Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

DEVLETE VE MEMURA KARŞI AÇILAN DAVA , İCRA MEMURUNUN KUSURU

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 544109
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

DEVLETE VE MEMURA KARŞI AÇILAN DAVA , İCRA MEMURUNUN KUSURU

Mesaj gönderen kararara.com »

UYUŞMAZLIK
Hukuk Bölümü 1973/607 E.N , 1975/123 K.N.

İlgili Kavramlar

DEVLETE VE MEMURA KARŞI AÇILAN DAVA
İCRA MEMURUNUN KUSURLU İŞLEMİ
TAZMİNAT TALEBİ

Özet
İCRA-İFLAS YASASI, ADLİ HİZMETİN ÖZELLİKLERİNİ GÖZÖNÜNDE TUTARAK, ÖZEL SORUMLULUK KURALLARI GETİRMİŞTİR. BU KURALLARI BELİRLEYEN 5. VE 6. MADDELERİN, 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI YASASI`NIN 237. MADDESİ HÜKMÜNE GÖRE YÜRÜRLÜKTEN KALKTIĞINI KABULE OLANAK YOKTUR. BU DURUMDA, İCRA MEMURUNUN KUSURLU İŞLEMİ YÜZÜNDEN UĞRANILAN ZARARIN ÖDETİLMESİ İÇİN AÇILAN DAVANIN "ADLİ YARGI" YERİNDE GÖRÜLMESİ GEREKİR.


İçtihat Metni

OLAY : Davacı tarafından davalılara karşı, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi`nde açılan ve Esas`ın 1973/21 sayısında kayıtlı davada; davacı banka, üçüncü kişi olan Ü.G.`den 72.244 lira alacaklı olduğunu ve borçlu Ü.G.`nin Çeşme`deki bir taşınmaz malını bu borcunun munzam teminatı olarak davacı bankaya 40.000 liraya 18.1.1967 günü ipotek ettiğini ve gene borçlu Ü.G.`nin K.K. isimli kişiye olan 28.887 liralık borcu için aynı taşınmaz mal üzerine 27.3.1967 günü icraca haciz konduğunu ve davalı icra memuru S.K.`nin açıkça kusurlu eylemi ile, icra satışı için yaptığı ilanda ipotek kaydını ketmettiğini, üstelik İcra İflas Kanunu`nun 127, 128`inci maddelerince ipotek alacaklısı olan bankaya satış ilanını ve mükellefiyet listesini tebliğ etmediğini ve ayrıca İcra ve İflas Kanunu`nun 129`uncu maddesince, ihale bedeli, rüçhanlı ipotek alacağını karşılamadığı halde ihaleyi yaptığını ve ihale bedelini de alacaklıya ödediği ve ihale işleminin derecattan geçerek kesinleştiği ve icra memurunun kusurlu işlemi yüzünden uğradığı zarar olan 40.000 liranın İcra ve İflas Kanunu`nun 5 ve 6`ncı maddelerince davalılardan tazminen tahsiline karar verilmesini istemiş ve bu davanın görülmesi sırasında davalı idare vekili tarafından ileri sürülen görev itirazının mahkemece reddedilmesi üzerine, İzmir Valisi`nin dileği ile görev konusunun incelenmesi, Danıştay Başkanun sözcüsü tarafından istenilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan Uyuşmazlık Mahkemesi`nin (Başkan : Ahmet H.Boyacıoğlu, Üye : Mesut Akan, Hilmi Yazıcı, Adnan Kükner, Muzaffer Kutman, Kazım Yenice ve Hakkı N.Baykal`ın katıldığı) 30.4.1975 günlü oturumunda, dosya raportörü Yargıtay Tetkik Hakimi İsmet Köker`in raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan ve başvurmanın, yöntemine uygun ve süresi içinde yapıldığı anlaşıldıktan ve Başkanun Sözcüsü Ali Rıza Alpaslan`ın, İcra ve İflas Kanunu`nun halen yürürlükte olan 5`inci maddesi uyarınca davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundaki düşüncesi dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, icra memurunun kusurlu eylemi yüzünden uğranılan zararın tazmini isteminden ibarettir. İcra ve İflas Kanunu`nun 5`inci maddesinde, "Memur ve müstahdemlerin mesuliyeti" başlığı altında icra memurlarının kusurlarından ileri gelen zarar ve ziyandan mesul oldukları ve bu zarar ve ziyan davasına mahkemede bakılacağı belirtildikten sonra, zarara uğrayan şahsın bu davada aynı zamanda devleti dahi hasım gösterebileceği ve bu halde verilen kararın, devletin aleyhinde kesin hüküm teşkil edeceği de belirtilmiştir. İcra İflas Kanunu`nun 6`ncı maddesinde zarara uğrayan şahsa karşı devletin sorumluluğu da açıklanmıştır.

657 sayılı Devlet Personel Kanunu`nun 12. maddesinde aynen "Devlet memurları, görevleriyle ilgili olarak idareye verdikleri zararlardan ötürü Borçlar Kanunu`nun haksız fiil esaslarına tabidirler" denilmiştir. Adı geçen Kanun`un 13`üncü maddesinde de "Kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Kurumun, genel hükümlere göre, sorumlu personele rücu hakkı saklıdır" denilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu, adli hizmetin özelliğini de göz önünde tutarak özel sorumluluk kuralları getirdiğinden, bu kuralları belirleyen 5. ve 6. ncı maddelerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 237`nci maddesi hükmü uyarınca yürürlükten kalktığını kabul etmeye olanak yoktur. Bu duruma göre, halen yürürlükte olan ve özel hüküm niteliğini taşıyan İcra ve İflas Kanunu`nun 5`inci maddesi uyarınca, bu davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden, başvurma reddedilmelidir.

SONUÇ : İcra ve İflas Kanunu`nun, yargı hizmetlerinin özelliği dolayısıyla öngördüğü sorumluluk hükümlerini saptayan 5 ve 6`ncı maddeleri, Devlet Memurları Kanunu`nun 237`nci maddesi hükmü karşısında yürürlükte bulunduğuna, bu itibarla anlaşmazlığın adli yargı yerinde çözülmesi gerektiğinden başvurmanın reddine, Kazım Yenice`nin karşı oyu ile, oyçokluğu ile 30.4.1974 gününde kesin olarak karar verildi. AYRIŞIK OY

Dava, adli yargı yerinde, Adalet Bakanlığı ve İcra Memuru S.K.`ye karşı açılmıştır. İcra ve İflas Kanunu`nun 5`inci maddesi, icra ve iflas memurlarının, kusurlarından ileri gelen zarar ve ziyandan sorumlu olduklarını ve bu davalara mahkemede bakılacağını belirtmekte; bunu izleyen 6`ncı madde ise, zararın bu kimselerden alınmaması halinde, devletten istenmesini öngörmektedir.

Ancak, daha sonra yürürlüğe giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 13`üncü maddesi ile kamu hukukuna giren görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararlar için genel nitelikte bir düzenleme yapılmış; bu nedenlerle zarar görenlerin "... bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil; ilgili kurum aleyhine dava açabilecekleri" kuralına Yasa`da yer verilmiştir.

Devlet Memurları Kanunu`ndaki bu hüküm, yukarıda işaret edildiği gibi, genel nitelikte olduğu; İcra ve İflas Kanunu ise, hizmetin de gerektirdiği şekilde özel bir hüküm getirdiği; bu itibarla icra ve iflas hukukuna ilişkin konularda, anılan Kanun`un 5`inci ve 6`ncı maddelerinin uygulanacağı söylenebilir. Ancak, Devlet Memurları Kanunu`nun 31.7.1970 günlü, 1327 sayılı Kanun`la değişik 237`nci maddesinin (b) bendinde, herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak surette, "... diğer kanunların bu Kanun`a aykırı hükümleri"nin yürürlükten kaldırıldığı hükmüne yer verilmiştir.

Bu açık hüküm karşısında, icra ve iflas daireleri memurları için bir istisna yapılarak, bu memurların İcra ve İflas Kanunu`nun 5. ve 6`ncı maddelerine göre sorumluluklarının devam ettiğini söylemek, kanımızca yasa düzenleme tekniği ile bağdaşamayacağı gibi, yasa koyucunun güttüğü amaca ve kanun önünde eşitlik esasına da aykırı olur.

Bu görüş, doktrinde benimsenmiştir. Örneğin, Prof.Dr. Baki Kuru, 657 sayılı Kanun`un 237/b maddesi hükmüne göre, "İİK ve 5/7 hükümlerinin yürürlükten kalktığı, bundan böyle icra memuru ve münasebetlerinin hukuki sorumluluğunun da 657 s. K./m.13 hükmüne göre incelenmesi gerektiği"ni belirtmektedir (İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Ankara , 1972/1973, sayı 26 ve 367).

Bütün bu nedenlerle, Adalet Bakanlığı`nın hasım olduğu davada ve buna ilişkin olmak üzere ihtilafı çözümlemeye idari yargı görevli olduğundan, çoğunluğun adli yargı yerini görevli sayan kararına katılmıyorum. Kazım YENİCE


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj