NAFAKA ALACAĞININ ALACAKLILARDAN MAL KAÇIRMAYA YÖNELİK MUVAZAALI BOŞANMAYA DAYALI OLMASI HK.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29604
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

NAFAKA ALACAĞININ ALACAKLILARDAN MAL KAÇIRMAYA YÖNELİK MUVAZAALI BOŞANMAYA DAYALI OLMASI HK.

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY 15. Hukuk Dairesi
2021/455 E.
2021/1836 K.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi


Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R -

Davacı vekili, dava dışı borçlulara ait taşınmazın satıldığını, davalıların nafaka alacaklarının rüçhanlı olduğu gerekçesiyle ihale bedelinin davalılar dosyaları arasında garame yapıldığını, davalıların alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak boşandıklarını davalıların alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalılara ayrılan payın müvekkili dosyasına ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, dava dışı borçluların anlaşmalı boşanma protokolüne uymadıkları için tapu iptali tescil davası açtıklarını, sıra cetveline konu taşınmazla ilgili düzenlenen ilk sıra cetveline müvekkillerinin açtığı şikayet davasının kabul edilerek sıra cetvelinin iptal edildiğini, davacının ilk sıra cetveline itiraz davasında muvazaa olgusunu ileri sürmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece Mahkemesince; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; boşanma protokolüne konu taşınmazların protokol kapsamında davalılar adına tescili için dava açıldığı, muvazaa yönünden ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, davacının muvazaayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince, davalıların dava dışı borçlulardan anlaşmalı olarak 1999 yılı içinde boşandıkları, 17.06.2009 yılında düzenlenen sıra cetveline davalıların şikayetinin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu davada davacının davalıların alacağına muvazaa nedeniyle itiraz etmediği, muvazaa iddiasına yönelik dava açmadığı gerekçesiyle muvazaaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, harçla ilgili istinaf başvurusunu kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının harca ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilerek, davanın reddine, davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir.

... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince; davalıların 17.06.2009 tarihinde düzenlenen ilk sıra cetveline karşı davacı banka aleyhine açtıkları şikayet davasının yargılaması sonunda, ... 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/370-448 E.K.sayılı 15/12/2010 tarihli kararı ile, sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek, kesinleştiği davacının sıra cetveline şikayete dair açılan davada davalıların alacağına itiraz etmediği gibi muvazaa iddiasına yönelik dava açmadığından, yerel mahkemenin mer'i kararlara göre karar vermesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacının muvazaaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş is de; 17.06.2009 tarihli ilk sıra cetvelinde davacı banka alacağının 1. ve 2. sırada yer aldığı ihale bedelinin davacı dosyaları ile 5. sıradaki vergi dairesi arasında garame yapılarak ödenmesine karar verildiği, bu durumda davacının kendisinden sonra gelen ve pay ayrılmayan davalıların alacağının muvazalı olduğuna ilişkin ilk sıra cetveline karşı dava açmasında hukuki yararı olmadığı açıktır. İcra mahkemesi kararı ile ilk sıra cetveli iptal edilerek davalıların alacağına öncelik tanınması üzerine davacı banka bakımından muvazaa iddiasını ileri sürmesi mümkün hale gelmiştir. İcra mahkemesi sadece sırayı belirleyerek sıra cetvelini iptal etmiş olduğundan eldeki itiraz davası için kesin hüküm oluşturmaz. Davacının ilk sıra cetveline karşı davalıların alacağının muvazaalı olduğu iddiası ile dava açmaması davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz.

Somut olayda, davalıların her ikisinin de dava dışı borçlu kardeşlerden anlaşmalı olarak 1999 yılı içinde boşandıkları, boşanma kararı ile, düzenlenen protokol kapsamında, nafaka ve takip borçlularına ait taşınmazların devir ve tesciline de hükmedildiği, boşanma kararları ve kesinleşme tarihleri dikkate alındığında davalı eşlerin 3 yıl boyunca taşınmazları kendi adlarına tescil ettirmedikleri, dava dışı borçlu kardeşler adına kayıtlı taşınmazlara 3. kişiler tarafından haciz konmasından sonra tapu iptali tescil davası açtıkları, yine boşanma tarihi ile sıra cetveli tarihi arasında geçen uzun sürede nafakanın ödenmemesine rağmen davalılarca cebri icraya konu edilmediği, her iki borçlu eşin muhtelif dosyalardan icra takiplerine maruz kaldıkları, yapılan zabıta araştırması ile davalılardan ...'nun boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiği, davalı ...'nın adına tescil edilmesi gereken taşınmaz kirası ile kredi borcunun ödenmesine, boşandığı eşinin muvafakatinin bulunduğu, 10.03.2015 ve 24.09.2016 tarihli bilirkişi kök raporu ve ek raporunda davalıların nafaka alacağının, alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı boşanmaya dayalı olduğu kanaatine varıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece her iki davalı bakımından sıra cetveline konu nafaka alacaklarının muvazaalı boşanmaya dayalı olup alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın kararı bozulan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir suretinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine, 21.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj