas, 2010/19 sayılı kararına, ücreti vekalet takdir edilmesi yönündeki sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulüne ilişkin Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2010 tarihli ve 2010/1568 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 23.02.2011 gün ve 2011/2010/10786 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08/04/2011 gün ve K.Y.B. 2011/119663 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.

Tebliğnamede,

1- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan, "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık hakkında yapılan şikayetin, süresinden sonra yapıldığından bahisle Sarayönü İcra Mahkemesince davanın düşürülmesine karar verilmiş olunması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinde,

2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 271/2. maddesi uyarınca, itirazı yerinde gören merciin, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiğinin nazara alınmaması isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun "Tanımlar" başlıklı 2.maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; "kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder." olarak yapılmıştır....."disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1.maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen "hüküm" niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz." şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanaeylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, CMK'nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanununun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği gözetildiğinde, itiraz hakkında (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Somut olayımızda bu durum gerçekleşmiştir.

Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun "itiraz yolu" başlıklı 29. maddesinin 3. Fıkrasında, "her bir itirazla ilgili olarak "itirazın kabulüne" veya "itirazın reddine" karar verir…

….." hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek mahkemenin "itirazın kabulüne" veya "itirazın reddine," karar vereceği şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden mahkemenin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur.

Dosya kapsamına göre; Sarayönü İcra Mahkemesinin 30/9/2010 tarihli tensip zaptındaki ara kararlarının yerine getirilmiş, tüm delillerin toplanmış olması ve dosya içerisinde araştırılması gereken bir husus ve toplanması gereken bir delil de bulunmamasına göre, sanık müdaafiinin ücreti vekalet takdir edilmesine ilişkin itirazının kabulüne karar veren Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın esası hakkında da bir karar vermesi gerekirken, dosyanın Sarayönü İcra Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi isabetsizdir.

Tebliğnamedeki (2) no'lu istemin kabulü nedeniyle, (1) no'lu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2010 tarihli ve 2010/1568 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

16. Hukuk Dairesi 2011/1204 E., 2011/4027 K.

BORÇLU SIFATI
ÖDEME ŞARTINI İHLAL SUÇU
TAKİBİN KESİNLEŞMEMESİ




Ödeme şartını ihlal suçundan sanık Özcan'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, (Soma İcra Mahkemesi)'nin 14.05.2010 tarihli, 2009/422 esas ve 2010/312 sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığı'ndan verilen 29.12.2010 gün ve 76716 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 10.01.2011 gün ve K.Y.B. 2011/1578 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,

Tebliğnamede, sanık hakkında Soma İcra Müdürlüğü'nün 2008/2251 sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibi sırasında, sanık ve alacaklı vekilinin birlikte icra dairesine giderek, sanığın borcun tamamını faizi ve tüm masrafları ila birlikte ödeyeceğini taahhüt ettiği halde, taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Soma İcra Müdürlüğü tarafından borçlu-sanığa çıkarılan ödeme emrinin sanığa tebliğ edilemeden iade edilmiş olması ve sanığın icra dairesinde taahhütte bulunmadan önce, tüm sürelerden feragat ettiği ve takibin kesinleştirilmesi yönünde bir beyanının bulunmaması karşısında, taahhüdün geçerli olmayacağı ve atılı suçun oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Mu-hakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:

Dosya kapsamına göre; Soma İcra Müdürlüğü'nün 2008/2251 sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde, sanık ve alacaklı vekilinin birlikte icra dairesine giderek, sanığın borcun tamamını faizi ve tüm masrafları ile birlikte ödeyeceğini taahhüt ettiği halde, taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle İİK'nın 340. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, Soma İcra Müdürlüğü tarafından çıkarılan ödeme emrinin borçluya tebliğ edilemeden iade edilmiş olması ve sanığın icra dai-resindeki taahhüdünde de tüm sürelerden feragat ettiği ve takibin kesinleştirilmesi yönünde bir beyanın bulunmaması karşısında, borçlu sanık yönünden takibin kesinleşmemesi nedeniyle adı geçen sanığın henüz borçlu durumuna düşmediği, anılan yasa metninden de anlaşılacağı üzere ödeme şartını ihlal suçunun sanığının borçlu olmasının gerektiği, eş anlatımla henüz borçlu sıfatı yüklenilmeden yapılan taahhüdün de geçerli olmadığı ve atılı suçun oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Soma İcra Mahkemesi'nin 14.05.2010 tarihli, 2009/422 esas ve 2010/312 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA),

Bozma kararı üzerine 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerekmekle;

Borçlu sanık Özcan'ın ödeme şartını ihlal suçundan dolayı cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 04.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2013/19905 E. , 2013/17280 K.

MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİ
MÜDDETNAMEDEKİ YANLIŞLIK
KOŞULLU SALIVERME
İNFAZ HAKİMLİĞİNİN YANILMASI


Hırsızlık suçundan sanık A.. D..'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önce ZONGULDAK 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 3 ay hapis cezasının tekerrüre esas olması sebebiyle verilen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2011 tarihli ve 2011/162-149 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün cezasının hak ederek salıverilme tarihi olan 03/01/2013 tarihine kadar denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına ve kararın infazı için tahliyesine ilişkin, Karabük İnfaz Hâkimliğinin 06/07/2012 tarihli ve 2012/317 değişik ip sayılı kararı sonrası, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/05/2012 tarihli müddetnamede mükerrir olduğu göz önünde bulundurulmayan sanığın infaz süresinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/1,2 maddesi gereğince hesaplanması yerine sehven aynı Kanun'un 107/2 maddesine göre eksik hesaplandığından, koşullu salıverilme tarihinin 02/02/2013 olduğundan bahisle, Karabük İnfaz Hakimliğinin anılan kararın yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine sanığın kalan cezasının kapalı ceza infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin Karabük İnfaz Hâkimliğinin 18/01/2013 tarihli ve 2013/113-110 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair mercii Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 21/02/2013 tarihli ve 2013/86 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/05/2013 gün ve 2013/8771/34512 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2013 gün ve 2013/199244 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Karabük İnfaz Hâkimliğince sanık hakkında Zonguldak 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 3 ay hapis cezasının, sanığın 06/07/2012 tarihinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına başlanmasından sonra kesinleştiğinden hareketle 06/07/2012 tarihli ve 2012/317 değişik iş sayılı kararının geri alınmasına karar verilmiş ise de, söz konusu 3 ay hapis cezasına ilişkin kararın, infaza konu olan Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2011 tarihli ve 2011/162-149 sayılı kararından önce kesinleştiği ve mahkemece tekerrüre esas alındığı gözetilmeden, itirazın bu nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Zonguldak 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2011 gün ve 2011/162-149 sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan bir yıl hapis cezasına hükmolunup, Zonguldak 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 3 ay hapis cezasına ilişkin, 25.03.2008 gün ve 2007/539, 2008/181 sayılı kararı tekerrüre esas alınarak, TCK.'nun 58/6.maddesi uyarınca bir yıl hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, Karabük İnfaz Hakimliğinin 06.07.2012 gün ve 2012/317 D.İş sayılı kararı ile sanık hakkındaki cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilip, sanık tahliye edilmiştir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimine göre düzenlenmediği anlaşılan müddetnamedeki yanlışlık nedeniyle Cumhuriyet Savcılığınca yeniden düzenlenen müddetname, koşullu salıverme tarihindeki değişiklik nedeniyle 6291 sayılı Yasaya göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere Karabük İnfaz Hakimliğine gönderildiğinde, mahkemece yanılgıya düşülerek, tekerrüre esas alınan ilama konu suçun denetim süresi içerisinde işlenen suç olarak kabul edilmesi sonucu, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın iptaline ve bir yıl hapis cezasının geri kalan kısmı ile tekerrüre esas alınan ve infaz kapsamında bulunmayan 3 ay hapis cezasının kapalı ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmiş olmakla, itiraz merciince itirazın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerekirken, infaz hakimliğinin yanılgısı farkedilmeyip, itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (KARABÜK) Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 21.02.2013 gün ve 2013/86 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2011/19275 E., 2011/13227 K.

KANUN YARARINA BOZMA



Konut dokunulmazlığını ihlal ve hakaret suçlarından sanık Kadir'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1-4, 125/1, 125/4, 62. (2 defa) maddeleri uyarınca 10 ay hapis, 2 ay 27 gün cezası ile cezalandırılmasına, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2005 tarihli ve 2005/159-178 sayılı ilamı tekerrüre esas teşkil ettiğinden sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü İnfaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair Akhisar İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27.04.2010 tarihli ve 2009/191 esas, 2010/327 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 17.04.2011 gün ve 2011/4371-19889 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı lığ ı'n m 24.05.2011 gün ve 2011/175523 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebiiğnamede;

Dosya kapsamına göre, sanığın sabıkasında bulanan ve tekerrüre esas alınan Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2005 tarihli ve 2005/159-178 sayılı kararıyla verilen erteli 2.208,00 Türk Lirası adli para cezasının kesinleşmesini müteakip, aynı mahkemenin 06.09.2010 tarihli ve 2005/159-178 sayılı ek kararıyla 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Ka-nunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi anlamında tekerrüre esas alınacak sabıkası kalma-dığından yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma, hükmün verildiği tarih itibariyle mevcut hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olağanüstü yasa yolu olup, hüküm tarihinden sonra gerçekleşen duruma dayanılarak bu yasa yoluna başvurulamaz. 5728-sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi üzerine, tekerrüre esas alınan Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 30.06.2005 tarih, 2005/159-178 sayılı ilamı yönünden, hükümden sonra 06.09.2010 tarihli ek kararla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle bu ilamdan dolayı tekerrür hükümleri uygulanamayacak ise de, bu konuda 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ve 101. maddeleri uyarınca mahkemesinden karar istenmesi mümkün oiup, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilemeyeceğinden, Akhisar İkinci Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2010 gün, 2009/191, 2010/327 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma İsteminin REDDİNE, 15.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2015/16925 E. , 2015/22285 K.

KISA SÜRELİ HAPİS CEZASININ SEÇENEK YAPTIRIMLARDAN BİRİNE ÇEVRİLMESİ
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK


Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan sanık , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165 ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis ve 800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin Üsküdar 1. Çocuk Mahkemesinin 06/03/2008 tarihli ve 2007/227 esas, 2008/116 sayılı kararını müteakip, denetim tedbirine uymadığından bahisle yapılan yargılamada 1 yıl 4 ay olan hapis cezasını i/2 oranında infazına dair İstanbul Anadolu 3. Çocuk Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli ve 2014/511 esas, 2015/440 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 09/09/2015 gün ve 2015-18678/59831 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/10/2015 gün ve 2015/321039 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir’’ hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK'nın 50/3 maddesinde, onsekiz yaşından küçüklerin mahkum edildikleri bir yıldan az olan kısa süreli hapis cezasının, birinci fıkrada belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği düzenlenmiş olup, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen asıl cezanın 1 yıl 4 ay hapis cezası olup uzun süreli olması, denetim tedbirine uyulmaması nedeniyle bu cezanın yarısının infaz edilmesine karar verilmesi, asıl mahkumiyet kararının 1 yıl 4 ay olmasını değiştirmeyeceği nazara alınarak yerinde olmayan kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 03/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2015/16931 E. , 2015/22775 K.

HIRSIZLIK SUÇU
YARGILAMANIN YENİLENMESİ DURUMUNUN ŞARTLARININ BULUNMASI
OLAY VE DELİLİN YENİ OLDUĞUNUN KABULÜ
HÜKÜMLÜNÜN KİMLİĞİNİ KAYBETTİĞİ İDDİASI


Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etmek suçlarından sanık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 116/2. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Beyşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2012/297 esas, 2013/215 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, anılan karara yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2015 tarihli ve 2012/297 esas, 2013/215 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2015 tarihli ve 2015/198 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08.09.2015 gün ve 2015-18588/59411 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2015 gün ve 2015/313999 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar hükümlü tarafından Beyşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2012/297 esas, 2013/215 sayılı kararına karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ve Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince, hükümlünün ileri sürmüş olduğu iddialara ilişkin değerlendirme yapılmış olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de, hükümlü tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesi ile talebin reddine ilişkin karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde, kimliğini 2005 yılında kaybettiğini, bunun için gazete ilanı vererek karakola başvurduğunu, benzer olaylar nedeniyle hakkında davalar açıldığını ancak anılan dosyada ki suçu kendisinin işlemediğini, kendisine ait kimliğin başkası tarafından kullanıldığı konusunun Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/16 esas, 2013/118 sayılı kararı ile sabit olduğunu, ayrıca aynı kararın Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesince de verildiğini belirtmiş olması karşısında, Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/16 esas, 2013/118 sayılı kararını kapsayan dosyanın getirtilerek incelenmesi, hükümlünün dilekçelerinde belirttiği konu hakkında Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesince bir karar verilip verilmediğinin araştırılarak verilmiş ise dosyanın istenerek incelenmesi, anılan yerler Cumhuriyet Başsavcılıklarınca adına sahte kimlik belgesi düzenlenmesi eylemi nedeniyle yürütülen soruşturma yada soruşturmaların bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi için itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinde, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri sınırlı olarak sayılmış olup, aynı maddenin 1.fıkra e bendi de, “yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 2012/3-909, 2014/121 sayılı kararında da belirtildiği üzere, delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır.
Kimliğini kaybettiğini, daha önce de yargılandığını ve suçu Veli Öztürk isimli kişinin işlediğinin ortaya çıkması ile Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesi'nce beraatine karar verildiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan hükümlü Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını ilk kez ileri sürdüğü ve suç tarihinde Ankara'da olduğunu bilen tanıklar bulunduğuna ilişkin beyanı da mahkemece değerlendirilmemiş olduğu halde yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi karşısında, itiraz merciince itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (SEYDİŞEHİR) Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 31.03.2015 gün ve 2015/198 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin merciince yerine getirilmesine, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2015/16929 E. , 2015/22801 K.

HIRSIZLIK SUÇU
KANUN YARARINA BOZMA
DELİLLERİN TAKDİRİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ


Hırsızlık suçundan sanık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İSTANBUL 2. Çocuk Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2011/205 esas, 2013/602 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/09/2015 gün ve 18464/59071 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2015 gün ve 2015/312140 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerine göre, kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararının giderilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarının indirilmesi, 2. fıkra uyarınca da etkin pişmanlığın kovuşturma başlandıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde ise, verilecek cezanın yarısına kadarının indirilmesi gerektiği nazara alındığında, somut olayda sanık ve müdafiinin alınan beyanlarında hırsızlığa konu cep telefonunun satıldığı yerin ve kişinin bizzat sanık tarafından polislere gösterildiğinin, bu telefonu satın alan kişinin de zararının karşılandığını beyan ettikleri, telefonun yerinin sanık tarafından gösterildiği hususunun 02/08/2011 tarihli İlçe Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan fezleke ile doğrulandığı, bu kapsamda telefonun satıldığı 3. kişi beyanına başvurularak zararının karşılanmış olması halinde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, bu yolla kanunların aynı şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Olayla ilgili tüm kanıtlar toplanıp değerlendirildikten sonra verilen kararlarla ilgili olarak, kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden ya da eksik kovuşturma yapıldığından söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmayıp, suça konu cep telefonunu satın alan kişinin dinlenmesi ve sonucuna göre TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, (İSTANBUL) 2. Çocuk Mahkemesi'nin 02.10.2013 gün ve 2011/205, 2013/602 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2015/16765 E. , 2015/22167 K.

NİTELİKLİ HIRSIZLIK
AYNI KİŞİYE AİT BİRDEN FAZLA EŞYANIN ÇALINMASI
TEK BİR HIRSIZLIK SUÇUNUN OLUŞMASI


Nitelikli hırsızlık suçundan sanık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1 -b, 142/2-d, 143 (2 kez), 31/3 (2 kez) ve 62. (2 kez) maddeleri uyarınca 2 defa 2 yıl 7 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 1. Çocuk Mahkemesinin 25/04/2012 tarihli ve 2011/839 esas, 2012/285 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 31.08.2015 gün ve 2015-17796/57520 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2015 gün ve 2015/306109 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/10/2007 tarihli ve 2007/6-195-197 sayılı ilamında değinildiği üzere, "araya zaman aralığı girmediği ve fiilin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, sanığın eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiğinin" belirtilmesi karşısında, somut olayda, yakınanın evinden para ve bir kısım eşya ile birlikte alman otomobil anahtarıyla evin otoparkında bulunan aracın çalınmasının tek bir hırsızlık suçunu oluşturacağının kabul edilmesi gerekirken, sanığın yazılı şekilde iki ayrı hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yakınana ait konuttan gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi sırasında, cep telefonları ile yakınana ait otomobilin anahtarını ve trafik tescil belgesini alan sanığın, evin önünde park halindeki otomobili de çaldığı olayda, eylemin bir bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturacağı ve daha ağır yaptırım öngören suçtan hükümlülük kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyip, iki ayrı suçtan hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL) 1. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen, 25.04.2012 gün ve 2011/839, 2012/285 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, hükmün 1.bendinde yer alan ve TCK'nın 142/1-b, 31/3, 62. maddelerinin uygulanmasına ilişkin mahkumiyet kararının hüküm fıkrasından ÇIKARTILMASINA, hükmolunan 2 yıl 7 ay 3 gün hapis cezasının ÇEKTİRİLMEMESİNE, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2015/16890 E. , 2015/22163 K.

HIRSIZLIK SUÇU
YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ
KISA SÜRELİ HAPİS CEZASINA SEÇENEK YAPTIRIMLAR


Hırsızlık suçundan hükümlü suça sürüklenen çocuk , TCK'nun 141/1, 143, 31/3, 62/1, 50/1-b maddeleri uyarınca 7 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının katılanın zararı olan 450 TL'nin tazmin sureti ile giderilmesi seçenek yaptırıma dönüştürülmesine ilişkin BAKIRKÖY 6. Çocuk Mahkemesinin 09/05/2012 tarih ve 2011/254 esas, 2012/518 sayılı karar aleyhine sayılı kararı esas yönünden temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleş kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/09/2015 gün ve 2015/289205 sayılı tebliğnamesiyle Kanun yararın bozma isteminde bulunularak dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosyanın yapılan incelemesinde:
1-Kayden doğumlu olup, suçun işlendiği 06/02/2011 tarihinde 15 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/2. maddesi yerine, aynı Kanun'un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin olunması,
2-Hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a- Adlî para cezasına,
b-Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine, ... çevrilebilir" hükmünün, aynı zamanda etkin pişmanlık başlığı altında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi gereğince cezadan indirim sebebi olduğu, kanunî bir indirim sebebinin aynı zamanda kısa süreli hapis cezasına seçenek tedbir olarak belirlenmesinin mümkün bulunmadığı, aksine uygulamanın soruşturma sırasında zararı tamamen ve rızaen tazmin eden sanık aleyhine sonuç doğuracağından kanuna uygun olmadığının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı olduğundan, Bakırköy 6. Çocuk Mahkemesinin 09/05/2012 tarih ve 2011/254 esas, 2012/518 karar sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulması talep olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurup, onbeş yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan TCK'nın 141/1, 143. maddeleri uyarınca hükmolunan 1 yıl 1 ay hapis cezasında, aynı Yasanın 31. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yarı oranında indirim yapılması gerekirken, maddenin 3. fıkrası uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayini ve hırsızlık suçunun, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olanaklı suçlardan olması nedeniyle kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 50/1-b maddesinde yer alan aynı içerikteki “mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi” tedbiri dışında diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (BAKIRKÖY) 6. Çocuk Mahkemesi'nden verilip kesinleşen, 09.05.2012 gün ve 2011/254, 2012/518 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle;
Hükümde yer alan, kısa süreli hapis cezasının zararın tazmini seçenek yaptırımına çevrilmesine ve tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının infaz edileceğine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından ÇIKARTILMASINA,
Suça sürüklenen çocuk . hakkında, TCK'nın 141/1, 143. maddeleri uyarınca hükmolunan 1 yıl 1 ay hapis cezasının, aynı Yasa'nın 31/2. maddesi uyarınca yarı oranında indirim yapılarak 6 ay 15 güne indirilmesine, TCK'nın 62. maddesi uyarınca 1/6 indirim ile 5 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 50/3 maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının, takdiren aynı Yasa'nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü 20,00 TL.'den hesaplanarak, 3.240,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj