Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

İCRA TAKİBİNDE VEKALET ÜCRETİNE VE İCRA GİDERLERİNE İTİRAZ

İcra, İlamlı ve İlamsız Takip, Haciz, Mal Beyanı, İhtiyati Haciz, Borca İtiraz, Şikayet, İstihkak ve İstirdat Davaları, Taahhüdü İhlal, Sıra Cetveli, İflas...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

İCRA TAKİBİNDE VEKALET ÜCRETİNE VE İCRA GİDERLERİNE İTİRAZ

Mesaj gönderen teoman »

:arrow: 1-TAKİP ACILDIKTAN SONRA,ÖDEME EMRİ BORCLUYA TEBLİĞ EDİLMEDEN,BORCLUNUN DOSYA DAKİ ASIL ALACAĞI ÖDİYEREK,DOSYADAKİ VEKİL ÜCRETİ ,ASIL ALACAK FAİZİ,TAKİP TARİHİNDEN SONRA İŞLEYECEK FAİZ,DOSYA FERİLERİNDEN SORUMLU TUTULUP TUTULAMIYACAĞI.


1-Takip acılıp borcluya bu takiple ilgili icra ödeme emri gönderildiğinde borclu bu ödeme emrini tebliğ almadan önce bu bu icra takibini haricen öğrenmesi üzerine, gider icra dairesine bu dosya borcunu öderse ,borcunu ödeyen kişi veya kurum, icradaki harç ve sair masraflardan sorumlu tutulamaz. (Tahsil harcı,ceza evi harcı vs gibi) Çünkü burada borc icra takibi ile ödenmemiş olacağıdır.Avukatlık ücretininde ise takip acılması ile 3/4 hak kazanılacahı belirtilsede bu usule uygun olmıyacahı görüşündeyim.CÜNKÜ;Burada dikkat edilmesi gerek ayrıntı ödeme emrinin henüz tebliğ edilmediğidir. 3/4 oranında yapılması gereken ödeme, tebliğden sonra itiraz süresi içerisinde geçerlidir. Ödeme emri olmadan karşı taraf vekalet ücreti tahakkuk etmez. Burada icra takibinin başlaması ile hak edilen vekalet ücreti müvekkilden alınacak olan vekalet ücretidir,Vekille ,vekil eden arasındaki iç ilişkidir. Bunun dışında bir menfi tespit davası ile karşılaşıla bilinecektir.
Ödeme emri veya icra emrinin tebliğinden önce yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmaz –492 Sayılı harçlar kanuna ekli I sayılı tarifenin icra iflas harçları bölümünün 1-3 maddesindeki tahsil harcının ancak ödeme emri veya icra emri tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle alınacağı öngörülmüştür. (12. HD 10.03.2003 T 1505 – 4760 Sayılı ilamı)
T.C YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2014/15576 KARAR NO: 2014/18161 KARAR TARİHİ:23/06/2014:Yukarıda açıklandığı üzere icra vekalet ücreti, vekil ile asil arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğinden ve icra vekalet ücreti alacağı, takip konusu alacak kapsamında olup, takip alacaklısı asile ait olduğundan, somut olayda alacaklının alacağın haricen tahsil edildiğine ilişkin beyanı karşısında, vekilin, icra vekalet ücretini tahsili, alacaklı (müvekkili) ile arasındaki iç ilişki gereğince çözümlenmelidir.


(Ceza evi harcını alacaklıya ait olup, borclu tarafından ödenmez)


:arrow: 2-TAKİP ACILIP ÖDEME EMRİ BORCLUYA TEBLİĞ İLE,BORCLUNUN İTİRAZ SÜRESİ İCERSİNDE,SADECE DOSYADAKİ ASIL ALACAĞI ÖDİYEREK,DOSYADAKİ VEKİL ÜCRETİNE,ASIL ALACAHIN TAKİP TARİHİNE KADAR İŞLEMİŞ FAİZE,TAKİP TARİHİNDEN SONRA İŞLİYECEK FAİZE, DOSYA FERİLERİNE,""BORCLUNUN TEMERRÜTE DÜŞÜRÜLMEDİĞİNDEN BAHİSLE İTİRAZI.(Borçlu en kötü ihtimalle icra takibi ve ödeme emriğinin tebliği ile temerrüte düşeceğinden, bu durumda icra masraflarından ve harçlardan sorumlu tutula bilirmi diye biliriz)



2- Borçlu hal ve durumu ile kendisine karşı icra takibi yapılmasına sebebiyet vermemiş ve itiraz (ödeme emrinin borcluya tebliğ ile itiraz süreleri icersinde borclu takipteki dosyadaki asıl borcunu orada ödemişse) süresi içinde borcunu ödemişse, icra giderlerinden (ve harçlarından) sorumlu tutulamaz .

Borçlu yapılan icra takibinde icra dosyasına itirazederek takipteki, temerrüdün oluşmadığını, bu nedenle hakkında icra takibi yapılamayacağını icra takibine kendisinin sebebiyet vermediğini bu nedenlede yapılan icra takibinden sorumlu tutulamıyacahını, dolayısı ile faiz, gider ve vekalet ücretinin istenemeyeceğini iddia ederek itiraz ederse. Bu konularla ilgili olarak icra müdürlüğünün takibin durdurulmasından başka yasal seçeneği yoktur.
Temerrüdün oluşup oluşmadığına alacaklının itirazın kaldırılması veya iptali davası sırasında yapılacak araştırma ve toplanacak delillerle anlaşılacaktır. Eğer temerrüt oluşmamışsa borçlu, icra gider ve vekalet ücreti ile faizi ödemekle sorumlu tutulamaz. Borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemesi olağandır. Böyle bir ödeme şekli yapılan icra takibinin kabulü anlamına gelmez.


:arrow: 3-TAKİP ACILIP,ÖDEME EMRİNİN BORCLUYA TEBLİĞİ VE İTİRAZ SÜRESİ İCERSİNDE BORCLUNUN AVUKATLIK ÜCRETİNİN HANGİ MİKTARINDAN VE DOSYADAKİ HANGİ HARCLARDAN SORUMLU TUTULA BİLECEĞİ


3-Avukatlık ücreti'nin (AAÜT) 3/4 ödemekle yükümlüdür,dosya harcıalınmaz.

:arrow: 4-TAKİP ACILIP ÖDEME EMRİNİN BORCLUYA TEBLİĞİ, BORCLUNUN ÖDEME EMRİNİN İPTALİNİ İSTEMESİ VE İPTAL EDİLEN ÖDEME EMRİNDE,YENİDEN ÖDEME EMRİ TEBLİĞ EDİLENE KADAR BORCLUNUN BU ARADA DOSYAYA YAPMIŞ OLDUĞU ÖDEMEDE,DOSYA MASRAFLARINDAN SORUMLU TUTULUP TUTULAMIYACAĞI.


4-Ödeme emrinin iptali üzerine yeniden ödeme emri tebliğ edilmeden borcun ödenmesi halinde ,İcra Masrafları ve harçtan sorumlu tutulamaz.Ödeme emrinin iptali üzerine borçlu yeni ödeme emrinin tebliğinden evvel borcunu icra dosyasına öderse borçtan kurtulur bu halde borçlu icra masraf ve harçlardan sorumlu tutulamaz. (Yargıtay 12. HD 30.01.1997 tarih ve 1997/456
Esas 1997/643 K sayılı ilamı)






T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015/15392
KARAR NO: 2015/19647
KARAR TARİHİ: 04.11.2015

>İLAMLI İCRA TAKİBİ AÇILMADAN ÖNCE ALACAKLININ HESABINA PARANIN SAAT FARKI İLE YATIRILMASI, ALACAKLININ BİLGİSİNİN OLMAMASI


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; vekiledeni tarafından Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nin 17/09/2014 kesinleşme tarihli kararında hüküm altına alınan manevi tazminat ve yargılama giderine ilişkin alacak kalemlerinin faizleriyle birlikte 26.000,00 TL olarak alacaklıya ait hesaba 20/11/2014 tarihinde saat: 10:19 da ödendiği halde; alacaklı tarafından aynı gün saat 11:13'de İstanbul Anadolu 21.İcra Müdürlüğü'nün 2014/... esas sayılı doyası ile haksız olarak ilamlı icra takibi başlatıldığını açıklayarak ödeme nedeniyle 25.000 TL asıl alacak, 361,90 TL yargılama gideri ve 394 TL faiz yönünden icra emrinin iptalini, ödeme takipten önce yapıldığından iptali istenen kalemlere ilişkin icra masraflarının taraflarına yükletilmemesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme'ce bilirkişi raporunun sonuç bölümünün birinci fıkrasında yapılan değerlendirme hükme esas alınmış ve buna göre ödemenin takipten önce yapıldığı kabul edilerek, şikayete konu takip dosyasında 1.320,00 TL ilam vekalet ücreti, 162,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam alacağın 1.482,74 TL olduğunun tespitine, kalan takibin iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda; Alacaklı tarafından borçlu aleyhine Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nin 17/09/2014 tarihinde kesinleşen ilamında hükmedilen 25.000 TL manevi tazminat, 1.320 TL ilam vekalet ücreti, 361,90 TL yargılama gideri ile bu alacak kalemlerine ayrı ayrı işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 29.971,45 TL üzerinden 20/11/2014 tarihinde saat 11:13 de takip başlatıldığı, borçlu tarafça takibe konu borcun 26. 000 TL'sinin aynı gün saat 10:19'da alacaklının garanti bankasındaki hesabına ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Yine, dosya kapsamına göre; borçlu vekilinin takip günü ve saat farkıyla yapılan ödemeden alacaklının haberdar olduğu yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. Öte yandan, alacaklı vekili ise ödeme konusunda bilgilendirme yapılmadığını savunmaktadır.


Bu halde Mahkeme'ce takip günü saat farkıyla yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünün ikinci fıkrasına göre takip tarihi itibarıyla tespit edilen 27.244,87 TL üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı kabul edilerek bilirkişi raporunun sonuç bölümünün birinci fıkrası esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı Vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 04.11.2015 tarihinde temyiz edene iadesine 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





T.C
YARGITAY
8.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2012/9416
KARAR NO.2012/10921



Somut olayda borçlu, ilamdan kaynaklanan para borcunu, karar tarihinden sonra ve takipten önce, alacaklının banka hesabına ödemiş ise de, ödemeyi alacaklıya takip talebinde bulunmasından sonra bildirdiğinden ve de alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesinin hayatın olağan akışı içinde mümkün de bulunmadığından dolayı ödeme borcunun takipten sonra yerine getirildiğinin kabulü gerekir.

"Ödemenin takip tarihinden sonra yapıldığı kabul edilerek, icra müdürlüğünce dosya bakiye borç hesabından dikkate alınmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde alacaklının, icra vekalet ücreti, icra masrafları ve ödeme bildiriminin alacaklıya ulaştığı kurulması tarihe kadarki, faizin tahsilini engeller şekilde, takibin tümden iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir."
(Karar Tarihi : 22.11.2012)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Alacaklı tarafından Kartal 2. İş Mahkemesinin 2009/897 Esas, 2011/760 Karar sayılı ve 13.12.2011 tarihli "110.795,31 TL maddi tazminatın 06.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 10.913,62 TL vekalet ücreti ve 540,55 TL yargı giderinin tahsiline ilişkin" ilamına dayalı olarak, ilamların icrası yolu ile 23.01.2012 tarihinde başlattığı takipte, toplam 147.335,29 TL'nin faizi, icra masrafları ve vekalet ücretiyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Borçlu icra emrinin tebliği üzerine vekili vasıtasıyla, borcun takip tarihinden önce 19.01.2012'de, alacaklının banka hesabına havale ettiklerini ve noterde 20.01.2012 tarihinde çekilen ihtar ile de ödemenin bildirildiğini, bu nedenle borcun takipten önce ödenmesi nedeniyle, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili vasıtasıyla, ödemeye ilişkin noter bildiriminin, kendilerine takibin başlatılmasından sonra 24.01.2012'de ulaştığından, takipte kusurlarının bulunmadığını, borçlunun faizden, icra vekalet ücreti ve masraflarından sorumlu olduğundan, talebin reddine karar verilmesini cevap etmiştir. Mahkemece, alacaklıya ödemenin, takipten önce yapıldığı kabul edilerek, itfa nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Alacaklı vekili, takibe borçlunun sebebiyet verdiğinden, icra vekalet ücreti, harcı, masrafı ile ihtarname tebliğ tarihine kadarki faizinden sorumlu olduğundan bahisle kararın bozulması talebiyle temyize gelmiştir.

Takip dayanağı ilam, HMK.nun 367. maddesi gereğince kesinleşmeden icra edilebilecek ilamlardan olduğundan alacaklı, ilam tarihi 13.12.2011'den itibaren, ilamdan hükmedilen asıl alacağın faizinin ve ferilerinin tahsilini talep etme hakkına sahiptir. Borçlu bu tarihten itibaren, borcu alacaklıya ödeyerek, borcundan kurtulabilir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 73. maddesi gereğince de, para borçları ifa zamanındaki alacaklı ikametinde, (yani para borcu götürülecek borçlardan olduğundan, alacaklıya bizzat ya da bildirildiği yere götürülerek) ödenerek sonlandırılabilir.

Somut olayda borçlu, ilamdan kaynaklanan para borcunu, karar tarihinden sonra ve takipten önce, alacaklının banka hesabına ödemiş ise de, ödemeyi alacaklıya takip talebinde bulunmasından sonra bildirdiğinden ve de alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesinin hayatın olağan akışı içinde mümkün de bulunmadığından dolayı ödeme borcunun takipten sonra yerine getirildiğinin kabulü gerekir.

Bu nedenle, mahkemece alacaklının alacağını, icra vasıtasıyla tahsili talebinde bulunmasında bir usulsüzlük olmadığı nazara alınarak, ödemenin takip tarihinden sonra yapıldığı kabul edilerek, icra müdürlüğünce dosya bakiye borç hesabından dikkate alınmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde alacaklının, icra vekalet ücreti, icra masrafları ve ödeme bildiriminin alacaklıya ulaştığı kurulması tarihe kadarki, faizin tahsilini engeller şekilde, takibin tümden iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.

KARAR : Alacaklı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m297/ç) ve İİK.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 22.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.





Şimdi burada şu soruda akla takıla bilir ödeme emri tebliğ edilmeden TAKİBİN HARİCEN ÖĞRENİLMESİ DURUMUNDA yapılan icra takibi muhteviyatına itirazların geçersiz olacağı belirtiliyordu. Artık geçerli sayılmaktadır.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO:2004/12634
KARAR NO:2004/16444
KARAR TARİHİ:22.06.2004


2004 s. Yasa m. 62,68

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçluya gönderilen örnek 49 numaralı ödeme emrinin tebliğ edilmeden iade edildiği ancak, borçlu vekili tarafından takipten haberdar olunarak itiraz dilekçesinin dosyaya sunulduğu görülmektedir. Alacaklı vekilinin itirazın kaldırılması isteminde bulunmasından sonra, mahkemece borçluya ödeme emri tebliğ edilmediği için itiraz hakkının henuz doğmadığı, bu nedenle icra dosyasına sunulmuş geçerli bir itirazdan bahsedilemeyeceği açıklanmış ve itirazın kaldırılması isteminin reddedildigi tesbit edilmistir.
Dairemizin önceki ictihatları, icra mahkemesinin kararında yer verilen ve odeme emrı tebliğ edilmeden borçlunun itiraz hakkının bulunmadığı yönünde ise de, sonradan oluşan ve usul ekonomisine de uygun olan yeni uygulamasında, ( ... alacaklının ihtilafı sürdürdüğünün.. ) anlaşılması halinde ( örneğin borçlunun yeni adresinin tesbitinin istenmesi veya adres bildirilerek takibin devam ettirilmesi gibi... ) ödeme emri tebliğ edilmese bile itirazın gecerli oldugu gorüşü benimsenmiş ve sureklilık kazanmıstır.
Somut olayda alacaklı, itirazın kaldırılmasını isteyerek çekişmeyi devam ettirdiğine göre, işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.06.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
http://WWW.KARARARA.COM




T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2013/16933
KARAR NO: 2013/24552
KARAR TARİHİ:01.07.2013


>İCRA ÖDEME EMRİ VEYA İCRA EMRİNİN TEBLİĞİNDEN ÖNCE YAPILAN ÖDEMELERDEN TAHSİL HARCI ALINMAZ


Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi T.Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

İcra takiplerinde takip çıkışı üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarifenin B/I- 3. fıkrasında belirtilen ve takip safhalarına göre tahsil harcı alınır ancak bu tahsil harcının doğabilmesi için takibin o safhasının yerine getirilmesi gerekir. Ödeme veya icra emrinin tebliği, haciz işleminin yapılması veya satış işleminin kesinleşmesi gibi ödeme emri veya icra emrinin tebliğe çıkarılması fakat tebliğ edilmesinden önce yapılan ödemelerden ve icra takibinden vazgeçme halinde tahsil harcı almak mümkün değildir. (HİGM 20.02.1989 T. 8385 sayılı genelgesi) 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda harç alacağının doğması için ödeme veya icra emrinin tebliği gereklidir

Ödeme emri veya icra emrinin tebliğinden önce yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmaz. 492 Sayılı harçlar kanuna ekli I sayılı tarifenin icra iflas harçları B bölümünün I-3 maddesindeki tahsil harcının ancak ödeme emri veya icra emri tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle alınacağı öngörülmüştür. (12. HD 10.03.2003 T 1505 - 4760 Sayılı ilamı)

Somut olayda, 18.04.2013 tarihli tahsilat makbuzu ile 187.706 TL H H ve T D tarafından itirazi kayıtla borç miktarı yatırıldığı, borçlu T De hakkında çıkartılan ödeme emri tebligatının 19/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu H H adına çıkartılan tebligatın da 19/04/2013 tarihinde iade edildiği anlaşıldığından; ilgili tarife gereğince ödeme emri tebliğ edilmeden tahsil harcı alınamayacağından şikayetçi- borçlular yönünden tahsil harcı alınmasının mümkün olmadığı; bazı borçlulara ödeme emrinin tebliğ edilmesi halinde tahsil harcının ancak bu borçlulardan alınması mümkün olduğundan şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ :Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

ESAS NO. 2002/12-446

KARAR NO. 2002/423

KARAR TARİHİ. 22.5.2002




• KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS TAKİP YOLU ( İtiraz Süresi - Borçluya Tebligat Yapılmadan Önceki İtirazın Süresinde Sayılması )

• İTİRAZ SÜRESİ ( Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu - Borçlunun Ödeme Emri Tebliğ Edilmeden Önceki İtirazının Süresinde Sayılması Gereği )

• SÜRE ( Kambiyo Senetlerine Özgü Takibe İtirazda - Borçlunun Ödeme Emri Tebliğ Edilmeden Önceki İtirazının Süresinde Sayılması Gereği )

• ÖDEME EMRİ TEBLİĞ EDİLMEDEN ÖNCEKİ İTİRAZ ( Süresinde Sayılması Gereği - Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolunda İtiraz Süresi )

2004/m.168/4


ÖZET : Dava, kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan icra takibine itiraza ilişkindir. Uyuşmazlık; itirazın süresinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı İlhami Yurtsever'e Örn. 163 Ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat parçasında; ""muhatap adresi terk etti. Yeni adresini bilmiyorum. Annesi N.Y. -imza- 26.02.2001"" denilmiş, daha sonra aynı tebligat parçası üzerinden ""muhatabın tespit edilen yeni adresinde birlikte oturur eşi Şükriye Yurtsever imzasına tebliğ edildi."" Açıklaması ile 10.03.2001 tarihinde tebligat yapılmıştır. Bu durumda, itirazın 02.03.2001 tarihinde tebliğden önce yapıldığı anlaşıldığından İİK'nın 168/4 maddesinde öngörülen 5 günlük Yasal süre geçmemiştir. İcra Tetkik Mercii'nin itirazın süresinde olduğuna ilişkin direnmesi bu nedenle yerindedir.



T.C
YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2000/19162
KARAR NO:2000/19661
KARAR TARİHİ:12.12.2000.



itiraz tarihinde her ne kadar borcluya ödeme emri tebliğ edilmemiş isede sonradan 07.10.2000 tarihinde ödeme emri borcluya tebliğ edildiginden itiraz gecerli hale gelmesi.



T.C
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
Esas no :2010/12694
Karar no:2010/25531
Karar Tarih:02.11.2010


-YARGITAY İLAMI-

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

492 Sayılı Harçlar Kanununa ekli l sayılı Tarifenin İcra ve İflas Harçları başlıklı B Bölümünün İcra Harçları adlı I–3 üncü maddesindeki tahsil harcının, ancak ödeme emrinin tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle ALINACAĞI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR. Bir diğer anlatımla ödeme veya icra emri tebliğinden önce yatırılan paradan tahsil harcı alınmaz.

Somut olayda ödeme emri borçlulara 20.01.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, ödeme ise 19.01.2010 tarihinde yapılmış olduğundan borçlulardan tahsil harcı alınamaz. Öte yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11-3 üncü maddesi uyarınca itiraz süresi içinde ödeme yapılması halinde icra vekalet ücreti 3/4 oranında hesaplanır.


O halde mahkemece bu hususlar gözönünde bulundurularak gerekli inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm TESİSİ İSABETSİZDİR.

SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve HUMK.nun 428 inci maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02.11.2010 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.
http://www.kararara.com




T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO:2009/12-545
KARAR NO:2009/617
KARAR TARİHİ:30.12.2009


492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinde yapılan değişiklik ile banka ve finans kuruluşlarının kredilerin geri dönüşümüne ilişkin giriştikleri icra takiplerinde yapacakları işlemler icra harçlarından istisna tutulmuştur. Alacaklısının banka olduğu bir takip dosyasında tahsil harcı alınması yerinde değildir.



Dava ve Karar: Taraflar arasındaki <şikayet (harç iadesi)> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.11.2008 gün ve 2008/1810-1626 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.04.2009 gün ve 2009/1240-9219 sayılı ilamı ile; (...1- Alacaklı vekilinin cezaevi harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Cezaevi harcı, 2548 sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca alacaklıdan alındığından, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda düzenlenen istisna ve muafiyetlerin, anılan harç için uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle alacaklının cezaevi harcına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,

2- Alacaklı vekilinin tahsil harcına yönelik ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan ibaresi, şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, alacaklı-borçlu ayrımı yapılmaksızın 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da müstesna tutulmuştur. Nitekim maddenin gerekçesinde bu değişiklik <492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır> şeklinde ifade edilmiştir. Diğer taraftan bu durum Yüksek Danıştay 9. Dairesi'nin bu yöndeki yerleşmiş birçok kararı ile de kabul edilmiş bulunmaktadır (Danıştay 9. Dairesi 20.10.2008 T. 2006/4958 E, 2008/4769 K, 15.10.2008 T. 2007/3486 E, 2008/4610 K., 15.10.2008 T.2005/3203 E, 2008/4591 K, 15.10.2008 T. 2006/84 E, 2008/4597 K.).

Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda yazılı harçlardan ve aynı Kanun'da yer alması nedeniyle de tahsil harcından müstesna olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle tahsil harcının, alacaklı bankaya ödenen paradan kesilmesi mümkün olmadığı gibi, alacağına mahsuben alacaklı bankaya ihalenin yapılması halinde de satış bedeli üzerinden icra dairesine ödenmesi istenemez.

Somut olayda, şikayetçi banka tarafından, borçluya kullandırılan kredinin geri ödenmesini temin amacıyla icra takibi yapıldığı anlaşıldığından ve dolayısıyla yukarıda anılan yasa hükmü gereğince, ihale bedeli, tahsil harcından müstesna olduğundan, bu yöndeki şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir...>) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı A____ T.A.Ş. vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

İstek, icra müdürlüğü şikayetine ilişkin olup; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının iptali ve harcın iadesi istenmiştir.

Şikayetçi/alacaklı A____ T.A.Ş. vekili; müvekkili bankanın kredi taahhütnamelerine dayanılarak kullandırılan kredinin geri dönüşü amacıyla girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sırasında icra müdürlüğünce kendilerinden 7.534,00 YTL tahsil harcı ve 1.674,4 YTL cezaevi harcının alınmasına yönelik icra müdürlüğü kararının iptali ile alınan harçların iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiş; şikayetçi/alacaklı banka vekilinin hükme yönelik temyiz istemi cezaevi harcı yönünden reddedilmekle, buna ilişkin hüküm kesinleşerek uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır.

Tahsil harcı yönünden ise, şikayetçi/alacaklı bankanın temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm, yukarıda başlık bölümüne aynen alınan nedenlerle, bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize şikayetçi/alacaklı banka vekili getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikayetçi/alacaklı bankanın İcra müdürlüğünde gerçekleştirdiği tahsil işleminin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 5766 Sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle değişik 123. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme karşısında, şikayete konu tahsil harcından müstesna olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Harç; kanunda yazılı belirli mercilerin, kanuna dayanarak yaptıkları belirli işlemler için, ilgililerin yine kanunda yazılı tarifelere göre yerine getirmek zorunda bulundukları akçalı bir yükümlülüktür.

Bu ödeme hizmet maliyetini kısmen paylaşmadır. Devletin arz ettiği hizmet kişi için ölçülür bir fayda sağlıyorsa, gerek hizmetlerin aşın bir şekilde yayılmasını önlemek arzusu, gerek maliyetleri hizmeti talep edenlere ödetmenin daha adil olacağı düşüncesi bilhassa son yıllarda kamu hizmetini kullanana, bedel ödetme ilkesinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Harçlar çok eski yıllardan beri kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1927 yılından beri ve özellikle 1934 yılında çıkarılan çeşitli kanunlarla harçların kapsamı ve miktarları yeniden belirlenmiştir. Harçları çeşitli kanunlarda ve dağınık bir şekilde düzenlemenin doğurduğu sakıncalar nedeniyle 1952 yılında yeni bir Harçlar Kanunu (5887 Sayılı) yürürlüğe konulmuştur. 1964 yılında harçlar konusundaki hükümler yeniden gözden geçirilmiş ve yenilikler de yapılmak suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu T.B.M.M tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir (Türk Vergi Sistemi Prof. Dr. Kenan Bulutoğlu S.497-499).

Anılan Yasanın gerekçesinde harçların; mahiyetleri bakımından teorik olarak kamu alacağı kategorisini teşkil ettikleri belirtildikten sonra harcı doğuran olayın, yapılan bir kamu hizmeti olduğuna işaret edilmiştir. Ancak, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu müessesinden faydalanması, kişiye kamu eliyle özel bir yarar sağlanması, kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması yani ferde bir hizmet vermesi gerekir. Bu esaslara göre harç, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir. Dolayısıyla harç mükellefiyeti, ve prensiplerine dayandırılmıştır. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi-Dönem: 1, Cilt: 25, Toplantı: 3, Sayfa 282/2)

Harçlar hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra konumuzu teşkil eden icra harçlarına gelince; öğretide genel olarak Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paraya icra harcı denmektedir. (Prof. Dr. Baki Kuru-İcra ve İflas Hukuku-Üçüncü Baskı-1988-Cilt, Sayfa 107-108). İcra ve İflas Harçları 492 sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunundaki İcra ve İflas harçlarının detaylarına girmeden önce İcra ve İflas Kanununun harçlarla İlgili hükümlerine bir göz atmakta fayda vardır.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 19.6.1932 günü yürürlüğe girmiştir. Anılan Yasanın 15. maddesinin birinci fıkrası; (İcra ve İflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur) hükmünü ihtiva etmekle; harçların mahiyetini, miktarını, ödeme zamanını ve şeklini doğrudan doğruya diğer yasalara ve özellikle Harçlar kanununa bırakmıştır.

Yasa koyucu bu madde ile icra ve iflas harçlarının çerçevesini tayin etmiş kanunla alacaklının ödemesi gerekenlerin alacaklıdan, (2548 sayılı Yasada olduğu gibi) diğer harç ve masrafların sonuç olarak borçludan tahsil edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

İcra harçları 492 sayılı yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/1) bölümünde düzenlenmiştir.

Buna göre ilgililer; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olmak üzere dört çeşit harç ödemek zorundadırlar.

492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun başlığını taşıyan 28. maddesinin (b) bendinde icra Tahsil Harcı düzenlenmiş; maddede;

<(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. İcra takiplerinde Tahsil Harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar. Konunun değeri üzerinden alınacak İflas Harçlarında da bu bent hükümleri uygulanır.>

Hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 29. maddesine göre, peşin harçlar, takip sonunda alınacak asıl harca (tahsil harcına) mahsup olunur.

Burada hemen şu hususu da belirtmek gerekir ki borçlu takip nedeni ile sadece alacaklıya karşı sorumlu ve borçlu değildir. Alacaklının yanında takip hukukunun prosedürünün uygulanması ve dolayısıyla icra takibi nedeniyle Devlete karşı da borçludur. Borçlunun Devlete olan borcu, tabi ki harç borcudur.

Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de, kanunda yer almasına bağlıdır.

Nitekim T.C. Anayasası'nın 73. maddesinde; hükmünü içermektedir.

Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.

Bununla birlikte, bu işlemler hiçbir vakit kendiliğinden oluşmaz; harç konusu işlemin yapılmasını isteyen veya tutumu, davranışı ile böyle bir işleme yol açan bir ilgilinin varlığı, yani görevli merciin yapacağı İşlemle gerçek veya tüzel kişi arasında bağlantı bulunması şarttır, iş bu bağlantı o kişiye ilişkin muameleyi oluşturur.

Öte yandan, harç alınmaması halinde; kişiler yönünden , işlemler (muameleler) yönünden ise dan söz edilebilir (4.5.1971 gün ve 1970/36 Esas, 1970/50 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı).

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun başlıklı 13. maddesinde harçtan müstesna işlemler düzenlenmiş; 59. maddesinde ise; başlığı altında 12. madde halinde hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise; düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanunun onuncu kısmında üst başlığı altında birinci bölüm olarak başlığı; bu başlığın altında ise, <özel kanunlardaki hükümler> alt başlığını taşıyan ve konumuzu ilgilendiren 123. maddesi gelmektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11. maddesinin (ç) bendi ile değişik <Özel kanunlardaki hükümler> kenar başlıklı 123. maddesinde aynen:

<Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.

Ancak, İş Kanununa tabi işçilerin ve çırakların iş mahkemelerindeki dava ve bu mahkemelerden almış oldukları ilamların takiplerinde harçtan muafiyet gündelikleri veya aylık ücretleri 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenen asgarî ücreti geçmeyen İşçiler ve çıraklar hakkında uygulanır.

(Değişik fıkra: 25/12/2003 - 5035 s.K./31. md.) Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile (Ek ibare: 28/03/2007-5615 s. K./15.mad) Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemle bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.>

Hükmüne yer verilmiş; son cümlede daha önce yer alan ibaresi <İşlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır> ibaresi ile değiştirilmiştir.

Bu değişikliğe ilişkin 5766 sayılı Kanunun 11. maddesinin gerekçesinde ise:

<492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.>

Denilmiş; bu istisnanın yargı harçlarını da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir.

Belirtmekte yarar vardır ki, maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da istisna tutulmuştur.

Durum bu olunca, bankaların harcın konusu olan kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemleri, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nda düzenlenen bütün harçlardan ve dolayısıyla her türlü yargı harcından istisnadır. Dolayısıyla kredilerin geri ödemelerine ilişkin yapılan icra takipleri nedeni ile peşin harç ve başvuru harcı, tahsil harcı; bu takipler nedeniyle açılacak davalarda peşin harç, başvuru harcı, temyiz harcı ve tapu harçları gibi Harçlar Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü harç istisna kapsamında kabul edilmelidir.

İcra tahsil harcı da, Harçlar Kanunu'nun yargı harçlarını düzenleyen birinci kısmın dördüncü bölümünde bulunan 28. maddesinin (b) bendinde düzenlenmiş olmakla bu istisna kapsamındadır.

Buna karşılık anılan maddedeki muafiyet Harçlar Kanunu'nda düzenlenen harçlara ilişkin olup, bu kanunda düzenlenmeyen cezaevi harcı ve tellaliye harcı muafiyet kapsamında kabul edilemez.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Şikayetçi/alacaklı/banka, borçlu O. Kimya Nak. Petrol Ür. San. Tic. A.Ş.'nın kredi borcunu geri ödememesi nedeniyle, bu şirket hakkında İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2001/33275 esas sayılı dosyası üzerinden İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İcra takibine girişmiş; borçlu adına kayıtlı Kocaeli ilindeki ipotekli taşınmazın ihale yoluyla satışa çıkarılması sonucu, banka alacağına mahsuben ipotekli taşınmaz satın almıştır.

İpotek bedeli olarak 100.000 YTL (TL) miktarındaki ödemeyi yapmış ve dosyada öncelikli alacaklı bulunması nedeniyle bu paradan önce bu imtiyazlı alacaklının alacağı olan 16.280 YTL (TL) ödeme yapıldıktan sonra kalan 83.720,00 YTL (TL) paradan 1.674,40 YTL cezaevi harcı kesildikten sonra bakiye 82.045,60 YTL (TL) paradan icra tahsil harcı kesilerek ödeme yapılmıştır.

Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, şikayetçi/alacaklı bankanın kullandırdığı kredinin geri dönüşü ile ilgili işlemleri 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından dolayısıyla icra tahsil harcından müstesnadır.

Hal böyle olunca, icra müdürlüğünce bunun aksine işlem yapılarak tahsil harcının alınmış olması kanuna aykırı olup; mahkemece şikayetçi/alacaklı bankanın tahsil harcına yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

KARAR : Şikayetçi/alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.12.2009 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
http://www.kararara.com



KARŞI OY YAZISI

Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da bu amaca yönelik olduğundan alacaklıya ödeme sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra kalan miktar üzerinden alacaklıdan tahsil olunur. 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nda harcın ödeme zamanı matrahı miktarı belirlenmiştir. Nitekim Harçlar Kanunu'nun 28/b maddesinde icra takiplerinde tahsil harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Keza Harçlar Kanunu'nun 32. maddesinde ise harcın mükellefi alacaklı olmasa dahi müteakip işlemleri yaptırmak için ilgilisi tarafından ödenmeyen harç diğer taraf ödeyerek bilahare sorumlusundan tahsili etmek koşulu ile işleme devam olunacağı açıklanmıştır. Keza Harçlar Kanununun 128.maddesi gereğince gerekli harçlar tamamen alınmadan işlem yapan memurlar harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumlu olurlar. Ne var ki anılan yasanın 130.maddesi ise bu kanunda ödemeleri için belli bir süre belirlenmiş harçlar süresi içinde ödenmemiş ise ilgilileri tarafından sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde müzekkere ile o yerin ilgili vergi dairesine bildirileceği belirtilmiştir. İİK. nun 15.maddesi ise harcın kim tarafından ödeneceğini açıklayarak <İcra ve İflas Harçlarını kanun tayin eder. Kanunla hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur> demekle tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğunu açıklamıştır. Dairemizce süregelen içtihatlarında da bu kural uygulanmış ise de Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen Dairemizle ilgili uyuşmazlıkta H.G.K. ca 22.9.2004 tarih 2004/12-491 Esas sayılı kararı ile paranın tahsili anında devletin harçla ilgili kaybını önlemek Harçlar Kanununun 128.maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere tahsil anında tahsil harcının alacaklıdan tahsili gerekeceğine kararı verilmiştir. Dairemizce açıklanan nedenle yeniden oluşturulan içtihatlarında H.G.K. kararına uygun olarak tahsil harcının alacaklıdan tahsil edilebileceği görüşü benimsenmiştir. Ancak Harçlar Kanunu'nun 32. maddesinin söz konusu olmadığı hallerde dosya hesabı kapatılırken İİK. nun 12. maddesi gereğince borçlunun borcu, alacaklının ödediği tahsil harcı kadar devam edeceğinden alacaklının ödediği harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır.

03.07.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4684 Sayılı kanunun 4. maddesinde düzenlenmiştir.

Bu düzenleneme gereğince Harçlar Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca tahsil harcının mükellefi borçlu olması nedeniyle harcın ihale bedelinin alacaklıya ödenmesi sırasında kesilmesi söz konusu olamaz.

Bununla birlikte 12. Hukuk Dairesi 2003/24955 Esas ve 2004/2605 Karar sayılı ilamında, 4684 Sayılı yasanın bankalar için getirdiği muafiyetlere rağmen tahsil harcının sorumlusu borçlu olduğundan, icra müdürlüğünce borçludan tahsili yolunda işlem yapılması gerektiğine karar verilmiştir.

12. Hukuk Dairesinin 4684 Sayılı yasanın getirmiş olduğu muafiyetleri gözeterek verdiği 30/04/2004 tarih ve 2004/6244-10833 Sayılı kararında <İflas idaresinden paranın alacaklıya ödenmesi sırasında bundan tahsil hara düşülemez. Bu paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan, İİK'nun 15. maddesi gereğince ayrıca bir hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılarak borçluya yönelinmesi> gerektiğine işaret olunmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2005 gün ve 2005/12-214 Esas. 2005/146 Karar sayılı ilamında, alacaklı Halk Bankasının 4684 Sayılı yasanın geçici 4. maddesinin 2. fıkrası gereğince tahsil harcından sorumlu olmadığına yönelik şikayetle İlgili olarak,

<İflas idaresinin, açıklanan ilkeler çerçevesinde alacaklıya yapılan ödeme sırasında tahsili gereken harç miktarını muvakkat dağıtım raporu doğrultusunda tahsil etmesinde harcın yükümlüsünün harçtan muafiyeti bulunmayan borçlu olması da gözetilerek bir isabetsizlik bulunmamaktadır.> denilerek (mahkemenin şikayetin reddi kararı) onanmıştır.

12. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıdaki örnek kararlarında ve uygulamalarında İİK'nun 15. maddesi gereği tahsil harcı dahil tüm harçlardan borçlunun sorumlu olduğu gözetilerek, tahsil haranın Devletin harçla ilgili kaybını önlemek amacı ile ileride borçludan alınmak üzere tahsil anında alacaklıdan tahsili gerekeceğine karar verilmiştir.

12. Hukuk Dairesinin çoğunluk üyelerince benimsenen ve bozma kararlarına gerekçe yapılan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 15.10.2008 tarih ve 2008/208 Esas, 2008/4590 Sayılı kararları ile aynı yöndeki diğer kararlarında <492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinin son fıkrasında bankaların Kullandırdığı kredinin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak yaptığı işlemlerin harca tabi tutulmayacağının hükme bağlandığı, yasanın açık hükmü karşısında bankalar tarafından kullandırılan kredilerin geri ödenmelerine ilişkin bütün işlemler, kredinin borçlusu ve alacaklısı ayrımı yapılmaksızın harçtan muaf olduğuna> karar verilmiştir.

Danıştay'ca kredi borçlusu ile alacaklısına kredilerin geri dönüşü ile ilgili işlemlerde harç muafiyeti getiren kararları, İcra ve İflas Kanunu'nun 15., Harçlar Kanunu'nun 23., 28/b., 128. madde hükümlerine ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun tahsil harcının alacağın ödenmesi anında tahsili gerektiği hakkında verilen kararlarına aykırı olduğu gibi tahsil harcının sorumlusu borçluya da sorumsuzluk sağlamaktadır.

Bu durumda, tüm belirtilen muhalefet görüşleri sonucu olması gereken; Devletin harçla ilgili kaybının önlemek amacıyla, kredi alacağının geri ödenmesi anında tahsil harcının alınması ve tahsil edilen harç tutarı kadar, harcın sorumlusu olan borçluya karşı alacaklıya takip hakkı tanınması Harçlar Kanunu'nun genel ve tartışmasız ilkeleri gereğidir.

Belirtilen nedenlerle direnme kararı Onanmalıdır.
http://WWW.KARARARA.COM



YEREL MAHKEME KARARI.

.....İcra Hukuk Mahkemesi
Esas No: 2007/...
Karar No: 2007/...
Karar Tarihi: ../07/2007
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde konu yargılamayı gerektirmediğinden dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Müşteki vekili ../07/2007 tarihli şikayet dilekçesinde özetle yapılan ilamsız takipten dolayı gönderilen ödeme emrine karsı borçlu vekilinin "Temerrüt oluşmadığından ve anılan icra takibine banka sebep olmadığı" gerekçesi ile itiraz ettiğini,
Borçlun itiraz etmediği 740,00 YTL. anaparanın kendilerine 01/05/2007 tarihinde ödendiğini, bu durumda anapara borcunun kabul eden borçlunun harç, gider ve vekalet ücretine itiraz hakkının bulunmadığını, takipten sonrası için istedikleri faizde fazlalık bulunmadığını, aksine (4) puan eksik talep edildiğini,
İleri sürerek, icra müdürlüğünün takibin kısmen durdurulmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İcra dosyasının incelenmesinde, alacaklı vekili tarafından 28/03/2007 tarihinde toplam 740,00 YTL. için ilamsız icra takibi yapıldığı, düzenlenen örnek (7) ödeme emrinin 09/04/2007 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 16/04/2007 tarihli dilekçesi ile "Takip konusu yasal Yükümlülük tutarları ile ilgili olarak temerrüt oluşmadığından ve icra takibine müvekkil banka tarafından sebebiyet verilmediğinden talep edilen faiz gider vekalet ücreti ve ferilere itiraz ettiğimizi bildiririz." gerekçesiyle itirazda bulunmuştur.
Borçlu, temerrüdün oluşmadığını, bu nedenle müvekkili hakkında icra takibi yapılamayacağını, dolayısı ile faiz, gider ve vekalet ücretinin istenemeyeceğini iddia etmektedir. Bu konularla ilgili olarak icra müdürlüğünün takibin durdurulmasından başka yasal seçeneği yoktur.
Temerrüdün oluşup oluşmadığı itirazın kaldırılması veya iptali davası sırasında yapılacak araştırma ve toplanacak delillerle anlaşılacaktır. Eğer temerrüt oluşmamışsa borçlu, icra gider ve vekalet ücreti ile faizi ödemekle sorumlu tutulamaz. Borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemesi olağandır. Böyle bir ödeme şekli yapılan icra takibinin kabulü anlamına gelmez.
Özetlenen nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Karar: Açkılanan gerekçe ile;
Yerinde görülmeyen şikayetin reddine,
(29,50) YTL yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakılmasına,
İlişkin ve kesin olarak dosya üzerinde karar verildi . 30/07/2007

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015/15593
KARAR NO: 2018/23
KARAR TARİHİ: 8.1.2018


>>ALACAKLININ TAKİP TARİHİNDE ÖDEMEDEN HABERDAR OLMAMASI--İCRA EMRİNİN İPTALİ --İTFA

6098/m.100
2004/m.33/2

ÖZET :Borçlu vekili, takibe dayanak ilamda hükmedilen 18.508,30 TL alacağın 09.10.2012 tarihinde alacaklı vekilinin borçlu idareye yaptığı başvuruda bildirdiği hesaba yatırıldığı halde, anılan borç miktarı bakımından takip başlatılmasının yasaya aykırı olduğunu açıklayarak icra emrinin iptalini istemiştir. İcra emri borçlu vekiline 10.10.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. HSBC'nin dosya içerisinde yer alan müzekkere cevabına göre 18.508,30 TL alacaklı hesabına 11.10.2012 tarihinde gönderilmiştir. Bu durumda alacaklı takip tarihinde ödemeden haberdar olmadığından takibinde haklıdır. Bu halde TBK 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle takip masrafları (icra vekalet ücreti dahil) ve faize mahsup edileceği göz önünde bulundurularak, bakiye alacağın belirlenmesi gerekirken asıl alacağın itfa sebebiyle geri bırakılmasına karar verilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili, takibe dayanak ilamda hükmedilen 18.508,30 TL alacağın 09.10.2012 tarihinde alacaklı vekilinin borçlu idareye yaptığı başvuruda bildirdiği hesaba yatırıldığı halde, anılan borç miktarı bakımından takip başlatılmasının yasaya aykırı olduğunu açıklayarak icra emrinin iptalini istemiştir.

Mahkemece, takibe konu ilamda hükmedilen alacağa dair 18.508,30 TL'nin 11.10.2012 tarihinde, icra emrinin tebliğinden sonra alacaklının borçlu idareye bildirdiği hesaba yatırıldığı gerekçesiyle takip talebi ve icra emrinde talep edilen 18.508,30 TL asıl alacak kısmına dair itfa sebebiyle İİK'nun 33/2 maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.

6098 Sayılı T.B.K'nun 100. maddesinde, ''Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.'' hükmü yer almaktadır.

Somut olayda, takip dayanağı ... 2.Vergi Mahkemesi'nin 2012/28 Esas 2012/1596 Karar sayılı ilamına göre 08.10.2012 tarihli takip talepnamesi ile 18.508,30 TL asıl alacak, 600,00 TL ilam vekalet ücreti, 55,00 TL yargılama gideri, 877,00 TL faiz ve 382,80 TL faiz olmak üzere toplam 20.423,10 TL talep edilmiştir. İcra emri borçlu vekiline 10.10.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. HSBC'nin dosya içerisinde yer alan müzekkere cevabına göre 18.508,30 TL alacaklı hesabına 11.10.2012 tarihinde gönderilmiştir. Bu durumda alacaklı takip tarihinde ödemeden haberdar olmadığından takibinde haklıdır. Bu halde TBK 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle takip masrafları (icra vekalet ücreti dahil) ve faize mahsup edileceği göz önünde bulundurularak, bakiye alacağın belirlenmesi gerekirken asıl alacağın itfa sebebiyle geri bırakılmasına karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle İİK'nun 366 ve 6100 Sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 08.01.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
Mabella
Site Üyesi
Mesajlar: 1
Kayıt: 27 Tem 2016 20:51

Re: İCRA TAKİBİNDE VEKALET ÜCRETİNE VE İCRA GİDERLERİNE İTİRAZ

Mesaj gönderen Mabella »

Tarafima acilmis bir icra davasindan bugun tesadüfen haberim oldu. 2 gun once acilmis dava ve tarafima bu konuda hic birsey ulasmadi. Ana borc 462 tl ancak 300 tl vekalet ucreti, 33.50 tl masraf, 21tl de tahsil harci ile birlikte bakiye borcu 817 tl olmus. Yarin icra dairesinde bizzat gidip kapak hesabini çıkartmak istiyorum. Ancak tesadufen ogrendigim bu masrafin ne kadarini adliye odememi isteyecektir, hangi masraflara itiraz edebilirim bu konuda acil desteklerinizi rica ediyorum. Bu surecte nasil ilerlersem sureci en dogru sekilde yurutebilirim?
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: İCRA TAKİBİNDE VEKALET ÜCRETİNE VE İCRA GİDERLERİNE İTİRAZ

Mesaj gönderen teoman »

Mabella yazdı:Tarafima acilmis bir icra davasindan bugun tesadüfen haberim oldu. 2 gun once acilmis dava ve tarafima bu konuda hic birsey ulasmadi. Ana borc 462 tl ancak 300 tl vekalet ucreti, 33.50 tl masraf, 21tl de tahsil harcı ile birlikte bakiye borcu 817 tl olmus. Yarin icra dairesinde bizzat gidip kapak hesabini çıkartmak istiyorum. Ancak tesadüfen öğrendigim bu masrafın ne kadarini adliye odememi isteyecektir, hangi masraflara itiraz edebilirim bu konuda acil desteklerinizi rica ediyorum. Bu süreçte nasil ilerlersem sureci en doğru sekilde yürutebilirim?

Öncelikle dosyada Tahsil Harcı 21 Tl ödemeyeceksiniz, Vekalet ücretinin Tebligat çıkartılmadığı için ödenmeyeceğini tahmin ediyorum ödense bile 3/4, ödenecektir, Ayrıca 33,50 Tl içerisinden baro pulu ücreti Ceza evi harcı bunları ayıklatıp ödemeyeceksiniz.Ayrıca takip açılıp tebligat yapılacak sürede faiz işletilmeyecektir, Bunu icra memuru hesaplayacaktır. Ayrıca Mal beyanında bulunmanıza gerek yoktur.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
Cevapla