Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

YARGITAY İLE YEREL MAHKEME ARASINDA "MİT TIRLARI DAVASI"NDA OLUŞAN BİRLEŞTİRME / GÖREV UYUŞMAZLIĞI, CGK'NUN ÇÖZÜMÜ

Kavramlar: yargıtay kararları, yargıtay kararları 2019, yargıtay kararları 2018, yargıtay kararları 2017, yargıtay kararları fetö, son yargıtay kararları, yargıtay kararları nereden bulunur...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

YARGITAY İLE YEREL MAHKEME ARASINDA "MİT TIRLARI DAVASI"NDA OLUŞAN BİRLEŞTİRME / GÖREV UYUŞMAZLIĞI, CGK'NUN ÇÖZÜMÜ

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
2020/75 E.
2020/324 K.

Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Sayısı : 337-361


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.10.2015 tarih ve 39902-3278 sayı ile; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve inceleme dışı sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nın 220/5, 314/2, 328, 330, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları isteğiyle açılan kamu davasının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında ayırma kararı verildikten sonra 23.03.2016 tarih ve 99-78 sayı ile sanıklar hakkındaki dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/11969 sayılı soruşturma dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçlarından TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 328, 330, 329, 53 ve 58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteğiyle açılan kamu davasının Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince 12.03.2015 tarih ve 161-483 sayı ile dava dosyasının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesince sanıklar hakkındaki kamu davalarının yapılan yargılaması sırasında 28.06.2019 tarih ve 2015/1-4 sayı ile sanıklara atılı bir kısım suçtan hüküm verildikten sonra ayırma kararı verilerek 09.09.2019 tarih ve 3-5 sayı ile yargılamaya Adana Ağır Ceza Mahkemesince devam edilmek üzere Özel Dairenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince de 20.11.2019 tarih ve 337-361 sayı ile; sanıklar hakkında Yargıtay 16. Ceza Dairesince yargılama yapılmak üzere Mahkemenin görevsizliğine ve oluşan görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının uyuşmazlığın giderilmesi istekli Ceza Genel Kuruluna hitaben yazılan 16.12.2019 tarihli ve 126261 sayılı görüş yazısı ile dosyanın sehven Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesince 21.01.2020 tarih ve 9572-562 sayı ile gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken konu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesine ilişkindir.


İncelenen dosya kapsamından;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyasında; inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama, Anayasayı ihlâl, hükûmete karşı suç ve silahlı terör örgütünü yönetme ve örgüte üye olma suçlarından Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2015 tarihli ve 172-176 sayılı son soruşturmanın açılması kararı ile kamu davasının açılması üzerine anılan inceleme dışı sanıklar hakkında yargılama yapıldığı,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.10.2015 tarih ve 39902-3278 sayı ile; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve inceleme dışı sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nın 220/5, 314/2, 328, 330, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları isteğiyle açılan kamu davası İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/297 esas sayılı dosyası üzerinden görülmekteyken 18.03.2016 tarihinde sanıklar ve bir kısım inceleme dışı sanık hakkında ayırma kararı verilerek dosyanın 2016/99 esas sırasına kaydedildiği, ayrılan dosya üzerinden dosyanın 23.03.2016 tarih ve 99-78 sayı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/99 esas sayılı dosyanın bir kısım sanıklarının eylemlerinin dava dosyasındaki sanıkların eylemleriyle irtibatının bulunması ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 86. maddesi gereğince hâkim ve savcılarla aynı suça iştirak eden suç ortaklarının aynı soruşturma ve kovuşturma merciine tabi olmaları nedeniyle 14.04.2016 tarihinde birleştirmeye muvafakat verildiği, yapılan yargılamada sanıkların savunmalarının alındığı,

Sanık ... hakkında gizli kalması gereken bilgileri açıklama ve siyasal veya askerî casusluk suçlarından Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2014 tarihli ve 30800 sayılı, sanık ... hakkında aynı suçlardan 07.05.2014 tarihli ve 19640 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği,

Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/11969 soruşturma numaralı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçlarından TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 328, 330, 329, 53 ve 58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteğiyle açılan kamu davasında, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince 11.12.2015 tarihli ve 161-483 sayılı birleştirme kararı ile dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosya kapsamında yapılan yargılamada Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/161 esas sırasında kayıtlı olan dosyanın bu dosya ile birleştirilmesine 26.11.2015 tarihinde muvafakat verildiği, yapılan yargılamada sanıkların savunmalarının alındığı,
Yargıtay 16. Ceza Dairesince de sanıklar hakkındaki kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda 28.06.2019 tarih ve 2015/1-4 sayı ile;

“…
Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma (TCK md. 314/2) suçundan açılan kamu davalarının, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında siyasal veya askerî casusluk (TCK md 328), gizli kalması gereken bilgileri açıklama (TCK md. 330), silahlı terör örgütüne üye olma (TCK md. 314/2) suçlarından açılan kamu davalarının, ... hâlen başka mahkemelerde derdest olan irtibatlı kamu davaları ile birlikte görülmelerinde delillerin değerlendirilmesi açısından zaruret bulunduğundan iş bu dava dosyasından tefriki ile yetkili ve görevli ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere başka bir esas numarasına kaydına,

Sanıklar ... ve ... hakkında siyasal veya askerî casusluk (TCK md 328) ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama (TCK md. 330) suçlarından açılan kamu davalarının, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmek üzere iş bu dava dosyasından tefriki ile yetkili ve görevli ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere başka bir esas numarasına kaydına” karar verildiği,

Yargıtay 16. Ceza Dairesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davasının ayırma kararı sonrasında 2019/3 esas sırasına kaydedildiği ve Yargıtay 16. Ceza Dairesince 09.09.2019 tarih ve 3-5 sayı ile;
“…
Asli görevi, 2797 sayılı Kanun'un 13. maddesinde ‘Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak inceleyip karara bağlamak ve Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve özel kanunlarında belirtilen kimseler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve bunların kişisel suçlarına ait ceza davalarına ve kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak’ olarak tahdidi biçimde belirlenen Yargıtay'ın kural olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla diğer şahıslar hakkında yargılama yapma yetki ve görevinin bulunmaması,

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 30.01.2019 tarihli ve 1 sayılı Daireler arasındaki iş bölümüne dair kararda, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin görev alanına giren suçlara ilişkin olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılması gereken işlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesine verilmesi de gözetildiğinde, Dairemizin münhasıran temyiz incelemesi ile görevlendirilmiş olması,
Bağlantı nedeniyle birleştirilen Dairemizin 2015/1 esas sırasına kayıtlı dava dosyasının, 28.06.2019 tarihli ve 2019/4 sayılı karar ile sonuçlandırılması nedeniyle birleştirme sebebinin ortadan kalkması,

Ceza Yargılama Hukukunun temel ilkelerinden olan ve adil yargılanma hakkı kapsamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi ile Anayasamızın 37. maddesinde teminat altına alınan 'tabî hâkim' ilkesinin suçun işlenmesinden önce davayı görecek yargı yerinin kanun tarafından belirlenmesi olarak tanımlanması, bu ilke ile bir davanın belli bir biçimde sonuçlanmasını sağlamak için genel usul kurallarına göre davaya bakması gereken mahkemeleri devre dışı bırakacak olağanüstü ve istisnai mahkemeler kurmanın önüne geçilmek istenmesi, bu kapsamda sanıkların tabî mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanun’un 12/1. ve CMK'nın 12. maddeleri gereğince suçun işlendiği yer ilk derece mahkemesi olması,
Görevsizlik kararının, ‘Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiği’ sebep ve gerekçesine dayanmadığından CMK'nın 6. maddesinin somut olayda uygulanma yerinin bulunmaması,

Hususları nazara alındığında;

a- Sanıklar ... ve ... yönünden;

Sanıklar hakkında gizli kalması gereken bilgileri açıklama, siyasal veya askerî casusluk suçlarından (TCK md. 328 ve 330.) ve bu suçu oluşturduğu iddia olunan eylemlerinden dolayı, daha önce sanık ... ile ilgili Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/30800 sayılı, sanık ... ile ilgili olarak da 2014/19640 sayılı soruşturma evrakı üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda, atılı suçlardan kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi nedeniyle sanık ... hakkında 14.12.2014 tarihli, sanık ... hakkında da 07.05.2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği hâlde 5271 sayılı CMK'nın 172/2. maddesinde yer alan; ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.’ şeklindeki sarih düzenlemeye rağmen gereği tevessül edilmeden anılan sanıkların aynı eylemleri nedeniyle anılan suçlardan iddianame düzenlenmek suretiyle kovuşturma şartı yerine getirilmediği görüldüğünden, siyasal veya askerî casusluk (TCK md 328), gizli kalması gereken bilgileri açıklama (TCK md. 330) suçlarından açılan kamu davalarının, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar yetkili ve görevli mahkemece durma kararı verilmek üzere;

b- Diğer suçlar ve sanıklar yönünden ise, Dairemizin 5271 sayılı CMK'nın 3. ve devamı maddeleri ile 12. maddesi ve 5235 sayılı Kanun’un 12/1. maddesi gereğince görevsizliğine, dava dosyasının yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden anılan suçlar ve sevk maddeleri gereğince yargılanmalarına devam edilmek üzere suçun işlendiği yer ilk derece mahkemesi olan yetkili ve görevli Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine” karar verildiği,

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince 20.11.2019 tarih ve 337-361 sayı ile;

“Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının eylemleri olmaksızın kolluğun yargılanmalarına sebebiyet veren suçları işlemeleri mümkün olmadığı, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının da yüklenen suçlara konu fiilleri kolluk birimleri olmaksızın yapmalarının olanaklı olmadığı, FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütüne mensup olan kolluk görevlileri ile hâkim ve Cumhuriyet savcısı sanıkların örgütsel iş birliği ve dayanışma çerçevesinde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri iddia olunmaktadır.

Yukarıda görevsizlik kararına ilişkin açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sırasında kayıtlı davanın sanıkları ile görevsizlik kararı verilen sanıklar arasında suç konusu olduğu iddia edilen ve her iki davada da ortak olan olaya ilişkin örgütsel yapı çerçevesinde iştirak (asli iştirak) ilişkisinin iddia olunduğu açık olmakla, iddia edilen iştirak ilişkisi çerçevesinde CMK'nın 8. maddesi kapsamında oldukça güçlü bir bağlantı bulunmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 86. maddesinde yer alan ‘Hâkim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidirler.’ şeklindeki hüküm de dikkate alındığında, her iki davanın sanıklarının, sıfat ve görevleri gereği Yargıtay Ceza Dairesinde yargılanan sanıklar ile birlikte yargılanmaları gerekmektedir.

Davaların birleştirilerek yürütülmesi her iki davada mağdur/müştekilerin ortak olması, delillerin ortak olması ve birlikte toplanacak olması nedeniyle emek, zaman kaybı ile gereksiz harcama yapılmasını önleyecektir. Daha da önemlisi delillerin birlikte tartışılması, maddi gerçeğe sağlıklı ve hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlayacaktır.

Açıklanan nedenlerle sanıklar hakkındaki iddia ile diğer sanıkların iştirak hâlinde suç işledikleri iddia olunan hâkim ve Cumhuriyet savcısı sanıkların yargılandığı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sırasında kayıtlı dava dosyası arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, 28.06.2019 tarihinde 60. celsede sanıklar hakkında tefrik kararı verilmesi ve diğer sanıklar olan Cumhuriyet savcısı ve hâkimler hakkında da karar verilmesi, irtibatının sonlandırılması mahkememizce yukarıda zikredilen gerekçelerle kabul görmemiştir.

Ayrıca yukarıda yine ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere ismi geçen sanıklar hakkında mahkememizce daha önce hiçbir hukuki işlem tesis edilmemiştir. Diğer bir deyişle mahkememize açılan bir kamu davası, bir bağlantı iddiası, tefrik ve birleştirme kararı bulunmamaktadır. Adana ilinde sanıklar hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/533 esas numarasında kayıtlı dosyada sanıkların TCK’nın 328/1 ve 330/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/297 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin bu dosyasında sanıklar hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan ek iddialar bulunduğu da görülmektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesince ayırma kararı verilip, dosya görevli ve yetkili mahkemeye gönderecek ise hâli hazırda sanıklar hakkında silahlı terör örgütü üyeliği, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçlamalarından dolayı birleştirme kararı veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine ya da Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı vermesi gerektiği” gerekçesiyle yargılamaya Yargıtay 16. Ceza Dairesince devam edilmek üzere mahkemenin görevsizliğine ve oluşan görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili anayasal ve yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.

Anayasa'nın “Mahkemelerin kuruluşu” başlıklı 142. maddesi;
"Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir",
CMK’nın “Görev” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrası;
“Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.” denilmek suretiyle mahkemelerin görevlerinin kanunla belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun’un “Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık” başlıklı 4. maddesi;

“(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.” şeklinde düzenlenerek davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında resen karar verebilecektir.

Anılan Kanun’un “Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl” başlıklı 6. maddesi;

“(1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.”, şeklinde düzenlenerek mahkemelerin görevsizlik kararı veremeyeceği hâl belirlenmiştir.

CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesinde;

"(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır",


"Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesinde;

"Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir",

"Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesinde;

"(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur",

"Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde ise;

"Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir",

Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.

Buna göre, CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu hâlde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Anılan Kanun'un 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması hâlinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecektir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir.

Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılmak mümkündür. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup istisnai hâllerden biri olan yargılamaların birleştirilmesine kararı verilebilmesi için;

1- Davalar arasında bağlantı olmalı,
2- Davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli,
3- Birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.

Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hâkime bırakmış, istisnai olarak da yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir.

Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Dolayısıyla kural olarak yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması durumunda yargılamalarının irtibat nedeniyle birleştirilerek birlikte görülmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik açısından önem arz etmektedir. Fakat davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olup, Anayasamızın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede görülmesi ilkeleri gözetildiğinde davaların uzatılması için bir sebep olmamalıdır.

Anayasanın 36. maddesinde yer alan; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklindeki düzenlemenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, “Adil Yargılanma Hakkı”nı düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasında; “Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından dâvasının mâkul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir.” biçiminde düzenlenerek mâkul sürede yargılanma hakkı vurgulanmıştır.

Yapılan bu açıklamalardan sonra CMK’nın 10. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” düzenlemenin incelenmesinde;

CMK’nın "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrası;

"İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklinde düzenlenmiş olup birleştirilen davada işin esasına girilmişse ayırma kararı verilerek dosyanın önceki mahkemeye veya başka bir mahkemeye gönderilemeyeceği düzenlenmiştir. Hükümet tasarısının 10. madde hakkındaki gerekçesine göre, “Davanın esasına girmeden maksadın, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır” şeklinde davanın esasına girme kavramının tanımı yapılmıştır.
Buna göre mahkeme ayırma kararını işin esasına girdikten sonra vermişse, ayırdığı davaya kendisi bakması gerekir. Esasa girmeden ayırma kararı vermişse, bu takdirde davayı görevli mahkemeye göndermesi olanaklıdır. Mahkeme iddianameyi kabul ederek okuyarak yargılaması başlamış ise, esasa girmiş sayılmalıdır (Osman Yaşar, Son Değişikliklerle Gözden Geçirilmiş Uygulamalı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu, Ankara 2005, s.150). Mahkemece işin esasına girdikten sonra ayırma kararı verilemeyeceğine ilişkin düzenleme ile usul ekonomisi, yargılama birliği gibi ilkeler sebebiyle yargılamanın uzamaması amaçlanmıştır.

CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan;

"Duruşmada, sırasıyla;

a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,

b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur,

c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,

d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır" biçimindeki düzenlemeyle, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin ve iddianame yerine geçen belgenin okunması gerektiği belirtilmiştir.

Yukarıda gösterilen düzenlemeler savunma ve yapılan isnadı öğrenme hakkı kapsamında olup, sanığın hakkındaki suçlamalardan haberdar olması ve daha etkili savunma yapması amaçlanmaktadır.

Sanığın savunmasının alınmasından önce iddianamenin okunmasıyla da, sanığın üzerine atılı suçtan haberdar olması, neyle suçlandığını bilmesi ve bu kapsamda kendini daha etkin savunması amaçlanmaktadır.

Gelinen bu aşamada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile Anayasa, Yargıtay Kanunu ve Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki düzenlemeler üzerinde de durulmalıdır.

CMK’nın “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesinin ikinci fıkrası,

“Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklinde düzenlenerek yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davasının açılamayacağı düzenlenmiştir.

Anayasa’nın “Yargıtay” başlıklı 154. maddesinin birinci fıkrası;
“Yargıtay adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.” biçiminde düzenlenerek Yargıtayın görevi düzenlenmiştir.

2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun “Yargıtay” başlıklı 1. maddesinde;
“Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.” şeklinde,

Anılan Kanun’un “Yargıtayın görevleri” başlıklı 13. maddesi;

“1. Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak inceleyip karara bağlamak, …” biçiminde,

Aynı Kanun’un “Dairelerin görevleri” başlıklı 14. maddesi;

“Hukuk daireleri ile ceza daireleri kendi aralarında işbölümü esasına göre çalışır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, dairelerin aralarındaki işbölümü karar tasarısı aşağıdaki esaslar uyarınca, Başkanlar Kurulu tarafından hazırlanır. Hazırlanan karar tasarısı, toplantı tarihinden yedi gün önce ilân edilmek kaydıyla Büyük Genel Kurulun onayına sunulur. Büyük Genel Kurul, karar tasarısını aynen onaylayabileceği gibi üye tam sayısının en az onda birinin teklifi üzerine değiştirerek de onaylayabilir. Bu iş için toplanan Yargıtay Büyük Genel Kuruluna Birinci Başkan, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeler ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili katılabilir. Toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğu, karar yeter sayısı ise katılanların salt çoğunluğudur. Oylarda eşitlik hâlinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.

Ceza dairelerinde:

c) Temyiz davasına bakmakla görevli olan daire, Yargıtayın ilk derece mahkemesi olarak bakmakla görevli olduğu davalar ile olağanüstü kanun yollarına ilişkin davalara bakmakla da görevlidir…” şeklinde düzenlenerek asıl görevi, adliye mahkemelerince verilen ve yasaların başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son incelemesini yapmak olan Yargıtayın, istisnai bazı hallerde Anayasa ve kanunlarla verilmiş diğer görevleri de bulunduğu belirtilmiştir.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun “Suça katılma” başlıklı 86. maddesi;

“Hakim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidirler.” şeklinde düzenlenmiş olup nitekim anılan maddenin komisyon gerekçesinde; hâkim ve savcılarla birlikte suç işleyen veya bunların suçlarına katılanlar hakkında da aynı soruşturma mercilerinin görevli olduğu belirtilmiştir.

“Son soruşturma mercileri” başlıklı 90. maddesi;

“Haklarında son soruşturma açılmasına karar verilenlerden; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, son soruşturmaları Yargıtayın görevli ceza dairesinde görülür.”, şeklinde düzenlenerek anılan Kanun’un 86. maddesinin komisyon gerekçesinde; hâkim ve savcılarla birlikte suç işleyen veya bunların suçlarına katılanlar hakkında da aynı soruşturma mercilerinin görevli olduğunun belirtildiği;

Yargıtay, bir temyiz mahkemesi olduğundan, ilk derece yargılamasına ilişkin görevi oldukça sınırlı ve istisnai bir durum olup, kanunda belirtilen şahısların belirtilen suçlarına ilişkin olarak yargılama yapabileceği, bu hususta 2802 sayılı Kanun'un 90. maddesinde; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının, görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanabileceklerinin belirtildiği, bu kuralın bir istisnasının aynı Kanun'un 86. maddesinde düzenlendiği, buna göre; yukarıda sayılan kişilerin işledikleri suçlara "iştirak" eden (hâkim veya savcı olmayan ya da birinci sınıfa ayrılmamış hâkim ve savcılar) diğer kişilerin de Yargıtayın ilgili dairesinde yargılanacağı, 2802 sayılı Kanun'un 86. maddesinde "hâkim ve savcıların suçlarına iştirak" ifadesinin bulunduğu, bu ifadenin bir neticesi olarak, 86. madde uyarınca Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanması gereken kişilere ait yargılama dosyaları ile diğer kişilerle ilgili yargılama dosyalarının 2802 sayılı Kanun'un 86. maddesi uyarınca birleştirilebilmesi için kanun koyucunun "bağlantı"yı yeterli görmediği, ayrıca "iştirak" ilişkisinin varlığını da aradığının kabulü gerekmektedir.

Davaların ayrı ayrı görülmesi hâlinde pek çok suçu kısa bir zaman zarfında aydınlığa kavuşturmak ve hükme bağlamak mümkün iken, suçların bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği ön kabulünden hareketle gereksiz yere davaların birleştirildiği, birbirleriyle ilgisi olmayan pek çok suçun aynı davanın konusunu oluşturduğu ve birbirlerini tanımayan pek çok sanığın da aynı dava kapsamında yargılanabilir hâle getirildiği, bu uygulamanın mahkemelerin hüküm vermesini oldukça güçleştireceği gibi, vereceği kararları da toplumu oluşturan bireyleri tatmin etme bakımından kuşkulu kıldığı anlaşılmaktadır (İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, Seçkin Yayınları, 10. Baskı, s. 53).

Bu bakımdan örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği gözetilmelidir.

Diğer taraftan, 2802 sayılı Kanun'un 90. maddesine göre, birinci sınıfa ayrılmış veya ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında görev suçundan açılan davalar bakımından Yargıtayın ilgili dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmakta ise de; gerek Anayasanın 154, gerekse Yargıtay Kanunu’nun 1. maddelerine göre, Yargıtayın kuruluş amacı ve genel görevinin, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu açıktır.

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından kabul edilip 31.01.2019 tarihli ve 30672 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 30.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı iş bölümü kararının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin görevlerine ilişkin bölümünde; "Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin görev alanına giren suçlara ilişkin olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılması gereken işler.",

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin görevlerine ilişkin bölümünde; "Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin görev alanına giren suçlara ilişkin olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılması gereken işler." olarak düzenlenmesi karşısında; Yargıtay Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmasının tali ve istisnai bir görev olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bilgi ve belgeler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyasında; kamuoyunda “MİT Tırları” davası olarak bilinen inceleme dışı davanın sanıkları ..., ..., ... ve ... hakkında Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama, Anayasayı ihlâl, hükûmete karşı suç, silahlı terör örgütünü yönetme ve örgüte üye olma suçlarından yargılama yapıldığı,

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/297 esas sayılı dosyasında; inceleme dışı sanıklar ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından yapılan yargılama sırasında sanıklar hakkındaki kamu davasının ayrılmasına karar verilerek dosyanın 2016/99 esas sırasına kaydedildiği, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2016/99 esas sayılı dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/99 esas sırasında kayıtlı olan dosyanın bir kısım sanıklarının eylemlerinin dava dosyasındaki sanıkların eylemleriyle irtibatının bulunması ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca hâkim ve savcılarla aynı suça iştirak eden suç ortaklarının aynı soruşturma ve kovuşturma mercine tabi olmaları nedeniyle dosyaların birleştirilmesine 14.04.2016 tarihinde muvafakat verildiği, birleştirmeye muvafakat verilmesinden sonra yapılan yargılamada sanıkların savunmalarının alındığı,

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/161 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçlarından yapılan yargılama sonucunda dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/161 esas sırasında kayıtlı olan dosyanın bu dosya ile birleştirilmesine 26.11.2015 tarihinde muvafakat verildiği, birleştirmeye muvafakat verilmesinden sonra yapılan yargılamada sanıkların savunmalarının alındığı,
Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama ve siyasal ve askerî casusluk suçlarından 14.12.2014 tarihinde, sanık ... hakkında aynı suçlardan 07.05.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği,

Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve inceleme dışı sanıklar hakkında açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda 28.06.2019 tarihli 60. celsesinde inceleme dışı sanıklara atılı suçlar hakkında hükümler verilerek sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ve ... hakkında hükûmete karşı suçtan beraat, sanık ... hakkında gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçundan beraat, sanık ... hakkında hükûmete karşı suç ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından beraat, Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçundan mâhkumiyet, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında gizli kalması gereken bilgileri açıklama, sanıklar ... ve ... hakkında gizli kalması gereken bilgileri açıklama ve silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davalarının ayrılmasına ve anılan sanıklar hakkındaki dosyanın 2019/3 esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra; bu dosya üzerinden Yargıtay 16. Ceza Dairesince 09.09.2019 tarih ve 3-5 sayı ile; Dairenin münhasıran temyiz incelemesi ile görevlendirilmiş olması, bağlantı dolayısıyla birleştirilen 2015/1 esasına kayıtlı dava dosyasında 28.06.2019 tarihinde karar verilmesi nedeniyle birleştirme sebebinin ortadan kalkması, sanıklar ... ve ... hakkında yargılama konusu suçların bir kısmından daha önce Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sebebiyle aynı eylemler nedeniyle anılan suçlardan iddianame düzenlenmek suretiyle kovuşturma şartı yerine getirilmediğinden kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar yetkili ve görevli mahkemece durma kararı verilmek üzere; diğer suçlar ve sanıklar yönünden ise, yargılanmalarına devam edilmek üzere Özel Dairenin görevsizliğine, dosyanın suçun işlendiği yer ilk derece mahkemesi olan Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince 20.11.2019 tarih ve 337-361 sayı ile; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 86. maddesindeki düzenleme uyarınca sanıkların, sıfat ve görevleri gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinde yargılanan sanıklar ile birlikte yargılanmaları gerektiği, davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla,

Yargıtay 16. Ceza Dairesince hâkim ve Cumhuriyet savcısı olan inceleme dışı davanın sanıkları ile sanıklar ve bir kısım inceleme dışı sanıklara atılı suçlardan dolayı 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 90. maddesindeki; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının, görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanabileceklerine ilişkin düzenlemesi, bu kuralın bir istisnasının aynı Kanun'un 86. maddesinde yer alması, buna göre; yukarıda sayılan kişilerin işledikleri suçlara "iştirak" eden (hâkim veya savcı olmayan ya da birinci sınıfa ayrılmamış hâkim ve savcılar) diğer kişilerin de Yargıtayın ilgili dairesinde yargılanacağının düzenlenmiş olması, Yargıtay 16. Ceza Dairesince yapılan yargılama sonucunda 60. celse olan 28.06.2009 tarihinde inceleme dışı davanın sanıkları ve sanıklara atılı bir kısım suçlardan dolayı hüküm verilip sanıklara atılı diğer suçlardan ayırma kararı verildikten sonra yeni esas numarasına kaydedilen 2019/3 esas sayılı dosya üzerinden suçun işlendiği yer ilk derece mahkemesi olan Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesine dosyanın gönderilmesinde CMK’nın 6. maddesinde düzenlenen duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilmesi durumunun gerçekleşmediği ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 1, 13 ve 14. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca Yargıtayın kural olarak bir temyiz mahkemesi olduğu, ilk derece yargılamasına ilişkin görevinin oldukça sınırlı ve istisnai bir durum olup, kanunda belirtilen şahısların belirtilen suçlarına ilişkin olarak yargılama yapabileceği de gözetilmekle birlikte;

CMK'nın 10. maddesinin üçüncü fıkrasında “İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur” düzenlemesinin bulunması, anılan maddenin Hükûmet tasarısı gerekçesine göre, “Davanın esasına girmeden maksadın, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır” şeklinde davanın esasına girme kavramının tanımının yapılması, CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191. maddesinin üçüncü fıkrasında "Duruşmada, sırasıyla; a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur…" biçimindeki düzenlemeyle, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin ve iddianame yerine geçen belgenin okunması gerektiğinin belirtilmesi, bu düzenlemelere göre mahkemenin ayırma kararını işin esasına girdikten sonra vermesi durumunda ayırdığı davaya kendisinin bakmasının gerekmesi, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince ve Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen birleştirme kararlarına Yargıtay 16. Ceza Dairesince muvafakat verildikten sonra sanıklar hakkında düzenlenen iddianameleri sanıklara okuyarak yargılamaya başladığından işin esasına girmiş sayılması, Anayasamızın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede görülmesi ilkeleri de gözetildiğinde usul ekonomisi, hukuki güvenlik, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, yargılama işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının amaçlanması, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağlanması gerekliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 3-5 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmelidir.


Açıklanan nedenlerle,

1- Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli ve 337-361 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 3-5 sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj