Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 314. MD.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 314. MD.

Mesaj gönderen Admin »

SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ

Madde 314
- (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:

a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.

c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 314. MD.

Mesaj gönderen Admin »

17. Ceza Dairesi 2015/23741 E. , 2015/6519 K.


MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabul edilir, hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar bu kabulü ve kesin hükmün ispatla ilgili temelini sarsabilir, işte o zaman kesin hükümden fedakarlık yapılmak zorunluluğu doğar ki bunun şartları CMK'nın 311. maddesinde düzelenlenmiştir. Mahkeme hükmünün kesinleşmesinden sonra hukuka aykırı olduğunun anlaşılması halinde yargılanmanın yenilenmesi yapılır.
Yanlışlığın sonradan anlaşılması genel olarak yargılama sırasında elde olunamayan delil veya vakıaların ortaya çıkması ile mümkün olacaktır. Kanun yoluna başvurabilen kimselerin yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmaları mümkündür. CMK 311/1-f deki hal dışında süre aranmaz. Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bu delillerin kanuni nedenleri ve bunların dayanağı deliller gösterilmelidir.
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi;
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise,
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da Bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise,
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa,
İnceleme mercii istemin kabule değer olup olmadığı kararını duruşma yapılmaksızın verir. ( CMK.m.318/3)
Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. (CMK.m.319/1)
İstem kabule değer görüldüğünde, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.(CMK.m.319/2)
İstemin kabule değer görülüp görülmediğine ilişkin kararlara itiraz edilebilir.(CMK.m.319/3)
Bundan sonraki aşama delillerin toplanması olup, mahkeme; bir naip hakim veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bunu yerine getirebilir.(CMK.m.320/1)
Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden 7 günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir(CMK.m.320/3)
Yapılan değerlendirme sonunda yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterince doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci fıkrasının (a-b) bentleri ile 314/1-a bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre verilmiş hükme hiç etkisi olmadığı anlaşılırsa, istem esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
Buna karşın “yeterli derecede doğrulama” veya işin durumuna göre bunların önceden verilmiş olan hükme etkisi olduğunun anlaşılması halinde ise; yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurmak olanaklıdır.
İstem reddedilmediği takdirde mahkeme yargılanmanın yenilenmesine duruşma açarak karar verir. İşte bu kararlara karşı temyiz (yada istinaf) yoluna başvurmak mümkündür.
Mahkemenin, davanın kabul aşamasında verilen yenileme istemini reddeden kararına ve ikinci aşamada deliller toplandıktan sonra üçüncü aşamaya geçiş yani soruşturma yapma veya yapmama kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Somut olaya gelince; hükümlü hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05.06.2007 gün, 2006/141 Esas, 2007/559 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143. maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis cezası verildiği, yapılan temyiz üzerine bahse konu kararın Yüksek 6. Ceza Dairesi'nin 02.04.2013 gün, 2010/10698 Esas, 2013/6791 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanarak kesinleştiği, infaz aşamasında hükümlü tarafından (en son verilen) 20.03.2015 günlü dilekçe ile kesinleşen karara atıf yapılarak özetle; “...kimlik fotokopisinden dolayı mahkumiyet kararı verildiği, imzanın kendisine ait olmadığı...” belirtilerek iadeyi muhakeme talebinde bulunulduğu, mahkemece 24.03.2015 tarihli ek karar ile yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilir olmadığına karar verildiği, bu karar sonrası hükümlü tarafından 30.03.2015 tarihinde bir dilekçe daha verildiği, mahkemece verilen dilekçe itiraz kabul edilerek, dosyayı üst dereceli mahkemeye gönderdiği,
... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.04.2015 gün, 2015/462 değişik iş sayılı kararı ile de; “...sanığın imza konusundaki itirazının CMK'nın 311. maddesine göre yeni delil olmadığı, yargılamanın başından beri aynı iddialarda bulunduğu, bu nedenle hükümlünün talebinin CMK'nın 308. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın mahkemesince Yargıtay C.Başsavcılığı'na gönderilmesine...” karar verildiği,
Ancak; Yargıtay C.Başsavcılığı'nca sanığın dilekçesinin zuhulen temyiz dilekçesi gibi değerlendirilip, 09.05.2015 gün, 2015/143742 sayılı tebliğname ile,
“Sanık, CMUK'nun 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin reddine karar verilmesinin” talep edildiği anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi kapsamında gereğinin takdir ve ifası için dosyanın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 314. MD.

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2015/1634 E. , 2015/4352 K.

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme


1) CMK'nun 174 madde 1-a ve b maddesine göre; CMK’nun 170. maddesine aykırı olarak düzenlenen, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceği; İddaname kabul edilip kamu davası açıldıktan sonra delilleri toplama ve takdir etme yetkisinin mahkemeye ait olduğu, sanıkların suçlarının sübutu ve nitelendirilmesi açısından yeni delil toplanması ve aynı sanıklar hakkında uzman kişilerce yeniden soruşturma yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın sonuçlandırılamayacağı kesin hükümle sonuçlanan bir davada sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebileceği ancak bu durumun çok istisnai olduğu CMK’nun 314. maddesine göre;
Kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava ancak;
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise,
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa, Sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülebileceği gözetilmeksizin; “Sanıkların atılı suçu işlediklerinin kesin olarak tespit edilememesi sebebiyle haklarında delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği, bu itibarla hala sanıklar hakkında suç şüphesi bulunduğu, sanıklar da dahil olmak üzere eylemin faillerinin açığa çıkarılması bakımından arada geçen sürede delillerin daha da kaybolması ihtimali de gözönünde tutularak derhal soruşturmanın yapılış biçimi, toplanan delillerin zat ve mahiyeti, ifade ve sorgu teknikleri, suça konu olaya uzman bir anlayışla yaklaşılamaması, uzman bir yaklaşımla delillerin toplanmaması gibi hususlarda gerekli uzman desteğinin alınmaması ile etkin soruşturma yapılmaması birlikte nazara alınarak, mümkün olması halinde Adana, Ankara veya İstanbul emniyetinden uzman bir ekip görevlendirilmek surutiyle soruşturmanın baştan itibaren yeniden yapılması gerektiği kanaatiyle ileri sürülen usuli eksiklerin daha sonra da tamamlanması sözkonusu olacağından bu husuların tamamlanmasının yargılamayı daha da uzatacağı gözetilmek suretiyle usuli eksiklerin tamamlanmasına gerek görülmeksizin maktulün öldürülmesi ile ilgili suç faillerinin vakit geçirilmeksizin ortaya çıkarılması için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına” şeklindeki sanıklarla ilgili olarak soruşturmanın yeniden yapılması gerektiği şeklindeki gerekçe yasal değil ise de, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre sanıkların üzerlerine atılı bulunan suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle sanıklar hakkında verilen beraat kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, gerekçedeki zaafiyet sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Sanık ...'ın maktül ...'i kasten öldürmeye azmettirme, sanıklar ..., ..., ... ve ...'un maktül ...'i kasten öldürme suçları ile ilgili olarak elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir edilerek beraatlerine karar verilmesinde eleştiri ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinine, sübuta vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraat eden ve kendisini davada vekaletnameli vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine karar tarihinde geçerli avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi Yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasındaki sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin (3) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkartılmasına yerine “davada kendilerini ortak vekaletnameli vekil ile temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine karar tarihinde geçerli avukalık asgari ücret tarifesi uyarınca 3000 TL. maktu vekalet ücretinin hâzineden alınarak sanıklara eşit olarak ödenmesine, kendisini ayrı bir vekille temsil ettiren ... lehine 3000 TL maktu vekalet ücretinin hâzineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 07/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ - CMK 314. MD.

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2013/27509 E. , 2014/17702 K.

MAHKEMESİ : Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme


Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- 5271 sayılı CMK.nun 314.maddesinde hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri;
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,
b) Hükme katılmış olan hakimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise,
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa,
şeklinde sınırlı olarak üç bend halinde sayılmış olup, ancak bu hallerde hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile davanın tekrar görülmesi mümkün olacaktır.
Olay yerinden temin edilen ve kanıt niteliği taşıyan parmak izleri, yargılamayı yapan mahkemece değerlendirilip, sanığa ait olup olmadığının tespiti yönünden, Adli Tıp Kurumundan rapor istenmiş, Fizik İhtisas Dairesince yapılan parmak izi karşılaştırması sonucunda düzenlenen 21.01.2008 gün ve 9916 sayılı raporda, parmak izlerinin sanığa ait olmadığının belirtilmesi üzerine, konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bu rapor mahkemece hükme esas alınarak sanığın beraatine karar verilmiş, hükmün kesinleşmesinden sonra, asıl failin belirlenmesi için yapılan soruşturma sırasında, Jandarma Genel Komutanlığından alınan 09.11.2010 tarihli aksi yönde görüş içeren bilirkişi raporuna dayanılarak yerel C.savcılığınca sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 2012/3-909, 2014/121 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürülen bilirkişi raporu, mahkemenin yargılama sırasında temas ettiği, bilgi sahibi olduğu, incelediği ve değerlendirmeye tabi tuttuğu bir konuya ilişkin olduğu takdirde sonuca etkili yeni bir delil niteliğinde olmayacaktır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin hükme esas alınan raporunun sahteliğinin de ileri sürülmemesi karşısında, anılan CGK kararında da değinildiği üzere, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulmuş olması halinde duruşmalı incelemeye yönelmek gerektiği de dikkate alınarak, CMK.nun 314.maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi koşullarından hiçbiri oluşmadığından, yerel mahkemece, CMK.nun 318.maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekirken, istem kabule değer bulunup, duruşma açılmış olması karşısında, bu aşamada, CMK.nun 323/1.maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması gerektiği halde, daha önce üzerinde değerlendirme yapılan parmak izi kanıtı hakkındaki farklı bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
5237 Sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkra (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı yetkileri yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, kişiler yönünden ayrım yapılmadan c bendindeki yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 1412 Sayılı CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj