Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

BELEDİYENİN OTOBÜS DURAĞI YERİNİ TESPİTTEKİ KUSURU İLE ÖLÜM.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 544109
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

BELEDİYENİN OTOBÜS DURAĞI YERİNİ TESPİTTEKİ KUSURU İLE ÖLÜM.

Mesaj gönderen kararara.com »

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
ESAS NO : 2012/188
KARAR NO: 2013/624
KARAR TR : 13.05.2013
(Hukuk Bölümü)

ÖZET : 1-2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesi hükmünün, yürürlüğe girdiği tarihten önce İdare Mahkemesinde dava açılması nedeniyle, bakılan davada, uygulanmayacağı.
2- Davacıların, yakınlarının ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda, davalı Belediyenin otobüs duraklarının yerini belirlemedeki hizmet kusurunun etkili olduğundan bahisle, uğranılan zararın İdarece tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
.

K A R A R
Davacılar : A.S.(kendi adına asaleten),(çocukları E.S., B.S., A.S. adına velayeten)
Vekilleri : Av.G.U., Av.Y.Ö.B., Av.B.İ.U., Av.N.A.
Davalılar : 1-İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekilleri : Av.Av.C.A., Av.N.D.
2-İBBB.ESHOT Genel Müdürlüğü
Vekilleri : Av.F.S., Av.Ç.Ç.
O L A Y : Davacılar vekili dilekçesinde; 10.04.2010 tarihinde Yeşildere Caddesi 5350 Sokak kavşağında, GEÇiT2 olarak adlandırılan otobüs durağında Eshot Genel Müdürlüğü'ne ait Y.U. idaresindeki 93-390 plaka sayılı 1993 model Sanos marka belediye otobüsü ile PTT Başmüdürlüğü'ne ait 35 PT 297 plaka sayılı M.S. idaresindeki 2003 model Kanuni marka motosikletin çarpışması sonucu, müvekkillerinin murisi M.S.'nin, görev yaptığı sırada ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini; Yeşildere Caddesi Buca Köprüsü istikametli yolun üç şeritli olduğunu, kaza mahallinde yol üzerinde devamlı çizgi ile araç sollamanın yasak olduğunu gösterir yol çizgileri ile sağ şeritte duraklamanın yasak olduğunu belirten trafik levhası bulunduğunu; Eshot Genel Müdürlüğü'ne ait Y.U. idaresindeki belediye otobüsünün duraklama yaptığı yerde de duraklama yapılmaz işareti bulunduğunu; belediye otobüs durağının kurulmuş olduğu yol kenarının kavşak, yolun dönemeçli olduğunu, buna rağmen belediye otobüsünün, işaret levhalarına 15 m mesafede duraklama yaptığını; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 60.maddesindeki("Taşıt yolu üzerinde, /-Duraklamanın yasaklandığının bir trafik işareti ile belirtilmiş olduğu yerlerde, / -Kavşaklar, tüneller, köprüler ve bağlantı yollarında ve buralara, yerleşim birimleri içinde 5 metre ve yerleşim birimleri içinde 5 metre ve yerleşim birimleri dışında 100 metre mesafede duraklamak yasaktır.”) açık yasa hükmüne rağmen; duraklamanın yasak olduğu yerde durak tesis edilmiş olması nedeniyle M.S.'nin vefat ettiğini; Karayolları. Trafik Kanunu'na aykırı surette, Büyükşehir Belediyesi Eshot Genel Müdürlüğü'nce kurulmuş durağın halen faal durumda olduğunu, aynı şekilde belediye hizmeti vermeye devam ettiğini, her an kazaya sebep olabilecek durumda bulunduğunu; Eshot Genel Müdürlüğü'ne ait belediye otobüs durağının duraklamanın yasak olduğu noktaya yapılmış olmasının idarenin hizmetinin kötü işlemesi, gerektiği gibi işlememesinden kaynaklanan hizmet kusuru olduğunu, ifa edilen kamu hizmetinin mevzuatta belirtilen nitelik ve ölçülere aykırı olarak yerine getirilmediğini; M.S.'nin henüz 36 yaşındayken vefat ettiğini, müvekkili A.S.'nin, eşinin ölümü ile genç yaşta dul kaldığını, evin ve üç küçük çocuğun sorumluluğunun üzerinde kaldığını ifade ederek; Davacı A.S. için 7.500.TL destekten yoksun kalma tazminatı; 20.000.TL manevi; çocukların her biri için 10.000.TL. destekten yoksun kalma tazminatı; 20.000TL manevi tazminat olmak üzere, toplamda 37.500,00. TL destekten' yoksun kalma ve 80.000,00 TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 117.500,00TL'nin davalılardan tahsili istemiyle 20.12.2010 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.

Davalı ESHOT Genel Müdürlüğü vekilleri, savunma dilekçesinde, idarelerinin araç işleteni sıfatıyla da sorumlu olduğunun iddia edilmesi sebebiyle açılan davada adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek görev itirazında bulunmuştur.

İZMİR 3. İDARE MAHKEMESİ: 09.02.2012 gün ve E:2010/2190 sayı ile, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde; İdari dava türlerinin, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı açılan davalar olarak sayıldığı; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevli olduğunun kurala bağlandığı; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının; idari dava türlerinden biri olduğu; idarenin, idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak re-sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmiş olduğu işlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıyla idari işlem kimliği kazandırmakta olduğu ve kural olarak bu işlemlerin özel yasal düzenlemeler dışında, idari yargı denetimine tabi bulunduğu; dosyanın incelenmesinden, 10.4.2010 tarihinde Yeşildere Caddesi 5350 Sokak kavşağında Geçit-2 olarak adlandırılan otobüs durağında ESHOT Genel Müdürlüğüne ait belediye otobüsü ile davacıların mirasçısı M.S.'nin kullandığı motosikletin çarpışması sonucu motosiklet sürücüsünün hayatını kaybetmesinde otobüs durağının yanlış yere konumlandırılmış olması ve araçtan kaynaklı nedenlerle çarpışması sonucu hizmet kusuruna dayalı olarak murislerinin vefatı nedeniyle uğradıkları zarara karşılık 37.500,00 TL destekten yoksun kalma, 80.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı; bu durumda, uyuşmazlığın ESHOT Genel Müdürlüğü'nün araç isleten sıfatıyla sorumluluğuna dayalı olarak tazminat isteminden değil, otobüs durağının yanlış yere konumlandırılmış olması nedeniyle idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklandığı, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, kamu hukuku ve yukarıda yer verilen 2577 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde idari yargının ve Mahkemelerinin görev ve yetkisine girdiği gerekçesiyle; davalı ESHOT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN görev itirazın reddine, uyuşmazlığın görülmesi ve çözümlenmesinde Mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermiştir.
Davalı ESHOT Genel Müdürlüğü vekillerinin, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yönündeki dilekçesi üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Davacıların, özetle yakınlarının ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda davalı Belediyenin otobüs duraklarının yerini belirlemedeki kusurunun da etkili olduğu düşüncesi ile hizmet kusuruna dayanarak maddi tazminat ödemesi istemi ile idare mahkemesinde dava açtıklarının anlaşıldığı; 2918 sayılı Karayolları Trafik kanununun 2. maddesinde" Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar." hükmü ile kanunun uygulanmasında trafik düzeni ile kişi ve kurumların bu kanuna tabi olduğunun belirlendiği; Ek 10. maddesinde ise "Karayollarının yapım, bakım ve işletmesinden sorumlu olan tüm kamu ve özel kuruluşların projelerini yapan ve uygulayan yetkili ve sorumlu kişiler, çağdaş ilim ve teknik esaslarına uymak ve uygulamak konusunda Karayolu Trafik Güvenliği Kurulunun önerilerini kuruluş kanunlarına uygun olacak şekilde değerlendirmek zorundadırlar." hükmüne yer verilerek, karayollarının bakım ve onarım faaliyetlerinde uyulacak kurallara atıf yapıldığı; 2918 sayılı yasanın 4, 10 ve 18. Maddelerinde de karayollarının işletilmesi, bakım ve onarımında Belediyelere yüklenen görev ve yetkilere yer verildiği; diğer taraftan, 2918 sayılı Yasa'nın "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlığını taşıyan 110. maddesinde(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.), "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. / Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" denildiği, Yasa'nın Geçici 21. maddesinde ise (Ek: 11/1/2011-6099/15 md.), "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz" hükmü ile de dava konusu idarenin sorumlu olduğu köy yolunun bakım ve onarım ve işaretleme kurallarını ihmal ettiği nedeni ile kusurlu olduğu tezine dayanan davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerinde yapılması gerektiğinin anlaşıldığı; belirtilen tüm bu hususlara göre, daha önce davalı idare ile davacı gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlık konusu davanın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle: 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar vermiştir.
Başkanlıkça 2247 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125'inci maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunun hükme bağlandığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2'inci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının görüm ve çözümünün, idari yargının görev alanına giren idari dava türleri arasında sayıldığı; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Yetkili Mahkeme" başlıklı 110'uncu maddesinde; "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." şeklinde hükme bağlanmış iken; 19.01.2011 tarih ve 27820 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6099 sayılı Kanunun 14'üncü maddesi ile değiştirilerek, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu kanun hükümleri uygulanır. / Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmünün getirildiği; davadaki tazminat talebinin Belediye'ye ait otobüs sürücüsünün trafik kurallarını uygulama ve bu kurallara uyma konusundaki kusuruna dayandırılmadığı, davalı idarelerin yukarıda sözü edilen kazadan dolayı sorumluluğunun, otobüs durağının yerinin tespitinde Karayolları Trafik Kanununun "Duraklamanın yasak olduğu yerler" başlığını taşıyan 60'ıncı maddesinin, "Taşıt yolu üzerinde; duraklamanın yasaklandığının bir trafik işareti ile belirtilmiş olduğu yerlerde, / Kavşaklar, tüneller, rampalar, köprüler ve bağlantı yollarında ve buralara yerleşim birimleri içinde beş metre ve yerleşim birimleri dışında yüz metre mesafede, duraklamak yasaktır." düzenlemesine aykırı davranılmasında; dolayısıyla, kamu hizmetinin kötü işletilmesi sonucu oluşan hizmet kusuruna dayalı olduğu; hizmet kusurunun varlığının bir davada belirlenmesi ve bu belirlemeye dayalı hüküm kurulması görevinin ise, Anayasanın "Yargı Ayrılığı ilkesi" ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2' nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 5'inci maddesinin 1 'inci fıkrası hükümleri uyarınca, açılacak tam yargı davası yoluyla, genel görevli idari yargı yerlerine ait bulunduğu gerekçesiyle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2247 sayılı Yasanın 10' uncu ve izleyen maddeleri uyarınca yapılan başvurunun kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, yolunda yazılı düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 13.5.2013 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME:
Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, Davalı ESHOT Genel Müdürlüğü vekillerinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı M. BAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacıların, yakınlarının ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda davalı Belediyenin otobüs duraklarının yerini belirlemedeki hizmet kusurunun etkili olduğundan bahisle, maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılmıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinin (f) bendinde, “büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek”, (p) bendinde ise, “büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek” büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmış; aynı Kanun’un 9. maddesinin ilk fıkrasında “Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerinde her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla, büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılacağı ulaşım koordinasyon merkezi kurulacağı belirtilmiş ve maddenin ikinci fıkrasında “Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini planlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dâhilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.” hükmüne; aynı maddenin dördüncü fıkrasında “Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.” hükmüne; maddenin beşinci fıkrasında “Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
15 Haziran 2006 tarih ve 261999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği”nin 6. maddesinde, alt yapı koordinasyon merkezi ile ulaşım koordinasyon merkezi tarafından alınan ortak yatırım ve toplu taşımayla ilgili kararlar; büyükşehir belediyesi, büyükşehir dâhilindeki diğer belediyeler ve büyükşehir sınırları içindeki kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı belirtilmiş ve Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasında, kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; otobüs, taksi, dolmuş ve servis durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek, gerçek ve tüzel kişiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlara ait otopark olmaya müsait boş alan, arazi ve arsaları geçici otopark yeri olarak ilan etmek ve bunların sahiplerine veya üçüncü şahıslara işletilmesi için izin vermek, izin verilen otoparklar ile karayolu üzerindeki diğer park yerlerinde özürlüler için işaretlerle belirlenmiş bölümler ayrılmasını sağlamak Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezlerinin görevleri arasında sayılmıştır.
5216 sayılı Kanun ve Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği dayanak alınarak çıkarılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendinde de İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; otobüs, taksi, dolmuş ve servis durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek, gerçek ve tüzel kişiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlara ait otopark olmaya müsait boş alan, arazi ve arsaları geçici otopark yeri olarak ilan etmek ve bunların sahiplerine veya üçüncü şahıslara işletilmesi için izin vermek, izin verilen otoparklar ile karayolu üzerindeki diğer park yerlerinde özürlüler için işaretlerle belirlenmiş bölümler ayrılmasını sağlamakla görevli olduğu; Yönetmeliğin 11. maddesinde de, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin yürütme organının İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları kaynak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu; Kanunun "Duraklamanın yasak olduğu yerler" başlığını taşıyan 60. maddesinde; Taşıt yolu üzerinde; duraklamanın yasaklandığının bir trafik işareti ile belirtilmiş olduğu yerlerde, sol şeritte,(raylı sistemin bulunduğu yollar hariç),yaya ve okul geçitleri ile diğer geçitlerde, kavşaklar, tüneller, rampalar, köprüler ve bağlantı yollarında ve buralara, yerleşim birimleri içinde beş metre ve yerleşim birimleri dışında yüz metre mesafede, görüşün yeterli olmadığı tepelere yakın yerlerde ve dönemeçlerde, otobüs, tramvay ve taksi duraklarında, duraklayan veya park edilen araçların yanında, işaret levhalarına, yaklaşım yönünde ve park izni verilen yerler dışında; yerleşim birimi içinde onbeş metre ve yerleşim birimi dışında yüz metre mesafede, duraklamanın yasak olduğu belirtilmiştir.
Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması amacıyla istemde bulunan ESHOT Genel Müdürlüğü’nün, 27.07.1943 gün 4483 sayılı “İzmir Tramvay ve Elektrik Türk A.Ş. İmtiyazıyla Tesisatının Satın Alınmasına Dair Mukavelenin Tasdiki ve Bu Müessesenin İşletilmesi Hakkında Kanun” ile kurulduğu; davalı Kurumun, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, tüzel kişiliği olan katma bütçeli bir kurum olduğu; anılan Belediyenin iştiraki durumunda bulunmadığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları dâhilinde toplu ulaşım hizmetini yürüttüğü anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; 10.4.2010 tarihinde Yeşildere Caddesi 5350 Sokak kavşağında Geçit-2 olarak adlandırılan otobüs durağında ESHOT Genel Müdürlüğüne ait belediye otobüsüne, davacıların mirasçısı M.S.'nin kullandığı motosikletin çarpması sonucu motosiklet sürücüsünün hayatını kaybettiği; davacılar vekilinin dava dilekçesinde; otobüs durağının, Trafik Kanunu'na aykırı surette yapıldığını, halen faal durumda olduğunu, duraklama noktasının her an kazaya sebep olabileceğini, Eshot Genel Müdürlüğü'ne ait belediye otobüs durağının, duraklamanın yasak olduğu noktaya yapılmış olmasının, idarenin hizmetinin kötü işlediğini ya da gerektiği gibi işlememesinden kaynaklanan hizmet kusuruna ilişkin bulunduğunu; İdarenin kamu hizmetini, mevzuatta belirtilen nitelik ve ölçülere aykırı olarak yerine getirmediğini ifade ederek; murislerinin vefatı nedeniyle uğradıkları zarara karşılık 37.500,00 TL destekten yoksun kalma, 80.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Buna göre; zararın ve tazminat talebinin, Belediye'ye ait otobüs sürücüsünün trafik kurallarını uygulama ve bu kurallara uyma konusundaki dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu oluşan kişisel kusura değil de, otobüs durak yerinin saptanması şeklinde somutlaşan kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında doğduğu nedeniyle idarenin hizmet kusuruna dayandırılması karşısında; kamu hizmeti yürüten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ESHOT Genel Müdürlüğü’nün, bu hizmeti yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2/1-b maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevlidir.
Diğer yandan; 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Yasanın Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.
2918 sayılı Yasanın 110. maddesinin 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; davanın ise İdare Mahkemesinde 20.12.2010 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, bakılan davada, anılan madde hükmünün uygulanmayacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü idari yargı yerinin görevine girdiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 13.5.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj