Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

01/04/2014 TARİHLİ OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI KARARLARI

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

01/04/2014 TARİHLİ OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI KARARLARI

Mesaj gönderen Admin »

II- 2247 SAYILI KANUN’UN 14. MADDESİ GEREĞİNCE VERİLEN (OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI) KARARLAR

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
1-ESAS NO : 2014/7
KARAR NO : 2014/11
KARAR TR : 01.04.2014
(Ceza Bölümü)
ÖZET : Asker kişi sanık hakkında, askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlendiği de ileri sürülmeyen “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek " suçları nedeniyle açılan kamu davasının, ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı: K.H.
Maktuller: 1- H.A., 2- L.Z., 3- Z.Z., 4- S.A., 5- Ş.L., 6- A.C., 7- M.S.E., 8- A.Ç.
Müdahiller: 1- İ.Z., 2- İ.Z., 3- M.A., 4- F.A., 5- A.Ç., 6- T.A., 7- D.A., 8- F.A.
9- A.A., 10- M.C., 11- N.E., 12- F.E., 13- N.E., 14- H.E., 15- B.L.
Sanık: Y.U.
O L A Y: Sanıkların “Jitem” adı altında oluşmuş grup içersinde, bu grupta çalışan kişiler ile birlikte bir çok adam öldürme, adam kaldırma ve PKK terör örgütü yandaşı olduklarına inandıkları kişiler aleyhine ve kendi çıkarlarına gasp eylemleri gerçekleştirdikleri, cürüm işlemek için teşekkül oluşturan ve faaliyette bulunan çetenin üyeleri oldukları, sanık emekli J.Kd.Alb. A.K.’nın eylemlere ilişkin talimatları vermek suretiyle bu çetenin yöneticisi konumunda bulunduğu, 20.1.1992 günü, sanıklardan F.Ç., A.A. ve M.Y.’ın, HEP Muş İl örgüt üyesi olan maktul H.A.’ı ‘...ifade vereceksin, gideceksin... ‘ diyerek, Diyarbakır Jitem Merkezine getirip sorguladıktan sonra Merkez Yaytaş Köyü yolu üzeri Tuzik deresi köprüsü altında kafasına iki adet tabanca mermisi sıkarak önceden planladıkları gibi taammüden öldürdükleri, sanıklardan eski itirafçı M.G. ve Diyarbakır Askerlik Şubesinde sivil memur olarak çalışan sanık S.E.’ün, sanıklar A.A. ve Siirt İl Jandarma Alay Komutanlığında görevli sanık Uzm.J.Çvş.Y.U.ile birlikte, önceden evlerini tespit ettikleri L.Z.’yi 9.10.1993, Z.Z.’yi 11.10.1993 günü evlerinden alarak, sırasıyla, götürdükleri Kabasakal Köyü Kozan Mezrası Taşlıdere mevkiinde elleri arkadan bağlanarak başına sıkılan iki adet mermi ile, Merkez Erimli Köyü yolu Kuşaklı mevkiinde sağ şakak ve burun kökü civarından yakın atışla sıkılan iki adet mermi ile taammüden öldürdükleri, sanıklardan A.A. ve Y.U.’un, 7.9.1994 günü, maktuller S.A. ile Ş.L.’yi Jitem merkezine götürerek, vücutlarında yer yer yanık, çene alt kemiğinde kırık ve ayakkabı topuklarıyla meydana getirilen ekimozlarla işkence yapıp, boğmak suretiyle öldürdükleri, Merkez Erimli Köyü Kuşaklı Mevkiinde köprünün altına attıkları, 29.9.1994 günü, terör örgütü PKK'ya vardım ve yataklık yaptıkları ve dağ kadrosunda olduklarına inandıkları maktul A.C. ile M.S.E.’i alarak Jitem merkezine götürdükleri ve burada terör örgütü hakkında bilgi almak amacıyla işkence yaptıktan sonra iple boğarak öldürdükleri, 21.12.1994 günü, sanıklar A.A., K.E., A.K. ve Y.U.’un, terör örgütü PKK'yı finanse ederek yardım ve yataklık yaptığına inandıkları maktul A.Ç.’i Jitem merkezine götürdükleri ve burada işkence yaptıktan sonra boğarak öldürdükleri, bir kısım sanıklar hakkında “faili meçhul şekilde birden fazla adam öldürmek, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak vb. suçlar nedeniyle cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasının, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2002/60 sayılı dosyasında derdest bulunduğu açıklanarak; sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek suçlarını işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 313/1,2,3, 243/1,2, (64/1 del. 450/4. üç kez) maddeleri uyarınca, sanıklar A.A. ve Y.U.’un ayrıca eylemlerine uyan aynı Kanun’un (64/1 del.450/4,5,9-üç kez), sanıklar M.G. ve S.E.’ün ayrıca eylemlerine uyan aynı Kanun’un (64/1 del.450/4,5,9). maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29.3.2005 gün ve E:2005/3479, K:2005/186 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.
DİYARBAKIR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 4.4.2005 gün ve E:2005/111, K:2005/23 sayıyla; sanıklar A.K., S.E. ve Y.U.hakkında açılan kamu davasının, Mahkemenin 2005/108 esas sayılı dosyasında yürütülen kamu davasından tefrik edilerek, Mahkemenin 2005/111 esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı ve bu esas üzerinden yürütüldüğü açıklanarak; bu sanıkların asker kişi olmaları nedeniyle 353 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, işledikleri ileri sürülen suçlarla ilgili yargılama yapma görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce 27.12.2007 gün ve E:2007/255, K:2007/1519 sayılı karar ile, sanık A.K.’nın 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinden malulen emekli edilmiş olduğu, yüklenen suçun askeri suç ya da askeri suça bağlı bir suç olmadığı, sanık S.E.’ün ise, suç tarihinde ve sonrasında asker kişi olmadığının dosya içeriğindeki bilgilerden anlaşıldığı açıklanarak, 353 sayılı Kanun’un 9 ve 17. maddeleri uyarınca bu sanıkları yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu, sanık Y.U. yönünden ise, 353 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca, iştirak halinde beraber işlendiği ileri sürülen eylemler nedeniyle yüklenen suçların, Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı olmayan suçlar olduğu gözetilerek, bu sanığı yargılama görevinin de adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın sanıklar A.K. ve Y.U.tarafından temyiz edilmesi üzerine;
Askeri Yargıtay 2. Dairesi 3.12.2008 gün ve E:2008/2638, K:2008/2630 sayılı karar ile hükmün onanmasına karar vermiş, Askeri Yargıtay Başsavcılığınca yapılan itiraz üzerine, Askeri Yargıtay Daireler Kurulu 5.3.2009 gün ve E:2009/21,K:2009/25 sayı ile, dosya içeriğinden, sanıklardan A.K.’nın 18.07.1993-29.07.1996 tarihleri arasında Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı İstihbarat Grup Komutan Vekili olarak, Uzm.Çvş. Y.U.’un ise, 18.07.1993-15.08.2000 tarihleri arasında Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığında görev yaptıkları, dolayısıyla atılı suçları işledikleri iddia edilen tarihlerde asker kişi olduklarının anlaşıldığı, ancak, görev ve statülerinin, görevlerinin kapsamının ve hududunun ne olduğunun araştırılması, atılı suçların sanıkların görevleriyle bağlantılı olup olmadığının, sanıkların nüfuzlarını veya görevlerini veya yetkilerini kötüye kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi ve suçların bunlara bağlı olarak işlenip işlenmediklerinin değerlendirilmesinin görevli yargı yerinin tayini açısından gerekli bulunduğu, uyum ve kararlılık gösteren yargı kararlarında, bölücü terörle mücadelede Jandarmanın da dahil olduğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün faaliyetlerinin askerî nitelikte ve Yurt savunması ile ilgili olduğu, bu hizmet kapsamında işlenen suçlara ilişkin davaların da askerî yargı yerinde görülmesi gerektiğinin kabul edildiği açıklanarak, sanıkların, diğer sanıklarla birlikte müştereken veya tek başlarına atılı suçları işleyip işlemediklerine, işlendiği iddia edilen suçlar sırasında görev ve statülerinin ne olduğuna, aralarında görev bağlantısı bulunup bulunmadığına, işlendiği iddia edilen suçların sanıkların görevleri ile bağlantılı olup olmadığına, sanıkların nüfuzlarını veya görevlerini veya yetkilerini suistimal edip etmediklerine ilişkin olarak, görevli yargı yerini belirlemeye yetecek bilgi ve belge bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, görevsizlik kararının onanmasına ilişkin Daire ilamının kaldırılmasına ve görevsizlik kararının usule aykırılık ve göreve yönelik noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar vermiştir.
7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 5.4.2011 gün ve E:2011/94, K:2011/187 sayıyla; bozma kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği ve sanıklardan A.K. hakkında 19.01.2009 tarihinde vefatı sebebiyle düşme kararı verildiği açıklanarak;
Suç tarihinde asker kişi olan sanıklara yüklenen suçun asker kişiler aleyhine işlenmediği, askeri suç niteliğinde olmadığı ve askeri mahallerde gerçekleşmediği hususlarında kuşku ve duraksama mevcut olmadığından, görevli mahkemenin, sanıklara atılı suçun, “askerlik hizmet ve göreviyle” ilgili olarak işlenip işlenmediğinin irdelenmesi suretiyle belirlenmesi gereğinin bulunduğu, yerleşik Uyuşmazlık Mahkemesi içtihatlarıyla, olay bölgesinde devam eden, Anayasa’ya dayalı hür ve demokratik düzeni bozmaya, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik terör hareketleri karşısında, terörle mücadele amacıyla yapılan çalışmaların mülki veya adli bir görev olmayıp askeri nitelikte yurt savunması olduğu kabul edildiğinden; bu hizmet (yurt savunması) kapsamında meydana gelen suçlar için davaya bakmakla askeri yargı yerinin görevli olacağını kabul etmek gerektiği;
Ancak somut olayda, sanıkların görevlerini suistimal ederek "sözde devlet adına” suç işledikleri iddiasının askeri hizmetle bağlantılı görülmediği, yapılan araştırma neticesinde “jitem” diye bir kuruluşun olmadığının belirlendiği, iddianamede belirtildiği gibi, sanıkların Jandarma Genel Komutanlığı yasal istihbarat biriminden başka, var olduğu iddia edilen “jitem” adlı örgüte üye olduğuna, bu örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri ile organik bir bağ içinde bulunduğuna veya Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yer aldığına, varsayılan eylemleri jitem’in yaptığına ya da sanıkların iddia konusu eylemlerde ifa etmekte oldukları eylemleri görevleri gereği bulunduğuna ilişkin hiçbir bilgi yer almayıp, bu kabullerin tamamen varsayıma dayalı olduğu, böylece sanıkların isnat edilen eylemleri yapmak suretiyle suç tarihlerinde yurt savunması hizmetini ifa ettiklerini kabul etmenin mümkün görülmediği, ayrıca 353 sayılı Kanunun “Müşterek Suçlar” başlığı altında düzenlenen 12. maddesi uyarınca da, kanıtların değerlendirilmesinde, ceza miktarlarının saptanmasında çelişkilerin meydana gelmemesi bakımından da iştirak halinde beraber işlendiği ileri sürülen eylemler nedeniyle açılan kamu davasının, yüklenen suçun Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç olduğu da gözetilerek, bu dosyadan ayrılan diğer sivil kişi sanıklar hakkında adli yargı yerinde devam etmekte olan dava ile birlikte adli yargı yerinde görülmesi gerektiği açıklanarak, sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı vermiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine;
Askeri Yargıtay 2. Dairesi 25.9.2013 gün ve E:2013/1132,K:2013/1250 sayılı kararı ile, Anayasa’da yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesinin 353 sayılı Kanun’un 9 ve 12. maddeleri ile ilgili verdiği iptal kararlarına göre, askeri mahkemelerin, asker kişilerin, askeri olan suçları, asker kişiler aleyhine işledikleri suçları ve askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçları ile ilgili olarak yargılama yapmakla görevli olduğu, asker kişi olduğunda kuşku bulunmayan sanığa atılı suçların, askeri suç olmadığı, suçların aleyhlerine işlendiği kişilerin de asker kişi olmadığının açık olduğu belirtilerek, Jandarma Genel Komutanlığının dosyada mevcut yazısından, 1993-2000 yılları arasında İstihbarat/Terörle Mücadele maksadıyla kurulmuş “jitem” ya da başka bir isimde bir birimin bulunmaması, sanığın 1993-2000 yılları arasında istihbarat birimlerinde görevli olduğu dönemlerde, terörle mücadele kapsamında istihbarat yapma ve lüzum görüldüğünde görev bölgesindeki Jandarma Birliklerinin, genel emniyet ve asayişi sağlamak için icra edecekleri operasyonlara yardımcı olma görevlerinin bulunması karşısında, sanığa isnat edilen iddiaların, terörle mücadele kapsamındaki görevleriyle ilgili olmadığı, dolayısıyla iddia olunan fiilin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olmadığı, bu eylemlerin ne maksatla yapılmış olursa olsun askerlik hizmet ve görevleriyle bağdaştırılmasının mümkün olmadığı açıklanarak, hükmün onanmasına karar vermiş, bu şekilde kesinleşen karar ve dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler; Ahmet KARADAVUT, Davut TELLİ, Şuayip ŞEN, Haluk ZEYBEL, Yusuf Tamer ÇETİN, Mehmet AVCIOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlü toplantısında;
I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında sanık Y.U. hakkında açılan kamu davası yönünden Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Tuna ÖZKAN’ın davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın incelenmesinden, sanıklar A.A., M.Y., M.G., F.Ç., K.E., S.E., Y.U.ve A.K. hakkında cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak ve taammüden adam öldürmek suçlarını işledikleri ileri sürülerek cezalandırılmaları istemiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 29.3.2005 gün ve E:2005/3479, K:2005/186 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Mahkemenin 2005/108 esasına kaydedilen dava dosyasında, sanıklar A.A., M.Y., M.G., F.Ç. ve K.E. hakkında açılan davada, sanıklardan bir kısmının olay tarihinde asker kişi oldukları ayrıca yüklenen eylemleri asker kişilerle birlikte işlediklerinin ileri sürüldüğü gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, bu dosyadan ayırma kararı verilerek Mahkemenin 2005/111 esasına kaydedilen dava dosyasında, sanıklar A.K., S.E. ve Y.U.’un asker kişi olmaları nedeniyle yargılamalarının askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosyaların gönderildiği 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce, sanıklar A.A., M.Y., M.G., F.Ç.ve K.E. hakkında açılan davanın Mahkemenin 2007/256 esasına kaydedilerek, sanıkların yargılama aşamasında Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiklerinin kesildiği bu nedenle 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca yargılanmalarının adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilen dava dosyasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği, sanıklar A.K., S.E. ve Y.U. hakkında açılan davanın Mahkemenin 2007/255 esasına kaydedilerek, bu davada da asker ve sivil kişi sanıklarca birlikte işlendiği ileri sürülen suçlar nedeniyle 353 sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca sanıkların yargılamalarının adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve sanık S.E. hakkında verilen kararın kesinleşmesi üzerine, dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği, Mahkemece adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesinde asker kişilerin “askeri mahallerde” işledikleri suçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğu belirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilmek suretiyle “askeri mahallerde” unsuru madde metninden çıkarılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
Aynı Yasa’nın “Müşterek Suçlar” başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde "Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir" denilerek, Askeri Ceza Kanununda yazılı olan bir suçun müştereken işlenmesi halinde sanıkların yargılamalarının askeri mahkemelerde yapılacağı hükme bağlanmış iken, madde Anayasa Mahkemesi’nin 20.9.2012 gün ve E:2011/80, K:2012/122 sayılı kararı ile iptal edilmiş,1.6.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dosya içinde bulunan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın 5.3.2010 gün ve AD.MÜŞ: 1500-1050968-10 sayılı yazısından, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olarak 1993-2000 yıllarında İstihbarat/Terörle Mücadele maksadıyla kurulmuş jitem ya da başka isimde bir birimin bulunmadığı, sanığın bu yıllar arasında istihbarat birimlerinde görevli olduğu dönemlerde, terörle mücadele kapsamında istihbarat yapma ve lüzum görüldüğünde görev bölgesindeki Jandarma Birliklerinin, genel emniyet ve asayişi sağlamak için icra edecekleri operasyonlara yardımcı olma görevlerinin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, sanığın asker kişi olması nedeniyle 353 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, işlediği ileri sürülen suçlarla ilgili yargılama yapma görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, sanığın 1993-2000 yılları arasında, istihbarat birimlerinde görevli olduğu dönemlerde, terörle mücadele kapsamında istihbarat yapma ve lüzum görüldüğünde görev bölgesindeki Jandarma Birliklerinin, genel emniyet ve asayişi sağlamak için icra edecekleri operasyonlara yardımcı olma görevlerinin bulunduğu anlaşılmış, bu durumda yüklenen eylemlerin, terörle mücadele kapsamındaki görevleriyle bir ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olmadığı sonucuna varılmıştır.
Asker kişi sanığa yüklenen eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlar kapsamında bulunduğu, Askeri Ceza Kanunu’nda bu eylemlere ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle “askeri suç” olmadıkları kuşkusuzdur.
Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan “askeri mahal” kavramının Anayasa’da yapılan yeni düzenleme ile kaldırıldığı ve Anayasa Mahkemesi’nin bahsedilen kararı ile Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline de karar verildiği anlaşıldığından, artık asker kişilerin askeri mahalde işledikleri askeri suç olmayan bu tür suçlara ait davaların askeri yargı yerinde görülemeyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlendiği de ileri sürülmeyen eylem nedeniyle sanık hakkında açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4.4.2005 gün ve E:2005/111, K:2005/23 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 01.04.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

—— • ——
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
2-ESAS NO : 2014/12
KARAR NO : 2014/12
KARAR TR : 01.04.2014
(Ceza Bölümü)
ÖZET : 1-Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel statüsünde bulunan sanıklar hakkında “rüşvet almak, rüşvet almak suçuna yardım etmek, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etmek, görevi kötüye kullanmak ve askerlikten kurtulmak için hile yapmak ve bu suça iştirak etmek” suçları nedeniyle açılan kamu davasının, 353 sayılı Yasa’nın 10. maddesinin birinci fıkrası (C) bendinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi nedeniyle ADLİ YARGI yerinde;
2- Sivil kişi sanıklar hakkında “rüşvet almak suçuna yardım etmek, askerlikten kurtulmak için hile yapmak ve bu suça iştirak etmek ve rüşvet vermek” suçları nedeniyle açılan kamu davasının, Anayasa, 353 ve 5271 sayılı Yasa’da yapılan değişiklikler nedeniyle ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı: K.H.
Sanıklar: 1- H.Y., 2- E.T., 3- B.A., 4- M.A., 5- M.Ç., 6- İ.P., 7- E.B., 8- B.D., 9- S.A.,
10- G.B., 11- S.S., 12- Z.G., 13- E.T., 14- A.Ç., 15- E.K., 16- B.H.A., 17- M.Ö.
O L A Y: Zile İlçesi Askerlik Şubesi Başkanlığı emrinde, ASAL işlemleri, son yoklama, er celp ve sevk, öğrenci (bu kapsamda ertesi yıla bırakma ve sevk tehir işlemleri, öğrenci belgelerindeki tereddüt edilen hususların öğretim kurumlarından sorma işlemleri), hava değişimi, bedelli askerlik, dövizli askerlik, yurtdışı erteleme gibi işlemlerden sorumlu sivil memur E.T.ile, terhisli işlemleri, askerlik borçlanması işlemleri, cezalı yükümlü işlemleri, terhis belgeleri ile ilgili işlemler, sigorta kurumlarına yazılacak yazılarla ilgili işlemlerden sorumlu sivil memur H.Y.’nin, aynı zamanda görev tanımları gereği Askerlik Şubesi Başkanının talimatıyla diğer memurların görevlerini, bu kapsamda diğerinin yokluğunda birbirlerine ait işlemleri de yapabildikleri belirtilerek, sanıklar E.T.ile H.Y.’nin 2007-2008 yılları içinde, sivil kişi sanıklar B.A. ve M.A.’ın aracılığı ile, diğer bir kısım sivil kişi sanıkların iştirakleri ile, sosyal güvenlik kurumundan emekli maaşı alabilmeleri için sigorta süreleri eksik olan bazı yakınları adına normalden fazla askerlik yapmış gibi göstererek sahte askerlik süre belgeleri tanzim ettikleri, bazı sivil kişi sanıkların iştirakleri ile de sahte öğrenci belgeleri düzenleyerek ya da gerçek belgeleri yok ederek bu sanıklar adına tecil işlemleri yaptıkları, böylece sivil memur ve sivil kişi sanıkların, rüşvet almak, rüşvet almak suçuna yardım etmek, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etmek, görevi kötüye kullanmak ve askerlikten kurtulmak için hile yapmak ve bu suça iştirak etmek, rüşvet vermek suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanık H.Y.’nin rüşvet almak suçundan eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 135’inci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252/1. maddesi (altı kez ), resmi belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan aynı Kanun’un 204/2. maddesi (üç kez ), görevi kötüye kullanmak suçundan eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 144.maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257/3 ve 1.maddeleri ve resmi belgeyi yok etmek suçundan eylemine uyan aynı Kanun’un 205/1.maddesi son cümlesi uyarınca, sanık E.T.’ın rüşvet almak suçundan eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 135’inci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252/1. maddesi (altı kez ), rüşvet almak suçuna yardım etmek suçundan eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 252/1 ve 39.maddeleri (üç kez), resmi belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan aynı Kanun’un 204/2. maddesi, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmek suçundan Askeri Ceza Kanunu’nun 81/2. maddesi (dört kez) ve görevi kötüye kullanmak suçundan eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 144.maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257/3 ve 1.maddeleri uyarınca, sivil kişi sanıklar B.A. ve M.A.’ın aracılık yapmak suretiyle, rüşvet almak suçuna yardım etmek suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252/1 ve 39. maddeleri uyarınca, sivil kişi sanık M.Ç.’nın, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmek suçundan eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 81/2. maddesi uyarınca, sanıklar İ.P., E.B., B.D., S.A., G.B., S.S., Z.G., E.T., A.Ç., E.K., B.H.A. ve M.Ö.’ın, rüşvet vermek suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252/1.maddesi uyarınca, sanıklar E.T., A.Ç., E.K. ve B.H.A.’un ayrıca askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan eylemlerine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 81/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 29.01.2009 gün ve E:2009/9, K:2009/54 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.
5. PİYADE EĞİTİM TUGAY KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 30.9.2010 gün ve E:2010/74, K:2010/476 sayıyla; sivil memur olan sanıklar H.Y.ile E.T.’ın, yargılama aşamasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişiklerinin kesildiği, bu nedenle sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etmek” suçları nedeniyle haklarında açılan kamu davasının, suçların askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve sanıkların askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle adli yargı yerinde görülmesi, sanıklara yüklenen diğer suçlar yönünden ise, Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu ve 353 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler nedeniyle sivil kişi sanıkların askeri mahkemede yargılanmalarının mümkün olmaması, yüklenen suçların sivil kişi sanıklarla birlikte işlenmesi ve suçların niteliği itibariyle delillerin birlikte toplanıp değerlendirilmesinin gerektiği açıklanarak, tüm sanıkları birlikte yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanıklar H.Y., E.T., M.Ç., A.Ç. ve M.Ö. tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 4. Dairesi 29.1.2013 gün ve E:2013/333, K:2013/325 sayılı kararı ile, sanıklar H.Y.ve E.T. hakkında verilen görevsizlik kararının, 353 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası (c) bendinin, Anayasa Mahkemesi’nce Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, artık bu sanıkların asker kişi sayılması ve askeri mahkemelerde yargılanmalarının mümkün olmaması, diğer sanıklar hakkında verilen görevsizlik kararının , bu sanıkların sivil kişi olmaları ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, sivil kişi sanıkların askeri mahkemelerde yargılanmalarının mümkün olmaması nedeniyle hükmün onanmasına karar vermiştir.
ZİLE AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 18.7.2013 gün ve E:2013/76, K:2013/122 sayıyla; sanıklar H.Y.ile E.T.’ın, olay tarihinde asker kişi oldukları, yüklenen suçların askeri suç olduğu nedeniyle, bu sanıkların askeri mahkemede yargılanmaları gerektiği ve yüklenen suçların sivil kişi sanıklar ile birlikte müştereken işlendiği ileri sürüldüğüne göre delillerin birlikte toplanıp değerlendirilmesinin ve kararın aynı mahkemece verilmesinin hukuka daha uygun olacağı açıklanarak, tüm sanıkları yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle Tokat Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, Zile Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememize gönderilen dava dosyasında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 30.12.2013 gün ve E:2013/35, K:2013/38 sayılı karar ile adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden dava dosyası Mahkememize gönderildiğinden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, dosyadaki eksiklik giderilip, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleştirilerek dava dosyası, Zile Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler; Ahmet KARADAVUT, Davut TELLİ, Şuayip ŞEN, Haluk ZEYBEL, Yusuf Tamer ÇETİN, Mehmet AVCIOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlü toplantısında;
I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kadir ALBAYRAK’ın davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesinde asker kişilerin “askeri mahallerde” işledikleri suçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğu belirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilmek suretiyle “askeri mahallerde” unsuru madde metninden çıkarılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
353 sayılı Yasa’nın “Asker kişiler” başlığı altında düzenlenen 10. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun uygulanmasında aşağıda yazılı olanlar asker kişi sayılırlar:
…..
C) Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel” denilmekte iken, fıkranın (C) bendi, Anayasa Mahkemesi’nin 1.12.2012 gün ve 28484 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 20.9.2012 gün ve E:2012/45, K:2012/125 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Bu durumda, usul kurallarının yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren öncelikle ve derhal bütün olaylar hakkında uygulanmalarının gerektiği genel hukuk ilkesi karşısında, artık 353 sayılı Yasa’nın 9. maddesi anlamında “asker kişi” olarak kabulü mümkün olmayan sanıklar H.Y.ile E.T.ve diğer tüm sanıkların sivil kişi olmaları nedeniyle 353 sayılı Yasa’nın asker olmayan (sivil) kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
5530 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile değiştirilen 353 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde, “Askeri Ceza Kanunu’nun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131. maddelerinde yazılı suçlar, askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adli yargı mahkemeleri tarafından, Askeri Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır”;
5918 sayılı Yasa’yla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesine eklenen ikinci fıkrasında, “Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır”;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 145. maddesinin ikinci fıkrasında da, “Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz”
denilmiştir.
Bu düzenlemeler gözetildiğinde, sivil kişilerin barış zamanında, Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi suçları tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemeleri durumunda adli yargı yerinde yargılanacakları kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar hakkında açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Zile Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Zile Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.7.2013 gün ve E:2013/76, K:2013/122 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 01.04.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
—— • ——
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
3-ESAS NO : 2014/14
KARAR NO : 2014/14
KARAR TR : 01.04.2014
(Ceza Bölümü)
ÖZET : Asker kişi sanık hakkında, askeri suç olmayan, askeri suça bağlı bulunmayan “resmi evrakta sahtecilik, kamu kurumu ve kuruluşları aracılığı ile dolandırıcılık” suçları nedeniyle açılan kamu dava-sının, sanığın yargılama aşamasında terhis edilerek askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı: K.H.
Yakınan: H.S.
Sanık: B.P.
O L A Y: Selen/Mardin 70. Mknz. P. Tug. 2. Mknz. P. Tb. 1. Mknz. P. Bl. Komutanlığı emrinde görevli sanık P. Onb. B.P.’nın, 11.8.2012 günü, daha öncesinde görevli olduğu ve evrakların nerede muhafaza edildiğini bildiği Bölük Yazıhanesine girerek, aynı Komutanlık emrinde görevli yakınan P. Er H.S.’a ait kimlik belgesini aldığı ve Bölük Komutanı P. Yzb. İ.Y.’in imzasını taklit etmek suretiyle resmi belge niteliğinde olan ve Mardin Muhasebe Müdürlüğüne hitaben, yakınan H.S.’a ödenmesi amacıyla sahte ödeme yazısı düzenlediği, bu yazıyla Mardin Defterdarlığına giderek yakınana ait 286,75 TL tutarındaki parayı çektiği, durumun yakınanın Defterdarlığa giderek maaş ve tazminatını çekmek istemesiyle anlaşıldığı, böylece, sanığın resmi evrakta sahtecilik, kamu kurumu ve kuruluşları aracılığı ile dolandırıcılık suçlarını işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 158/1-d, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.2.2013 gün ve E:2013/328, K:2013/58 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.
MARDİN 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 27.2.2013 gün ve E:2013/57, K:2013/52 sayıyla; asker kişi sanığı, asker kişiye karşı işlediği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilmiştir.
7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 23.5.2013 gün ve E:2013/1449, K:2013/342 sayıyla; asker kişi sanığa yüklenen eylemlerin, askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve sanığın yargılama aşamasında terhis edilmek suretiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler; Ahmet KARADAVUT, Davut TELLİ, Şuayip ŞEN, Haluk ZEYBEL, Yusuf Tamer ÇETİN, Mehmet AVCIOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlü toplantısında;
I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kadir ALBAYRAK’ın davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesinde asker kişilerin “askeri mahallerde” işledikleri suçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğu belirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilmek suretiyle “askeri mahallerde” unsuru madde metninden çıkarılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.
Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, asker kişi sanığı, asker kişiye karşı işlediği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, sanığa yüklenen eylemin Türk Ceza Kanunu’nda düzenlendiği, Askeri Ceza Kanunu’nda bu suça ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle “askeri suç” olmadığı kuşkusuzdur. Sanığın yargılama aşamasında terhis edildiği de dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
353 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevinin değişmeyeceği, ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması durumunda, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği düzenlenmiş bulunduğundan ve somut olayda sanığa yüklenen eylemin askeri suç olmadığı anlaşıldığından, 353 sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.2.2013 gün ve E:2013/57, K:2013/52 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 01.04.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
—— • ——
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
4-ESAS NO : 2014/15
KARAR NO : 2014/15
KARAR TR : 01.04.2014
(Ceza Bölümü)
ÖZET : Asker kişi sanık hakkında, askeri suç olmayan, askeri suça bağlı bulunmayan “iftira ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak” suçları nedeniyle açılan kamu davasının, sanığın yargılama aşamasında disiplinsizlik nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verilmek suretiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı: K.H.
Yakınanlar: 1- Ö.M., 2- E.K.
Sanık: S.K.
O L A Y: Hilvan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık Uzm. J. V. Kad. Çvş. S.K.’ün, 23.3.2011 günü, “Urfa Gündem” isimli internet sitesinde, “Telefon Sinyalleri Astsubay’ın Kurtarma Planını Deşifre Etti” başlıklı, Şanlıurfa İlinde meydana gelen kasten adam öldürme suçuna ilişkin olarak şüpheli bulunan üç kişinin olay sırasında Hilvan İlçesinde bulunduklarına ve yol üstünde araçlarının lastiğinin patladığına dair sözde bu sırada devriye görevi yapmakta olan Ast. Bçvş. İ.Y.’ın gerçeğe aykırı tutanak düzenlediği ve bu tutanağa dayanılarak şüphelilerin önce serbest bırakıldıkları ancak daha sonra telefon sinyallerinden şüphelilerin ifade edildiği gibi olay anında Hilvan İlçesinde değil de, Şanlıurfa İlinde olduklarının belirlendiği ve İ.Y.’ın olay günü devriye görevinin olmamasına rağmen Hilvan İlçe Jandarma Komutanı yakınan J. Yzb. Ö.M.’nun imzasını taklit etmek suretiyle kendisine görev yazdığının belirtildiği haberin altında, haber ile ilgili yapılan ilk yorumda, “cinayeti işleyen şahıslar karakol komutanı İ.Y.’ı aradıklarında kendisine sahteden devriye yazmıştır. İlçe Jandarma Komutanının da haberi vardır, bu olayda 300,000 TL’yi ikisi paylaşacaktı. Olaydan bilgim vardır. Ancak adımın açıklanmasını istemiyorum, bende o ilçe jandarmada astsubay olarak görev yapmaktayım”, ikinci yorumda, “bu ilçe Jandarma Karakol komutanı İdris Yıldız o şahıslarla Hilvanda bulunan Opet petrolde birlikte kuzu kesip alem yapıyorlardı, yanlarına ilçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ö.M.’nu da alıyorlardı, kadın da getiriyorlardı” ve son yorumda, “… olayda adı geçen bölük komutanı yüzbaşı Ö.M.’nun da parmağı vardı bu işte, sadece her şeyi yaptırırım ama paranın nerden geldiğini de söylemem diyordu, ikisi işbirlikçidir” denilmek suretiyle, aynı Komutanlık emrinde görevli yakınan J. Üçvş. E.K. ismi ile yapılan yorumları, Bozova İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde geçici görevli bulunduğu sırada, İlçe merkezinde bulunan J.İnternet Kafe isimli işyerinden, yakınan Ö.M.ile aralarında bulunan husumet nedeniyle yazdığı, böylece, iftira ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçunu işlediği ileri sürülerek, yakınan Ö.M.’na karşı eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 267/1, yakınan E.K.’a karşı aynı Kanun’un 268/1-5. maddeleri delaletiyle 267/1, 58 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.9.2012 gün ve E:2012/303, K:2012/196 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.
HİLVAN ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 17.4.2013 gün ve E:2012/338, K:2013/93 sayıyla; asker kişi sanığı, asker kişilere karşı işlendiği ileri sürülen suçlar nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 20.11.2013 gün ve E:2013/2095, K:2013/1076 sayıyla; asker kişi sanığa yüklenen eylemlerin, askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve sanığın yargılama aşamasında disiplinsizlik nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiği, böylece askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler; Ahmet KARADAVUT, Davut TELLİ, Şuayip ŞEN, Haluk ZEYBEL, Yusuf Tamer ÇETİN, Mehmet AVCIOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlü toplantısında;
I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kadir ALBAYRAK’ın davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesinde asker kişilerin “askeri mahallerde” işledikleri suçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğu belirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilmek suretiyle “askeri mahallerde” unsuru madde metninden çıkarılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.
Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, asker kişi sanığı, asker kişilere karşı işlediği ileri sürülen suçlar nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, sanığa yüklenen eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nda düzenlendiği, Askeri Ceza Kanunu’nda bu suçlara ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle “askeri suç” olmadığı kuşkusuzdur. Sanığın yargılama aşamasında disiplinsizlik nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiği de, dosya içinde mevcut Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığının 1.10.2013 gün ve PER.:1270-49008-13 sayılı yazısı ve ekli belgelerden anlaşılmaktadır.
353 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevinin değişmeyeceği, ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması durumunda, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği düzenlenmiş bulunduğundan ve somut olayda sanığa yüklenen eylemin askeri suç olmadığı anlaşıldığından, 353 sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Hilvan Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev-sizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Hilvan Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.4.2013 gün ve E:2012/338, K:2013/93 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 01.04.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj