Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

ÖDEME YAPAN SİGORTA ŞİRKETİNİN ARAÇ SAHİBİNE RÜCU DAVASI...

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 544109
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

ÖDEME YAPAN SİGORTA ŞİRKETİNİN ARAÇ SAHİBİNE RÜCU DAVASI...

Mesaj gönderen kararara.com »

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:
ESAS NO : 2013/443
KARAR NO:2013/559
KARAR TR : 08.04.2013
(Hukuk Bölümü)
ÖZET : Sigortalı araç için araç sahibine ödemede bulunan sigorta şirketince, zararın giderilmesi istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : A. Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. F.S.
Davalı : ASKİ Genel Müdürlüğü
O L A Y: Davacı vekili dilekçesinde özetle, davacı şirkete kaskolu olan 06 HBJ .... plakalı aracın, 05.11.2011 tarihinde K.L.'nin sevk ve idaresinde iken, Çankaya İlçesi 2120.cadde üzerinde bulunan, ASKİ nin bakım, onarım ve yenileme sorumluluğundaki logar kapağının üzerinden geçmesi akabinde logar kapağının yerinden çıkarak aracın alt kısımlarına çarpması sonucu araçta 5.239,56 TL maddi hasar meydana geldiğini, bu hasarın davacı şirket tarafından karşılandığını belirterek, davacı şirket tarafından karşılanan söz konusu hasar bedelinin ödeme tarihi olan 27.10.2011 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesi; 20.06.2012 gün ve E:2012/296, K:2012/380 sayı ile özetle; davalının bir kamu tüzel kişisi olup, eylem ve işlemlerinin de kaM.l nitelikte olan kamu hizmeti kavramı çerçevesinde olduğunu, istemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın ASKİ ye yönelmesinin nedeninin, davalı tarafından bir plan çerçevesinde gerçekleştirilen işlemi sırasında yeterince özen gösterilmemesi sonucu zarara neden olunduğu iddiası olduğunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince bu tür işlemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerektiğini belirterek, davalı ASKİ ile ilgili uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğundan bahisle davanın görev bakımından reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 12. İdare Mahkemesi; 07.01.2013 gün ve E:2013/21, K:2013/2 sayı ile özetle; dava konusu uyuşmazlığın karayolu üzerindeki logar kapağı nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğundan, 2918 sayılı Karayolları ve Trafik Kanunundan kaynaklı sorumluluk davası niteliğinde olan davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı yeri olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Metin ULUKANLIGİL’in katılımlarıyla yapılan 8.4.2013 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davacı vekili tarafından; 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı yerleri arasında görev uyuşmazlığın doğduğu, idari yargı dosyasının mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı M. BAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacı şirkete kasko sigortası poliçesi kapsamında sigortalı bulunan 06 HBJ .... plakalı aracın seyir halinde iken, cadde üzerinde bulunan logar kapağının üzerinden geçmesi akabinde logar kapağının yerinden çıkarak aracın alt kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen maddi hasar nedeniyle davacı şirket tarafından ödenen 5.239,56 TL maddi tazminat miktarının ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete kasko sigortası poliçesi kapsamında sigortalı bulunan 06 HBJ .... plakalı aracın seyir halinde iken, cadde üzerinde bulunan logar kapağının üzerinden geçmesi akabinde logar kapağının yerinden çıkarak aracın alt kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen maddi hasar nedeniyle ödenen 5.239,56 TL maddi tazminat miktarının ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Belediye aleyhine idare mahkemesinde açılan başka bir tazminat talepli tam yargı davasında, İdare Mahkemesi 2918 sayılı Yasanın 110.maddesinin 1.fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış, İdare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 8.12.2011 gün ve E:2011/124, K:2011/160 sayı ve 8.11.2012 gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayılı aynı içerikli iki kararı ile; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir.Başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.” Kararına varmıştır.Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.06.2012 gün ve E:2012/296, K:2012/380 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 8.4.2013 gününde Üyelerden Eyüp Sabri Baydar’ın GEREKÇEDE KARŞI OYU ile ESAS KARARDA OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
KARŞI OY
05.11.2011 tarihinde Davacıya kasko poliçesi ile sigortalı 06 HBJ …. plakalı aracın seyir halindeyken davalı idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunan yol üzerindeki rögar kapağının yerinden fırlayarak çıkması sonucu araçta zarar meydana geldiği, zararın sigortalıya ödendiği, davalının zarara sebebiyet verdiği iddiasıyla maddi zararın tahsili istemiyle davacı vekilince davalı aleyhinde Adli Yargı da tazminat davası açılmıştır.
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesince Uyuşmazlığın İdarenin Hizmet Kusurundan kaynaklandığı, Uyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı bu kez aynı istemle İdari Yargıda dava açmış, Ankara 12. İdare Mahkemesi de uyuşmazlığın 2918 sayılı Yasanın 110. maddesi kapsamında ve Adli Yargının görev alanında bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin Yargı yolu yönünden reddine karar vermiş,
Kesinleşen kararlar üzerine olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle dosyanın gönderildiği Yüksek Mahkemenin sayın çoğunluğu görüşü doğrultusunda “Davanın çözümünden Adli Yargının görevli olduğuna, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.”
Sayın çoğunluğun Uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevli kabul eden düşüncesine katılmakla birlikte gerekçesine katılamıyorum.
Zira;
6102 sayılı TTK 16.maddesinde “Ticaret Şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, demekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarında tacir sayılacakları” öngörülmüştür.
Davalı kurum hakkında da uygulanması gereken İSKİ’nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı yasada, bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceğinin açıklanması karşısında bu kuruluşun özel hukuk hükümlerince İdare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 29.11.1995 gün 1995/11-647 esas 1995/1043 sayılı vs. kararlarında 2560 sayılı kanuna tabi olan İSKİ’nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmakla birlikte faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK 18/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakmaya görevinin Adli Yargının görev alanına girdiğini benimsemiştir.
Bu durumda tacir olan davalı ASKİ ile davacı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevi Adli Yargıya ait olup açıklanan nedenle Adli Yargının görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle Adli Yargıyı Uyuşmazlıkta görevli kabul eden sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Üye Eyüp Sabri BAYDAR


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj