Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

HÜKÜMLÜ LEHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 311. MD.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: HÜKÜMLÜ LEHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 311. MD.

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY 14. Ceza Dairesi 2015/4210 E. , 2015/7483 K.


Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar ... ve ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 109/2, 109/3, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ...Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2011 tarihli ve 2008/111 Esas, 2011/20 sayılı Kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlüler vekili tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin... Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2014 tarihli ve 2008/111 Esas, 2011/20 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/1452 Değişik İş sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi;
Dosya kapsamına göre; her ne kadar ... Asliye Ceza Mahkemesince hükümlüler vekilince yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin dayanak iddiaların önceki hükme hiçbir etkisi olmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-e maddesinde yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olmasının yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında düzenlendiği, yargılamanın yenilenmesi talebine esas teşkil eden tanıklar ....,..., ..., ...'ın yazılı beyanlarıyla atılı suçu sanıkların işlemediğini beyan ettiği, bu tanıklardan ...'un kovuşturma aşamasındaki beyanı hükme dayanak teşkil eden delillerden olduğu nazara alındığında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311. maddesi kapsamında, yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu ...Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.03.2015 gün ve 94660652-105-21-0570-2015/6741/21268 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1. maddesinde kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış davanın hangi hallerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebileceğini belirtmiştir. Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri başlıklı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1. maddesine göre;
a-Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,
b-Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa,
c-Hükme katılmış olan hakimlerden biri hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise,
d-Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise,
e-Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte gözönüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa,
f-Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu halde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
Söz konusu kanuni düzenleme ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Hükümlüler müdafii tarafından ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi talebine mesnet teşkil eden yeni tanıklara ait yazılı beyan dilekçeleri ile yine daha önce ifade vermiş bir kısım tanıkların yeni beyanlarını içeren dilekçelerin salt yargılamanın yenilenmesi sebeplerini oluşturmayacağı, yargılanmanın yenilenmesine dayanak yapılan bir kısım tanıkların soruşturma ve kovuşturma evrelerinde hiç beyanlarının olmadığı yargılamanın hiçbir aşamasında tanık olarak gösterilmeyip hükmün kesinleşmesinden sonra dilekçe ile beyanda bulunmaları, tüm delillerin yargılama aşamasında hukuka uygun bir şekilde toplanıp, gözden geçirilip değerlendirilerek takdir edilmiş olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, hükümlüler müdafiin yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı anlaşılmakla;
Bu itibarla hükümlüler müdafiin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair itirazı inceleyen ... Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/1452 değişik iş sayılı kararı isabetli görüldüğünden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sözü edilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması talebine yönelik isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda sunulan gerekçeler doğrultusunda; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: HÜKÜMLÜ LEHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 311. MD.

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY 1. Ceza Dairesi 2011/7863 E. , 2012/5845 K.



Başka bir suçu işlernek amacıyla İsmail Akman'ı öldürme ve yağma suçlarından sanık S.. K..'ın, 765 sayılı TCK'nun 450/8, 31, 33. maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis ve aynı Kanun'un 497/1 ve 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddeleri uyarınca 5 yıl ağır hapis ve 3 yıl hapis, 765 sayılı TCK'nun 73. maddesi uyarınca da 3 ayı geceli gündüzlü hücrede geçirilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2003 gün ve 325-368 sayı ile verilen hükmün, sanık müdafiince temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.10.2004 gün ve 2712-3328 sayı ile verilen ve "müebbet ağır hapis ibaresi", "ağırlaştırılmış müebbet hapis" olarak değiştirilmek suretiyle kararın onanmasını havi karara dayalı ilamın infazı sırasında, hükümlü vekili tarafından yapılan başvuru üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilerek 29.06.2010 tarihinde kesinleşen ihlal kararına istinaden yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin, hükmü veren mahkemece reddi üzerine, red kararına yönelik itirazın da Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 01.06.2011 gün ve 976 değişik iş sayı ile reddine ilişkin kararlarını kapsayan dosya incelendi:
"Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının dosyaya ibraz edilmemiş olduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamında bulunan Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'nın 26.05.2011 tarihli ve 2011/9858458 sayılı onaysız yazı suretine göre, sanığın 18.03.2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yaptığı başvuru sonucu verilen 29.06.2010 tarihli ihlal kararının, 29.09.201 tarihinde kesinleştiğinin bildirilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 'nun 311. maddesinin 1-f bendinde yer alan yargılamanın yenilenmesi şartının gerçekleştiği, evrakın aslı ile ilgili tereddüt olması halinde mahkemesince bu hususta resen araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde" isabet görülmediğinden söz edilerek T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26.09.2011 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-6294- 2011/11787/48243 sayılı yazılı istemlerine müsteniden anılan kararın 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 tarih 292260 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle okundu; gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

I)Olay:
Hükümlü S.. K.. hakkındaki dosya kapsamından:
Hükümlünün; 02.01.2002 tarihinde işlediği öldürme suçu nedeniyle 05.01.2002 tarihinde yakalanarak kendi isteği üzerine Av. .... ile görüştürüldükten sonra aynı gün belirtilen avukatın da katılımıyla savunmasının alındığı ve suçunu ikrar ettiği,
07.01.2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi önünde yaptığı ikrar içeren savunmalarda da aynı avukatın hazır bulunduğu,
14.01.2002 tarihinde Askeri Cezaevinde tutuklu iken Gata Haydarpaşa Askeri Hastanesi'nin Psikiyatri Servisi'nde tedavi gören S.. K.. tarafından Kadıköy 3. Noterliğince düzenlenen 1264 sayılı vekaletname ile Av. .... vekil tayin edildiği,
Bu tarihten itibaren savunmanlık görevini üstlenen A. D. 17.01.2002 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan soruşturma dosyasının bir fotokopisini istemek suretiyle savunmaya ilişkin ilk icraatını gerçekleştirdiği,
Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2002 gün ve 94-495-28 sayılı iddianamesi ile S.. K..'ın 765 sayılı TCK'nun 450/7, 31, 33. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2002 gün ve 94-495-28 sayılı ek iddianamesi ile sanık hakkında aynı olay nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 497/1, 61, 493/2 ve 522. maddeleri uyarınca da kamu davası açıldığı,
Ağır Ceza Mahkemesince 28.01.2002 tarihinde yapılan tensiple A. D. sanık savunmanı olarak duruşmalara davet edildiği,
28.02.2002, 28.03.2002, 25.04.2002 ve 25.06.2002 tarihli duruşmalara katılan A.l D., katıldığı duruşmalarda savunmanlık görevini üstlendiği, bu tarihten sonraki duruşmalara ise katılmadığı,
Sanığın ilk olarak A. D. da hazır bulunduğu 28.03.2002 tarihli oturuma katıldığı ve soruşturma aşamasında suçu ikrar etmiş olmasına rağmen "susma hakkını" kullandığı, önceki savunmaları hatırlatıldığında ise onların doğru olmadığını söylemekle yetindiği,
19.04.2002 tarihinde mahkemeye kendi el yazısı ile bir savunma dilekçesi veren sanığın; öldürme suçunu haksız tahrik altında işlediğini kabul etmekle birlikte, yağma suçunu inkar ettiği,
Sanık savunmanı olarak herhangi bir avukatın katılmadığı 10.09.2002 tarihli oturumda Cumhuriyet Savcısı tarafından esas hakkında mütala verilerek sanıktan ek savunmasının sorulduğu, sanığın da savunma hazırlamak için süre istediği,
26.09.2002 tarihli oturumdan önce cezaevi idaresince mahkemeye bir yazı
gönderilerek, A. D. sahte avukat olduğu ve hakkında soruşturma başlatıldığı yönünde bilgi verildiği,
A. D. "sahte avukat" olduğunun iddia edilmesi nedeniyle başlatılan soruşturma üzerine, 10.10.2002 tarihinde düzenlenen vekaletname ile Av. ... savunman olarak tayin edildiği ve 17.10.2002 tarihli duruşmadan itibaren yargılama faaliyetlerine katıldığı,
17.10.2002 tarihli oturuma katılan Av. ....; daha önce A. D. savunman olarak görev yaptığı oturumların tekrar edilmesini istemesi üzerine, mahkeme tarafından "sanığın reşit olması, akıl hastalığının bulunmaması ve zorunlu müdafi atanması gereken kişilerden olmaması" nedenleriyle talebin reddine karar verildiği,
01.11.2002 tarihli oturumda, Av. ... tarafından esas hakkındaki mütalaya karşı son savunmanın yapıldığı, yazılı olarak mahkemeye sunulan bu savunmaya sanığın da sözlü olarak iştirak ettiği, bu savunmada; sanığın 19.04.2002 tarihli yazılı savunmasına uygun olarak, öldürme suçunun tahrik altında işlendiğinin, yağma suçunun ise sanık tarafından işlenmediğinin dile getirildiği,
Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 01. 1 1.2002 gün ve 36-311 sayı ile; sanığın 765 sayılı TCK'nun 450/8,31 ve 33. maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis, aynı Kanunun 495/1, 497/1, 61 ve 31. maddeleri uyarınca 5 yıl ağır hapis, 493/2. maddesi uyarınca 3 yıl hapis, ictimaen 3 ayı geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Sanık müdafii tarafından temyiz edilen bu hükmün Dairemizce 19.06.2003 gün ve 1274¬1483 sayı ile; "öldürme eyleminin 765 sayılı TCK'nun 450/8 değil, 450/7. madde ve fıkradaki suçu, diğer eylemin ise hem yağmaya teşebbüs, hem hırsızlık suçlarını değil sadece tamamlanmış yağma suçunu oluşturdurduğu" gerekçesiyle bozulduğu,
Bozmadan sonraki 18.12.2003 tarihli oturumda savunmanı da hazır bulunduğu halde savunma yapan sanığın, öldürme suçunu kendisinin işlemediğini, kendisine işkence yapıldığını, önceki savunmalarını ise kabul etmediğini söylediği,
Bozmaya uyan Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2003 gün ve 325-368 sayı ile; 765 sayılı TCK'nun 450/7, 31, 33; 497/1; 73 ve 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddeleri uyarınca 3 ayı geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasına hükmedildiği,
Sanık müdafıi tarafından temyiz edilen bu hükmün, Dairemizce 07.10.2004 gün ve 2712-3328 sayı ile; 4771 sayılı Kanun ile gerçekleştirilen değişiklik dikkate alınmak suretiyle, "müebbet" ibaresi "ağırlaştırılmış müebbet" olarak değiştirilerek onandığı,
Sanık müdafiinin 24.12.2004 tarihinde verdiği dilekçe ile; "duruşma istemine
rağmen temyiz isteminin duruşmasız yapılmış olması, sahte avukatın katılımıyla gerçekleştirilen yargılama işlemlerinin hükme esas alınması ve hükümlünün ceza ehliyeti yönünden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmaması" nedenleriyle karar düzeltme talebinde bulunduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.11.2005 gün ve 4103-1 sayı ile; "karar düzeltilmesini gerektiren bir husus tespit edilemediğinden", bu istemin reddedildiği,
Bu arada, sanık müdafıi tarafından 16.06.2005 tarihli dilekçe ile; 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmiş olması nedeniyle lehe hükümlerin uygulanması için uyarlama isteminde bulunulduğu,
Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 09.06.2005 gün ve 325-368 ek sayı ile; evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, "5237 sayılı TCK'nun uygulanmasına ve kararda değişiklik yapılmasına gerek olmadığına" karar verildiği,
19.08.2005 tarihli dilekçe ile bu kararın kaldırılmasının talep edilmesi üzerine, Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 19.08.2005 gün ve 325-368 sayı ile "kararın düzeltilmesine gerek olmadığına ve karar verilmek üzere dosyanın Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine" karar verilerek, dosyanın bu mahkemeye gönderildiği,
Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince 26.08.2005 gün ve 1241 müt. sayı ile; "Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2003 gün ve 325-368 sayılı kararından 31 ve 33. maddelerin uygulanmasına ilişkin bentlerin kaldırılmasına, yerine 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin eklenmesine; gasp suçundan kurulan hükmün kaldırılmasına; 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a, 53 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı CMK'nun 307/4. maddesi uyarınca bozmadan önceki karardaki ceza miktarı kazanılmış hak oluşturduğundan, 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5275 sayılı Kanunun 107. maddesi uyarınca cezaların ayrı ayrı infazına" karar verildiği,
Daha sonra tekrar lehe kanun uygulanması talep edildiğinde; yapılan duruşmalı yargılama sonunda Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25.09.2008 gün ve 325-368 ek sayı ile; "öldürme ile ilgili olarak önceki hükmün infazına, yağma ile ilgili olarak Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.08.2005 gün ve 1241 müt. sayılı kararının kaldırılmasına, 5237 sayılı TCK'nun 148, 1491l-a-d-h,53 madde, fıkra ve bentleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca bu cezanın 8 yıl olarak infazına, "üç ay geceli gündüılü bir hücrede tecrit edilmek üzere müebbet ağır hapis cezasının infazına" dair kısmın kaldırılmasına" hükmedildiği,
Bu hükmün hükümlü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizee 16.02.2010 gün ve 1718-837 sayılı ile "hükümde gerekçe bulunmadığı" gerekçesiyle bozma kararı verildiği,
Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27.04.2010 gün ve 121-128 sayı ile; bozmaya da uyulmak suretiyle, "öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nun 82/l-h, 53. madde,fıkra ve bentleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla; yağma suçundan ise aynı Kanunun 149/1-a-h, 53 ve 1412 sayılı CMUK'nun 326/son madde, fıkra ve bentleri uyarınca 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılması" yönünde hüküm kurulduğu,
Bu hükmün, res'en yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce 25.01.2011 gün ve 6507¬84 sayı ile "765 sayılı TCK'nun 68-77 maddelerinin infazda gözetilebileceğine işaret edilmek suretiyle" onandığı,
Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2010 gün ve 188-46 sayılı kararı ile Aysel Durkan'ın sahte avukat olduğunun kabul edilerek, bu kişi hakkında S.. K..'ın yargılandığı dosyada sahte avukatlık yapmış olması nedeniyle de cezaya hükmedildiği,
Bu sırada, hükümlünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurması üzerine, bu mahkemece, 29 Haziran 2010 gün ve 12976/05 sayılı, Karadağ/Türkiye Kararının verildiği,
Sözedilen kararda; başvuranın soruşturma aşamasında, olay yerine iletme, keşif ve incelemeyle beraber olay yeri tatbikatı, askeri komutana verdiği ifade gibi bazı durumlarda avukat yardımından mahkum bırakılması, yargılamanın belli bir bölümünde gerçek bir avukatın yardımından yararlanılmamış ve avukatın sahte olduğunun anlaşılması üzerine de bu bölümde yapılan yargılama işlemlerinin yenilenmemiş olması ve 30 Mayıs 2002 tarihinde Kanal D isimli televizyon kanalında yayınlanan "Parmak İzi" adlı programa, dosyanın konusu olan olayın konu edildiği ve yapılan canlandırmada, henüz hakkındaki yargılama sonuçlanmamış olan sanığın kesin suçlu olarak gösterildiği, bu konu ile ilgili olarak ta aynı programda soruşturma aşamasında görev yapan polis memurlarından birisinin açıklamalarda bulunduğu gerekçesiyle masumiyet karinesinin ihlal edilmiş bulunması, nedenleriyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1 ile bağlantılı olarak 6/2,3 (c) ve (d) bentlerinin ihlal edildiğine, bu nedenle, başvurana ödeme tarihindeki faiz oranıyla birlikte, manevi tazminat olarak 7200, yargılama gideri olarak ta 629 Euro ödenmesine, hükmedildiği,
Sanık müdafiince 07.02.2011 tarihinde Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine verilen ve ekinde Karadağ/Türkiye Kararının orijinali ile çevirisinin bulunduğu dilekçeyle, AHİM'nin sözkonusu kararı dayanak yapılmak suretiyle yeniden yargılama yapılmasının talep edildiği,
Bunun üzerine, Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 24.05.2011 gün ve 121-128 sayılı ek kararla, "somut olayda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının henüz dosyaya ibraz edilmediği, dolayısıyla CMK'nun 311-1-f maddesindeki kesinleşme şartının gerçekleşmediği" gerekçesiyle, talebin reddine;
hükümlü vekilinin T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'nın bahsedilen kararın 29 Eylül 2010 tarihinde kesinleştiğini bildiren 26 Mayıs 2011 gün ve B.06.0.AKGY.O.O-156.50/22-3176- 2011/9858458 sayılı yazısının fotokopisini de eklediği itiraz üzerine dosyanın yeniden incelenmesi üzerine de 01.06.2011 gün ve 121-158 ek karar sayı ile "CMK'nun 268. maddesi gereğince 24.05.2011 tarihli kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına" karar verildiği,
Bu karara itiraz edildiğinde ise Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince 01.06.2011 gün ve 976 değişik iş sayı ile itirazın reddedildiği,
Hükümlü vekili tarafından 21.06.2011 tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince sunulan dilekçe ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin istenildiği,
T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26.09.2011 gün ve B.03.0.cİG.0.00.00.04-105-34-6294-2011/11787/48243 sayılı yazıları ile; "Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının dosyaya ibraz edilmemiş olduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamında bulunan Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'nın 26.05.2011 tarihli ve 2011/9858458 sayılı onaysız yazı suretine göre, sanığın 18.03.2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yaptığı başvuru sonucu verilen 29.06.2010 tarihli ihlal kararının, 29.09.201 tarihinde kesinleştiğinin bildirilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu/nun 311. maddesinin 1-/f bendinde yer alan yargılamanın yenilenmesi şartının gerçekleştiği, evrakın aslı ile ilgili tereddüt olması halinde mahkemesince bu hususta resen araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde" isabet görülmemiştir, açıklamasına dayalı olarak kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 gün ve 2011/292260 sayılı tebliğnamesiyle de bu talebin aynı görüşle Dairemize iletildiği,
Anlaşılmaktadır.
II)Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
S.. K.. hakkında, kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın 5271 sayılı CMK'nun 311/1- f madde/fıkra/bendi uyarınca yenilenmesinin gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.
III) Hukuksal değerlendirme;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 5271 sayılı CMK'nun 311/1-f madde/fıkra/bendine göre; ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması halinde, AİHM Kararının kesinleşmişmesinden itibaren bir yıl içinde istenmiş olması şartıyla, kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan bir dava hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür.
Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca da; birinci fıkranın (t) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
Somut olayda; hükümlü hakkında öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nun 82/1-h, 53. madde,fıkra ve bentleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis; yağma suçundan ise aynı Kanunun 149/1-a-h, 53 ve 1412 sayılı CMUK'nun 326/son madde, fıkra ve bentleri uyarınca 8 yıl hapis cezasına hükmedilmiş ve bu hüküm 25.01.2011 tarihinde Dairemizce onanmak suretiyle kesinleşmiş ise de, verilen hükümle ilgili olarak hükümlü vekili tarafından 18 Mart 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurulmuş ve bu mahkemece 29 Haziran 2010 tarihinde kesinleşen 12976/05 sayılı, Karadağ/Türkiye Kararı ile sözkonusu yargılamada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin saptanmış ve gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararının orijinali ile Türkçe çevirisinin, gerekse T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'nın/bahsedilen kararın 29 Eylül 2010 tarihinde kesinleştiğini bildiren 26 Mayıs 2011 gün ve R06.0.AKGY.0.0-156.50/22-3176-2011/9858458 sayılı yazısının fotokopilerinin hükümlü vekili tarafından dilekçelerin ekinde dosyaya ibraz edilmiş olması nedeniyle) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1- f bendinde yer alan yargılamanın yenilenmesi şartının gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında; evrakın aslı ile ilgili tereddüt olması halinde mahkemesince bu hususta resen araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2011 gün ve 2011/976 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
IV) Sonuç ve Karar:
Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2011 gün ve 2011/976 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-b maddesi uyarınca (BOZULMASINA), diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 03.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj