Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

KAMU GÖREVLİSİNİN KİŞİSEL KUSURU, İDARENİN HİZMET KUSURU OLMADIĞI, ADLİ YARGI...

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Güntülü
Moderatör
Mesajlar: 3092
Kayıt: 10 Oca 2013 02:43

KAMU GÖREVLİSİNİN KİŞİSEL KUSURU, İDARENİN HİZMET KUSURU OLMADIĞI, ADLİ YARGI...

Mesaj gönderen Güntülü »

T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 734
KARAR NO : 2015 / 733
KARAR TARİHİ : 26.10.2015

K A R A R
Davacı lar : 1-A.A.

E.Y. Mirasçıları

2-K.Y.

3- Ö.Y.

Vekili : Av. Y.G. (İdari Yargıda)

Av.A.K. (Adli Yargıda)

Davalılar : 1- M.T. (Adli Yargıda)

Vekili :Av.N.Ö.D. - Av.A.İ.

2-Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.(İdari Yargıda)



ÖZET : Davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’nde posta dağıtıcısı olarak görev yapan diğer davalının, evrak onayı için geldiği mahalle muhtarlığında, mahalle muhtarı ile tartışması neticesinde mahalle muhtarına hakaret etmesi ve diğer davacıyı yaralaması şeklinde meydana gelen olay nedeni ile davacıların uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın,

Davalının suç teşkil eden eylemlerinin kamu görevi sırasında gerçekleşmiş olsa bile kamu hizmetinin bir gereği olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla davacının ağır kişisel kusuruna dayalı eylemi sonucu idarenin hizmet kusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyet bağının kesildiği ve bu nedenle davanın haksız fiillere özgü özel hukuk hükümleri çerçevesinde adli yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşıl ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hakkında.






O L A Y : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Ayten Akpınar’ın, Güzelkent Mahalle Muhtarı olduğumu, yanında konuğu olan müteveffa Erdoğan Yılmaz’ın da bulunduğu bir ortamda, 06/ 09/ 2005 günü Ayten Akpınar’ın makamında çalıştığı esnada davalının muhtarlığa geldiğini ve ilgililerini bulamadığı iki adet evrakla ilgili olarak, bu kişilerin kayıtlarının adı geçen Muhtarlığın yetki dairesinde olmadığına dair imza ve onay talebinde bulunduğunu, davacı Ayten Akpınar’ın bu isteme ancak kayıtların kontrolü sonrasında yanıt verebileceğini ifade ettiğini, bunun üzerine de davalı Muammer Tüzün’ün hakaretamiz tavır ve sözlerine hedef olduğunu, buna karşın, bir kamu görevlisi olan davalıya yardımcı olmaya çalışan müvekkil Ayten Akpınar’ın evrakta adı geçen kişinin nakil ilmühaberi alarak muhtarlık yetki çevresinden ayrılmış olması nedeni ile ancak bu yönde bir belge düzenleyebileceğini belirttiğini, davalının bu cevap üzerine üzerine muhtarlık mührünü alarak evraka kendisi basmaya çalıştığını ve Müvekkil Ayten Akpınar’ın bu eyleme muhalefet etmesi üzerine de önce mührü Müvekkil Ayten Akpınar’ın yüzüne doğru fırlattığını, sonra da müvekkil Ayten Akpınar’a vurmaya yeltendiğini, bu gelişmeler üzerine olaya müdahale etmeye çalışan diğer müvekkil Erdoğan Yılmaz’a da yumruk atarak yere düşürdüğünü, tekme ile başına vurduğunu, müvekkil Erdoğan Yılmaz’ın bu olaylar sonucunda kendisini kaybetmesi üzerine de olay yerini terk ettiğini, söz konusu eylemleri nedeni ile davalı Muammer Tüzün hakkında Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01.05.2007 gün ve 2006/244 Esas, 2007/70 Karar sayılı kararı ile müvekkil Erdoğan Yılmaz a yönelik kasten yaralama suçundan neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası, müvekkil Ayten Akpınar’a yönelik hakaret suçundan neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek; Erdoğan Yılmaz’ın uğradığı cismani zararlara karşılık şimdilik 300 YTL maddi ve manevi zararlara karşılık 20.000 YTL, müvekkil Ayten Akpınar’ın uğradığı manevi zararlara karşılık ise 5.000 YTL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.300 YTL tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.

Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi; 27.09.2012 gün ve 2007/173 Esas, 2012/172 Karar sayılı kararında aynen; “Davalı Muammer Tüzün hakkında Sincan 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/244 Esas, 2007/70 Karar sayılı ilamı ile davacı Erdoğan Yılmaz'ı kasten yaralama suçundan dolayı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, davacı Ayten Akpınar'a hakaret suçundan dolayı ise 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.

Davacılar vekili davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını 19/03/2010 tarihinde mahkememiz veznesine yatırmıştır.

Tarafların sosyal ekonomik durumları araştırılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu 3-Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 25/05/2011 tarihli raporda belirlenen maluliyet oranına göre aktüer bilirkişi Av. Beyza Elif Cabbar tarafından düzenlenen 06/03/2012 tarihli raporda davacı Erdoğan Yılmaz'ın meydana gelen olay nedeniyle geçici ve daimi maluliyetinden dolayı 5.069,66 TL olarak hesaplanan maddi zararın hüküm altına alınması yoluna gidilmiştir.

Manevi tazminat istemine gelince; Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/244 Esas ve 2007/70 Karar sayılı gerekçeli kararında ayrıntısıyla açıklandığı üzere davalının, davacılardan Ayten akpınar'ın yüzüne doğru muhtarlık mührünü fırlatarak hakaret ettiği ve vurmaya kalkıştığı, diğer davacı Erdoğan Yılmaz'ı ise %28,0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybedecek ve 45 gün mutad iştigaline engel teşkil edecek şekilde yaraladığı anlaşıldığından, davalının bu eylemleri nedeniyle davacıların yaşadığı acı ve ızdıraplar göz önüne alındığında davacıların kişilik değerlerinin ihlali,ruhsal dengelerinin bozulması nedeniyle uğradığı manevi zararın giderimi amacıyla belirli bir meblağın davalıdan alınarak davacılara verilmesi suretiyle, davacıların zedelenmiş olan yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak, davalıyı ekonomik bir yıkıma sürüklemeksizin, daha dikkatli ve özenli olmaya sevketmek hedeflenerek günün ekonomik koşulları ye tarafların durumları itibariyle belirlenen davacı Erdoğan Yılmaz için 8.000 TL ve davacı Ayten Akpınar için 1.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.”şeklindeki gerekçesi ile davacılardan Erdoğan Yılmaz'ın maddi tazminat talepli davasının kabulüne, 5.069.66TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat istemli davalarının kısmen kabulüne, davacı Erdoğan Yılmaz için 8.000 TL ve davacı Ayten Akpınar için 1.000TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermiş, verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; 02.12.2013 gün ve 2013/1090 Esas, 2013/18824 Karar sayılı kararı ile, “Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/111, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.

PTT Genel Müdürlüğü emrinde posta dağıtıcısı olarak çalışan ve kamu görevlisi sıfatını taşıyan davalının, görevinin ifası sırasındaki eylemleri nedeniyle istemde bulunulmuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerekir. Davalıya husumet yöneltilemez. Davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir. Mahkemece, uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki gerekçesi ile kararın bozulmasına hükmetmiştir.

Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Eski Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi); 20.05.2014 gün ve 2014/92 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında aynen; “ davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne dair mahkememizce verilen 2007/173 Esas, 2012/172 Karar sayılı 27.09.2012 tarihli gerekçeli karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2013/1090 Esas, 2013/188247 Karar sayılı 02.12.2013 tarihli ilamı ile; «...Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/111. 129/V, 657 Sy. K.13, MGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. PTT Genel Müdürlüğü emrinde posta dağıtıcısı olarak çalışan ve kamu görevlisi sıfatını taşıyan davalının, görevinin ifası sırasındaki eylemleri nedeniyle istemde bulunulmuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerekir. Davalıya husumet yöneltilemez. Davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir. Mahkemece, uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir...» gerekçesi ile bozularak Mahkememize iadesi üzerine bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın idareye karşı açılması gerektiği, davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın husumet nedeni ile reddine karar vermiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmeksizin karara şerh edildiği üzere 09.09.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

Bunun üzerine davacı aynı istemlerle, bu kez davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’ne karşı idari yargıda dava açmıştır.
Ankara 8. İdare Mahkemesi; 08.09.2015 gün ve 2015/1586 Esas sayılı kararında aynen; “Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından, davalı idare emrinde posta dağıtıcısı olarak görev yapan Muammer Tüzün'ün tebligat bırakmak için geldiği Ankara İli, Etimesut İlçesi, Güzelkent Mahallesi muhtarlığında kendilerine (Ayten Akpınar ve Keziban Yılmaz-Özcan Yılmaz murisi Erdoğan Yılmaz'a) hakaret ettiği, saldırdığı ve yaraladığı iddialarıyla uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle posta dağıtıcısı Muammer Tüzün aleyhine Sincan Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, nihai olarak anılan davada Sincan Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20.05.2014 tarihli ve E:2014/92. K:2014/153 sayılı kararıyla davanın idareye karşı idari yargıda açılması gerektiği belirtilerek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine Mahkememizde Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. hasını gösterilerek bakılmakta olan tam yargı davasının açıldığı anlaşılmaktadır./Bakılan davada, Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları. kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde. Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır./Bu durumda, dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan iddia edilen zararın, Muammer Tüzün'ün salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekeceğinden ortada hizmet kusurundan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.” şeklindeki gerekçesi ile 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına, işin incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilmesine değin ertelenmesine karar vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 26.10.2015 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME:

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikte adli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen şekilde başvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, Davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’nde posta dağıtıcısı olarak görev yapan diğer davalı Muammer Tüzün’ün, 06/ 09/ 2005 tarihinde evrak onayı için geldiği Mahalle muhtarlığında, mahalle muhtarı Ayten Akpınar ile tartışması neticesinde Ayten Akpınar’a hakaret etmesi ve Erdoğan Yılmaz’ı yaralaması şeklinde meydana gelen olay nedeni ile davacıların uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi istemi ile açılmıştır.

Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, meydana gelen olay nedeni ile davalı Muammer Tüzün hakkında ceza soruşturmasına başlanıldığı ve Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01.05.2007 gün ve 2006/244 Esas, 2007/70 Karar sayılı kararı ile davalının Erdoğan Yılmaz’a yönelik yaralama suçundan neticede 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, davalının diğer davacı Ayten Akpınar’a yönelik hakaret suçundan dolayı ise neticede 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 09.05.2012 gün ve 2009/8752 Esas, 2012/19015 sayılı kararı ile bozulmasına hükmedildiği ve bozma gerekçesi olarak davalı Muammer Tüzün’ün davacı Ayten Akpınar’a karşı yaralamaya teşebbüs suçunu işlediğinin sabit olmasına rağmen bu hususta bir hüküm kurulmaması, davalı Muammer Tüzün’ün davacı Erdoğan Yılmaz’a karşı eyleminin ise TCK 87/1-d maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken 87/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve 87/3. Maddesinin uygulanmaması gerekirken uygulanması hususlarının belirtildiği, Yargıtay Bozma ilamı üzerine karara uyan Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında davacı Ayten Akınar’a yönelik eylemleri nedeni ile 1 yıl 6 ay hapis, Erdoğan Yılmaz’a yönelik eylemleri nedeni ile 6 yıl hapis cezasına hükmettiği ve kararın Yargıtay 3. Dairesi’nin 01.10.2013 gün ve 2013/15272 Esas 2013/33259 Karar sayılı kararı ile onanarak 01.10.2013 tarihinde kesinleştiği, yine ceza dosya kapsamında yapılan tespitler ışığında davalı Muammer Tüzün’ün PTT Müdürlüğü’nde sözleşmeli dağıtım memuru olarak görev yaptığı, meydana gelen olay nedeni ile Erdoğan Yılmaz’ın 20.12.2005 tarihli adli tıp kurumu raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaralandığının, vücudunda kemik kırığının meydana geldiğinin ve baş kısmında çökme şeklinde meydana gelen bu kırığın hayati fonksiyonlarını 4. derecede ağır etkilediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.

Anayasa`nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiş; 129. maddesinin beşinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiş; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de, kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu düzenlemelerle, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu davrandıklarından bahisle haklı ya da haksız olarak yargı mercileri önüne çıkarılmasını önlemek ve kamu hizmetinin sekteye uğratılmadan yürütülmesini sağlamak suretiyle kamu düzenini korumak amaçlanmış; aynı zamanda, zarara uğrayan kişi bakımından, memurlar veya diğer kamu görevlilerine oranla ödeme gücü daha yüksek olan bir sorumlu (idare) muhatap kılınmıştır.

Buna göre, kural olarak, kamu görevlisinin görev ve yetkilerini kullandığı sırada doğan zararın giderilmesi istemiyle, görev kusurunu kapsayan hizmet kusuru esasına dayanılarak, idari yargıda ve ancak idare aleyhine dava açılabilecek; yargı yerince tazminle yükümlü tutulması halinde idare, ilgili yasa kurallarının gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, sorumlu personeline rücu edebilecektir.

Ancak, kamu görevlilerince görevleri sırasında gerçekleştirilen işlem ya da eylemler sırasında, ağır kişisel kusur ile hareket edilmiş olması ve bu kusurun hizmet kusurundan ayrılabilir nitelikte bulunması durumlarında, hizmet kusuru ve zarara konu olay arasındaki illiyet bağı kesileceğinden, kamu görevlisinin yukarıda belirtilen Anayasal ve yasal korumadan yararlanması ve kamu görevlisine karşı şahsi kusuruna dayanılarak açılan davanın, 2577 sayılı Kanun çerçevesinde idari yargı yerinde görülmesi mümkün olmayacaktır.

Belirtilen durum karşısında, PTT’de dağıtım memuru olarak görev yapan davalı Muammer Tüzün hakkında, Güzelkent Mahalle Muhtarı Ayten Akpınar’a hakaret etmesi ve olay yerinde konuk olarak bulunan Erdoğan Yılmaz’ı da darp etmesi şeklindeki eylemi nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucunda mahkumiyetine karar verildiği ve itiraz üzerine verilen kararın 01.10.2013 tarihinde kesinleştiği, davalının suç teşkil eden eylemlerinin kamu görevi sırasında gerçekleşmiş olsa bile kamu hizmetinin bir gereği olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla davacının ağır kişisel kusuruna dayalı eylemi sonucu idarenin hizmet kusuru ile dava konusu olay arasındaki illiyet bağının kesildiği ve bu nedenle davanın haksız fiillere özgü özel hukuk hükümleri çerçevesinde adli yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Ayrıca her ne kadar Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş olması nedeni ile, göreve ilişkin bir karar olmadığı düşünülebilir ise de, hüküm fıkrası ile hüküm gerekçesinin bir bütün olması ve hüküm gerekçesinde, davanın hizmet kusuru kapsamında idari yargıda görülmesi gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, meydana gelen uyuşmazlığın temelinde görev sorununun yattığı kanaatine ulaşılarak, dosyanın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.05.2014 gün ve 2014/92 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir.



S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Eski Sincan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi)’nin 20.05.2014 gün ve 2014/92 Esas, 2014/153 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 26.10.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

http://kararlar.uyusmazlik.gov.tr/Karar ... Only=False


www.kararara.com
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj