Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

EMSAL KARAR İSTEKLERİ

Suç ve Cezalar, Suç Türleri, Ceza Hesaplama, Hapis, Adli Para Cezası, Adli Kontrol, Ön Ödeme, Uzlaşma, Tutuklama, Arama, Elkoyma, İletişimin Tespiti, Ceza Yargılama Usulü, Tekerrür, İçtima, İştirak...
Cevapla
Mulusoy
Yeni Üye
Mesajlar: 5
Kayıt: 19 Eyl 2021 17:48

EMSAL KARAR İSTEKLERİ

Mesaj gönderen Mulusoy »

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6-66 E 2015/52 karar 17.03.2015 tarihli kararı

2018/2393 esas 2018/1751 karar Yargıtay 5.ceza dairesi

Yargıtay 5.ceza dairesi 2018/4243 2018/3745 karar

Yargıtay ceza genel kurulu 2015/52 karar

Yazmış olduğum emsal kararlar elinizde mevcut mudur? Şimdiden yardımlarınız için teşekkürler


maras46
Kıdemli *** Üye
Mesajlar: 221
Kayıt: 28 Ara 2019 01:18

Re: EMSAL KARAR İSTEKLERİ

Mesaj gönderen maras46 »

Mulusoy yazdı: 20 Eyl 2021 01:39 Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6-66 E 2015/52 karar 17.03.2015 tarihli kararı

2018/2393 esas 2018/1751 karar Yargıtay 5.ceza dairesi

Yargıtay 5.ceza dairesi 2018/4243 2018/3745 karar

Yargıtay ceza genel kurulu 2015/52 karar

Yazmış olduğum emsal kararlar elinizde mevcut mudur? Şimdiden yardımlarınız için teşekkürler

Ceza Genel Kurulu 2015/66 E. , 2015/52 K.

YAĞMA SUÇU
TANIK İFADELERİ
CEP TELEFONUNUN GASP EDİLMESİ
DELİL YETERSİZLİĞİ

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 223


"İçtihat Metni"

Yağma suçundan sanık Y.. P..'nun 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin, Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2009 gün ve 43-200 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.07.2014 gün ve 20037-14230 sayı ile;
"... Oluş ve dosya içeriğine göre, katılan M.. S..'in aşamalarda 'Olay günü markete gitmiştim. Cep telefonum elimde idi. Sanık Y enseme vurdu. Telefon elimden düştü. Sanık telefonu alıp cebine koydu.' şeklinde beyanda bulunması, ayrıca olay yerine gelen polis memurlarına telefonunu gasp eden kişi olarak sanık Y'ı göstermesi, polisin yaptığı arama sonucunda suça konu telefonun sanık Y'ın ceketinin iç cebinden çıktığının anlaşılması karşısında; sanığın yağma suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 19.11.2014 gün ve 132-187 sayı ile;
"...Olay tarihinde saat 19.30 sıralarında mağdur-sanıklar Y.. P.., Y. K ve M. Ç.ın fuhuş ile iştigal ettiklerini bildikleri G.. S.. ve tedarik eden oğlu mağdur M.. S.. ile fuhuş amacı ile pazarlığa tutuştukları, ancak fiyatta anlaşamamaları üzerine aralarında tartışma çıktığı, mağdur-sanıklar Y. P, Y. K ve M. Ç, G.. S..’in evinin yaklaşık 100-200 metre uzağında bulunan kamyonlarına geri döndükleri, ancak sanıklar M. Ş, S. S. ve R K.’ın mağdur-sanıklar Y.. P.., Y. K. ve M. Çın arkasından gittikleri, M. Ş’ın adli emanetin 2005/32 sırasında kayıtlı tüfek ile iki el, S. Sı’nın da adli emanetin 2005/39 sırasında kayıtlı tabanca ile 6 el mağdur-sanıklar Y, M ve Y’ın içinde bulunduğu kamyonete ateş ettikleri, ateş etmeden önce de mağdur-sanıklar Y, Y ve M’yı kamyondan tehdit cümleleri sarf ederek indirmeye çalıştıkları, kamyonun üzerinde bulunan mermi izlerinin de bu hususu doğruladığı, dosyada mevcut sanık, tanık ve mağdur beyanları ile olayın hemen akabinde kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanak ile sabittir. Bu şekilde olay sırasında içinde bulundukları araca yaklaşık 6 el ateş edildiği sabit olan, kendisine ve yanındakilere ateş edildikten sonra kaçmaya çalışan, bu sırada mağdur M.A. ile annesi G. tarafından yakalanıp darp edildiği kolluk tutanaklarından anlaşılan ve olay anında alkollü olan sanığın; bu hengamede sayıca kendisinden fazla olan ve bir kısmının ellerinde silah bulunan kişilerden birinin cep telefonunu almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu açıktır. Bu sebeple sanık Y.'ın olay anında alkollü olduğu, mağdur veya annesi G.'in cep telefonunu kavga sırasında cebine koymuş olabilecekleri savunması kabule değer görülmüştür..." gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2015 gün ve 10198 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar M. Ç.ve Y.K. hakkında yağma suçundan verilen beraat hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle, sanıklar M. Ş, R.K ve S. S hakkında silahla tehdit ve sanık S. hakkında ayrıca ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmek suretiyle, sanıklar Y.. P.., M. Ç.ve Y. K. hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesi, sanıklar hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etme suçundan verilen beraat, ayrıca sanık ...... hakkında silahla tehdit, sanık...........hakkında ruhsatsız ateşli silah taşıma, sanık ..... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup, inceleme sanık Y.. P.. hakkında yağma suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı yağma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
26.01.2005 tarihli tutanakta; saat 19:10 sıralarında Gülbahçe mahallesi Taşevler bölgesinde silahla ateş edildiğinin telefonla ihbar edilmesi üzerine ekiplerce bölgeye gidildiğinde, olay yerinde katılan M.. S.. ve annesi G.. S..'in yaralı haldeki sanık Y.. P..'nu kolundan tutmuş vaziyette oldukları, görevlilerce bölgeye 20 metre mesafedeki bir araca yaklaşıldığında, aracın yanındaki S.S. kaçmaya başladığı, R. K. ise şoför koltuğunda yakalandığı, S.in elinde silah olduğunun görüldüğü, takip sonucu yakalandığında ise suç unsurunun bulunamadığı, katılanın annesi G.'in sanık ve 50 NC bir kamyonetle kaçan iki kişinin oğlu M.'ye ait cep telefonunu gasp ettiklerini ve kendilerine silahla ateş ettiklerini belirtmesi üzerine, sanığın üzerinde yapılan aramada ceketinin sol iç cebinde katılana ait cep telefonunun ele geçirildiği, olay yerinde yapılan incelemede 6 adet boş kovan ve 2 adet av tüfeği kartuşunun bulunduğu, polis karakoluna sanığın arkadaşı olduğunu söyleyerek gelen M. kamyonetle kaçan iki şahıstan biri olduğunun anlaşıldığı, sanığın yanındaki diğer kişi olan Y. ise polis karakolunun ilerisinde beklerken yakalandığı bilgilerine yer verildiği,
Y. kamyonetinde yapılan inceleme sonucu; kamyonetin üzerinde 3 adet mermi giriş deliğinin tespit edildiği, içerisinde ise 1 adet deforme olmuş mermi çekirdeği ve 1 adet mermi çekirdeği nüvesinin bulunduğu,
Adli raporlarda özetle; katılan M. sağ önkol ile sol ayağında hassasiyet bulunduğu, sanık Y.burun sağ tarafında yüzeysel sıyrık saptandığı, ayrıca sanığın 150 promil, M. 130 promil ve Y. ise 105 promil alkollü olduğunun belirtildiği,
Olaydan bir gün sonra G....mahallesinde oturan Z. bahçesinde silah olduğunu ihbar etmesi üzerine şahsın bahçesinde bir adet tabanca ele geçirildiği, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 08.04.2009 gün ve 7519 sayılı ekspertiz raporunda; olay yerindeki 6 adet boş kovan ile Y. kamyonetinde bulunan bir adet mermi çekirdeğinin bu tabanca ile atıldıkları bilgilerine yer verildiği,
27.01.2005 tarihinde aynı mahallede fuhuş yapıldığı iddiası üzerine F.isimli bayanın evine arama için gidildiğinde evde; katılanın üvey babası M.ile M........... olduğunun tespit edildiği ve yapılan aramada bir adet av tüfeğinin bulunduğu, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 06.06.2005 gün ve 2037 sayılı ekspertiz raporunda; olay yerinde bulunan 2 adet kartuşun bu tüfek ile atıldığının belirtildiği,
Olay yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; katılanın annesi G.evinin olay yerine mesafesinin 500 metre civarında olduğunun ifade edildiği,
Cep telefonu görüşmelerine ilişkin HTS kayıtlarından; katılanın gasp edildiğini iddia ettiği cep telefonunu olay günü annesi G.in saat 19.08'de aradığı, katılanla annesinin bu görüşmesinden sonra aynı telefonla saat 19.09 ve 19.10'da R. adına kayıtlı hattın arandığı, katılanın telefonundan en son bu kişi ile görüşme yapıldığı, belirtilen görüşmelerden önce de saat 18.28 ile 19.06 arasında katılan ile R. adına kayıtlı hat kullanıcısının beş kez telefon görüşmesinin olduğu, sanığın arkadaşı Y. hattından ise olay tarihinde saat 17.54'de katılanın annesi G.in kullandığı hattın aranarak 64 saniye görüşme yapıldığı, Y. telefonundan aynı gün saat 14.07 ile 18.41 arasında ise R K adına kayıtlı hattı kullanan kişi ile altı kez karşılıklı aramalarının olduğu, katılanın annesi G.in 155'i aradığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Katılan M.. S.. kollukta; olay günü saat 19.30 sıralarında çay almak için markete giderken, önceden kendilerini tanımadığı sanık, M. 50 NC bir kamyonetten aşağı inerek karşısından geldiklerini, kendisini geçer geçmez sanığın arkadan ensesine yumrukla vurması üzerine yere düştüğünü, sanığın, elindeki cep telefonunu alarak cebine koyduğunu, telefonu istemesine rağmen vermeyince sanığın suratına tekme ile vurduğunu, telefonu alınmadan önce telefonla konuştuğu annesinden yardım istemesi nedeniyle annesinin olay yerine geldiğini ve sanıkla vuruşmaya başladığını, bu sırada polislerin gelerek sanığın cebinden telefonunu aldıklarını, Mustafa ve Yusuf'un kamyonete binip ateş ederek kaçtıklarını, S.S ve R.K'yı olay yerinde görmediğini söylemiş,
Cumhuriyet savcılığında; sanığın ensesine yumrukla vurarak kendisini yere düşürdüğü sırada telefonla yeni konuşma yaptığını, telefonu kapattığını ve yere düştüğünü, sanığın yere düşen telefonu cebine koyarak diğer iki şahsa "ben telefonu aldım" dediğini, şahısların kendisine saldırırken telefon ile annesine işaret vererek yardım istediğini ifade etmiş,
Mahkemede; evlerinde S. S ve R. K.'ın misafir olmaları nedeniyle markete çay almaya giderken annesinin "nerede kaldın” diye telefon açtığını, bu sırada sanığın ensesine vurması üzerine yere düştüğünü, cep telefonunu sanığın aldığını, yanındakilerin ise kaçtığını, kendisinin sarhoş olan sanığa vurduğunu, telefonunun açık olması nedeniyle annesi G'in olayı duyarak gelip sanığın yakasına yapışarak cep telefonunu istediğini, sanığın “bende değil” dediğini, annesinin sanığa vurmasıyla burnunun kanadığını, o sırada sivil polislerin gelmesi üzerine telefonunun gasp edildiğini söylediğini belirtmiş,
Katılanın annesi G.. S.. soruşturma aşamasında; saat 19.30 sıralarında çay alması için markete gönderdiği oğlunu 15 dakika sonra telefonla aradığında “anne, çabuk yetiş” dediğini ve telefonun kapandığını, evden tek başına dışarı çıktığını, sanığı yerdeki oğluna vururken gördüğünü, sanığın yanında iki kişinin olduğunu, sanıkla vuruşmaya başladıklarını, sanığın yanında bulunan iki kişiden birinin tabanca ile yere dört beş el ateş etmeye başladığını, orada bulunmakta olan ............... kamyonete binerek iki el havaya ateş ettiklerini, amaçlarının sanığı bırakmasını sağlamak olduğunu, oğlunun cep telefonunun sanığın cebinden çıktığını, olay yerinde R. K. ve S. S'nın olmadığını beyan etmiş,
Mahkemede; olay günü evinde R. K. ve S. S.'nın misafir olmaları nedeniyle oğlunu markete gönderdikten 15-20 dakika sonra gelmeyince telefonla aradığını, “anne geliyorum” dediğini, tekrar aradığında “anne yetiş” dediğini ve telefonun kapandığını, olay yerine geldiğinde sanığın oğlunu dövdüğünü gördüğünü, diğer iki kişinin kamyonetlerine doğru kaçtıklarını, kamyonetin yanına gittiklerinde dört kez yere, iki kez de havaya ateş edildiğini, kendisinin oğlunu elinden almak için sanığa yumrukla vurduğunu, sanıktan oğlunun telefonunu istediğinde vermediğini, daha sonra cep telefonunun çalması üzerine polislerin telefonu sanığın cebinde bulduklarını, olay yerinde başka kimseyi görmediğini anlatmış,
Hakkında yağma suçundan verilen beraat hükmü onanarak, saldırgan sarhoşluk suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm ise temyiz edilmeksizin kesinleşen Y. K.; olay günü saat 19.00 sıralarında kamyonetinde sanık ve M.Ç .ile birlikte bira içerlerken, bir arkadaşından telefon numarasını aldığı G.. S..'i aradığını, G.'in müsait olmadığını, bir saat sonra tekrar aramalarını söylediğini, yarım saat sonra yanlarına katılan M. A. ve M. A.ın geldiklerini, kendilerine “telefonu açan siz misiniz, eve gidelim” dediklerini, arkadaşı M. Ç ile beraber bayanın evine gittiklerini, evde fuhuş için pazarlık yaptıklarını, pazarlıkta anlaşamamaları üzerine ilişkiye girmeden tekrar araca gelip bira içmeye devam ettiklerini, bu sırada iki tane araba ile gelen beş altı kişinin üzerlerine doğru silahla ateş ettiklerini, katılanın ve S. S.'nın elinde tabanca olduğunu, R. K.'ta ise silah olmadığını, M. Ş.'ın tüfekle ateş ettiğini, uzaklaşmak istediğinde kamyonetin çalışmadığını, şahısların kapıyı açmak istemeleri üzerine kendi tarafındaki kapıyı kilitlediğini, kamyonetin sağ kapısını açarak sanığı araçtan indirdiklerini, M. Ç.ın sağ kapıyı kilitlemesi üzerine aracın çalıştığını ve kaçtıklarını, sanığın karakolda olduğunu öğrenince karakola geldiklerini, olay sırasında silahlarının olmadığını ve kimseye ateş etmediklerini, kimsenin cep telefonunu almadıklarını, alkollü olduklarını ancak kendilerinden geçecek kadar sarhoş olmadıklarını söylemiş,
Hakkında yağma suçundan verilen beraat hükmü onanarak, saldırgan sarhoşluk suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm ise temyiz edilmeksizin kesinleşen M. Ç.; sanık ve Y. K. ile birlikte kamyonette bira içtikleri sırada Y.'un fuhuş için bir bayanı telefonla aradığını, yarım saat sonra katılan ile M. A.'ın geldiğini ve "bizi arayan siz misiniz" diye sorduklarında "evet" dediklerini, Y. ile kendisini bir eve götürdüklerini, evde üç dört bayanın bulunduğunu, pazarlıkta anlaşamayınca kamyonete dönerek içmeye devam ettiklerini, bu sırada katılan, üvey babası ve ............. olmak üzere altı yedi kişinin ateş ederek yanlarına geldiklerini, M. Ş.ın elinde tüfek, S.'in ise tabanca olduğunu gördüğünü, Y.'un oturduğu taraftaki kapıyı açtıklarını, katılanın “bunlar” diyerek kendilerini gösterdiğini, Y'un kapıyı kilitlediğini, aynı şahısların sağ kapıya koşup kapıyı açarak sanığı aşağı çektiklerini, Y ile kendisinin kaçtıklarını, şahısların kaçarken de arkalarından ateş ettiklerini, katılanın cep telefonunu gasp etmediklerini belirtmiş,
Hakkında kasten öldürmeye teşebbüs ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etme suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşen, Özel Dairece silahla tehdit, ruhsatsız ateşli silah taşıma suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilen S. S. soruşturma aşamasında; olay günü R'le misafir olarak katılanın annesi G'in evinde otururken, G'e markete gönderdiği oğlundan telefon geldiğini, G'in aniden evden çıkarak gittiğini, yarım saat sonra da arkasından R ve kendisinin gittiğini, kavganın olduğu yere geldiklerinde G'i sanığın yakasından tutmuş halde gördüğünü, daha sonra polislerin geldiğini, herhangi bir ateş edilme olayı olmadığını dile getirmiş,
Mahkemede; olay sırasında kendisinde bulunan silahla havaya ateş ettiğini ve daha sonra kaçarken silahı komşunun bahçesine attığını, katılanın babası M. Ş.ta ise tüfek olduğunu, sanık, Y. ve M. Çın bulunduğu taraftan da silah sesi geldiğini, ancak kimin attığını görmediğini ifade etmiş,
Hakkında ruhsatsız ateşli silah taşıma ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etme suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşen, Özel Dairece silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilen R. K. soruşturma aşamasında; arkadaşı S'le katılanın annesi G'in evinde otururken, G'in kavga ettiğini duymaları üzerine S'le olay yerine gittiklerinde sanık, katılan, G ve sivil ekipleri gördüğünü, sanığın yüzünden yaralanmış ve hırpalanmış vaziyette olduğunu, üzerinde çamur izlerinin bulunduğunu, kimseyle kavga etmediklerini, silahla ateş etme olayı olmadığını beyan etmiş,
Mahkemede; tehdit edildiği için karakolda doğruyu söylemediğini, katılanın annesi G ve eşi M.Ş'ın randevuevi çalıştırdıklarını, kendisi Nizip'te iken yanına geldiklerini, kendisinin üç beş milyar lira borcu olduğunu, Gaziantep'ten eşi Z.M ile Ereğli'ye gelerek katılanın üvey babası M.nın yanına gittiklerini, evde üç dört bayan ve üç dört erkek olduğunu gördüğünü, olay günü saat 19.00 civarında katılan M. A.nin iki üç bayanla birlikte başka bir evde olduğunu, katılanın annesi G.'e telefon gelmesi üzerine M. Ş ve tanımadığı bir iki kişinin evden ayrıldıklarını, S. ile kendisinin de ayrı bir araçla olay yerine gittiklerinde karşı taraftan iki el silah sesi geldiğini, o anda S'in tabanca, M. Ş'ın ise tüfekle ateş ettiğini, olay yerinde bulunan kamyonetin çalıştırılmak istendiğini ancak çalışmadığını, katılan ve tanımadığı iki üç kişinin kamyonete hücum ettiğini, S.'in Y'un bulunduğu taraftaki kapıyı açarak “kıpırdamayın, sizi vururum” dediğini, Y'un tekrar kapıyı kapattığını, katılan, G, M. Ş. ve iki üç kişinin aracın sağ tarafına geçip sanığı araçtan indirerek vurmaya başladıklarını, sanığın alkollü olduğu için yere yıkıldığını, katılan ve annesinin ellerinde cep telefonlarının olduğunu, zannettiği kadarıyla sanığın arkadaşları gittikten sonra katılanın annesi G'in cep telefonunu sanığın cebine koyduğunu, katılan ve annesinin sanığı yakasından tutarak yola çıkardıklarını, sivil ekip geldiğinde G'in “cep telefonum çalındı” dediğini, cep telefonunun sanığın cebinden çıktığını, sanık ve arkadaşlarının, katılan ve G'e vurmadıklarını anlatmış,
Hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etme suçundan verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen, Özel Dairece silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilen M. Ş; olay tarihinde gece geç saatlerde Ereğli'ye geldiğini, eve geldiğinde F.Ç ve F.K'un olduğunu, üvey oğlu olan katılan ve eşini sorduğunda oğlunun dövüldüğünü ve karakolda olduğunu öğrendiğini, olay yerinde olmadığını, kimseye ateş etmediğini, sanığı ve arkadaşlarını tanımadığını, olaydan bir gün sonra F.Ç'un evinde ele geçen tüfeğin E. P'a ait olduğunu, aradan üç dört ay geçtikten sonra diğer kişilerin şikayetten vazgeçmesi için para teklif ettiklerini, R. K'nun parayı bizzat getirdiğini, ancak kabul etmediğini söylemiş, Hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde silahla ateş etme ve silahla tehdit suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşen E. P; F.Ç. isimli bayana fuhuş için aracılık ettiğini, olay günü F. Ç.'un evinde katılan, F. ve F. isimli bir bayanla otururken, üç kişinin bir kamyonet ile geldiklerini, F. Ç’u bu erkeklere pazarlayacakken ücrette anlaşamadıklarını, evde bulunan ismini bilmediği bir bayanı arabaya almak istediklerini, fiyatta anlaşamadıklarını, gelen müşterileri arabalarına götürdüğünü, o esnada katılanı dövdüklerini ve arabaya bindirmek istediklerini, katılanı bırakmaları için olay yerine gelen S'in tabanca ile kendisinin ise tüfekle havaya ateş ettiğini, daha sonra iki kişinin kamyonetle kaçtığını, sanığı kamyonetten aşağıya indirdiğini, polisler gelince kaçtığını belirtmiş,
Tanık M. A; sanıkları tanımadığını, F. Ç'un eşinin cezaevinde olması nedeniyle yaklaşık 1,5 aydır F.'nin evinde kaldığını, F.'nin fuhuş yaptığını bildiğini dile getirmiş,
Tanık F. Ç; hayat kadını olduğunu, olay tarihinde sanığın dört kişi ile birlikte gelerek kendisiyle fuhuş için pazarlık yaptıklarını, ancak istediği parayı vermediklerini, istediği paranın verilmesi konusunda ısrar edince sanık ve yanındaki kişilerin kendisini zorla arabaya bindirmeye çalıştıklarını, tehdit ettiklerini, konuştukları sırada tren hattının bulunduğu yerden iki el silah sesi gelmesi üzerine sanık ve arkadaşlarının da havaya ateş ettiklerini, olay yerine ekipler gelince kaçarak gittilerini, sanık ile pazarlık yaptıkları sırada katılan ve E. P.'ın da yanında bulunduklarını, ancak onların pazarlığa karışmadıklarını, sanıkla pazarlıkta anlaşamayınca, sanık ile arkadaşlarının hep birlikte katılana saldırarak cep telefonunu zorla aldıklarını, katılanın bağırması üzerine olay yerine gelen S. ve E.'un havaya ateş ettiklerini, sanık ile arkadaşlarının tren hattının bulunduğu tarafa gittiklerini, katılanın babası M. Ş'ı tanımadığını ve olay yerinde olmadığını ifade etmiş,
Tanık F.K; olay tarihinde katılanın üvey babası M. Ş.'ın evinde kaldığını,... bir kamyonetle gelen şahısların R. K’ın dostunu istediklerini, onun da vermediğini, R.in silah ile adamların arabalarına ateş ettiğini belirtmiş,
Tanık Z. M. olay tarihinde gayri resmi eşi R.K ile "Hasret" kod adlı G.. S..'in evine geldiklerini, evde katılan, annesi, üvey babası ve 2-3 bayanın olduğunu, kendisinin sürekli evde kaldığını, olayın olduğu akşam eşi R. ve S. S'nın beraber dışarı çıktıklarını, eşinin karakola alındığını beyan etmiş, Olay tarihinden bir gün sonra fuhuş suçuna ilişkin olarak yapılan başka bir soruşturma kapsamında F. Ç'un evinde yakalanması üzerine ise kolluk görevlilerine; Ereğli'ye fuhuş için geldiğini, F'nin evinde kendi isteği ile fuhuş yaptığını anlatmış,
Sanık Y.. P..; olay tarihinde arkadaşları M. Ç ve Y. K. ile birlikte bira içerken, arkadaşlarının “bayana gidelim” dediklerini, “ben gitmem, siz giderseniz gidin” diyerek tek başına bira içmeye devam ettiğini, M. Ç ile Y'un yanından ayrılıp yarım saat sonra tekrar döndüklerini ve bira içmeye devam ettiklerini, o sırada gelen iki araçtan beş altı kişinin ateş ederek indiklerini, oradan ayrılmak isterken kamyonetin çalışmadığını, şahısların Y.'un oturduğu taraftaki kapıyı açarak “inin aşağı” dediklerini, Y.'un kapıyı kilitlemesi üzerine sağ kapıya hücum edip kendisini aşağı indirdiklerini, R. ve S'in kendisine “niye ateş ettin” dediklerini, o arada kamyonetin çalışması üzerine arkadaşlarının kaçtıklarını, katılan, M. Ş, R ve M'ın kendisini dövmeye başladıklarını, M. Ş'ın elinde tüfek, S'in elinde ise tabanca olduğunu, katılan ve annesinin kendisini yakasından tutarak “sensin, sen silah çektin” diyerek taksi durağının oraya getirdiklerini, orada bulunan taksiye girdiğinde G'in üzerine atladığını, aracın sahibinin sivil polisler olduğunu öğrendiğini, kendisine “çık dışarı telefonu almışsın” dediklerini, “ben telefon falan almadım, buyurun ceketim üzerimde arayın" diyerek ceketini açtığında iç cebinde telefonun çaldığını, cebinde bulunan telefonun kendisine ait olmadığını, kimsenin telefonunu almadığını ve ateş etmediğini, katılan ve annesi G'in kendisini yerde sürüklediklerinden, kargaşa esnasında cebine koymuş olabileceklerini, hiç cep telefonu kullanmadığını ve kullanmasını da bilmediğini savunmuştur.
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olay değerlendirildiğinde;
Katılanın, markete giderken ve annesi G'le telefonda konuştuğu sırada cep telefonunun gasp edildiğini beyan etmesine rağmen, annesi ile telefonla konuştuktan bir ve iki dakika sonra gasp edildiğini iddia ettiği telefonundan, olaydan yaklaşık yarım saat önce de görüşme yaptığı Ramazan Köşşekoğlu adına kayıtlı hattın aranması, ayrıca R. Ku adına kayıtlı hat kullanıcısının aynı gün sanığın arkadaşı Y. K, ise olaydan bir saat önce katılanın annesi G'le telefon görüşmelerinin olması, olay yerinde bulunan 6 adet boş kovan ile sanığın arkadaşı Y aracında bulunan 1 adet mermi çekirdeğinin S. S tarafından kullanılan silahtan atıldığının tespit edilmesi, iki adet boş kartuşun atıldığı tüfeğin ise olaydan bir gün sonra katılanın üvey babası M.Ş. da bulunduğu F. Ç. isimli bayanın evinde ele geçirilmesi, tanık F.K'un olay günü akşamı beyaz bir kamyonetle gelen kişilerin R.K.'ın dostunu istediklerini, onun da vermeyerek gelen kişilerin arabalarına silah sıktığını beyan etmesi, R'in olaydan bir önceki gece gayrı resmi eşi Z. M ile katılanın evine geldiklerini söylemesi, Z. M.n ise Ereğli'ye fuhuş yapmak için geldiğini ifade etmesi, E. P ve F. Ç.'un da olay günü fuhuş için sanık ve arkadaşlarıyla pazarlık yapıldığını doğrulamaları ve katılanın yakını olan R. K'ın “zannederim G, telefonu Yaşar’ın cebine koydu“ şeklindeki beyanı karşısında; katılan ve annesi G'in olayın oluşumu ve sanık tarafından katılanın cep telefonunun gasp edildiğine ilişkin beyanlarının dosya kapsamı ile uygunluk göstermediği, bir kısım tanık ifadelerine göre taraflar arasında fuhuş pazarlığı sırasında çıkan kavga sırasında katılan ve yakınlarının, sanık ve arkadaşlarının bulunduğu kamyonete ateş etttikleri, sanığın arkadaşı Y.'un bulunduğu taraftaki kapıyı içten kilitlemesi, sanığın bulunduğu taraftaki kapının ise kilitli olmaması nedeniyle sanığı aşağı indirip yaraladıkları, Y.nun kamyonetindeki mermi çekirdeği ile olay yerindeki boş kovan ve kartuşların tamamının katılanın tarafındaki kişilerin kullandığı tabanca ve tüfekten atıldığı anlaşıldığından, sanığın katılanın cep telefonunu gasp ettiği hususunun şüphe boyutunda kaldığı, katılan ve yakınlarının polislerin gelmesi üzerine olayın seyrini değiştirmek için cep telefonunu sanığın cebine koyabilecekleri, sanığın 150 promil alkollü olması ve darp ediliyor olması nedeni ile de bunu fark edemeyebileceği, sanığın tüm aşamalardaki istikrarlı savunmalarına göre yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi için yeterli delil bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, sanığın üzerine atılı yağma suçunu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine ilişkin yerel mahkeme direnme hükmü isabetli olup hükmün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Genel Kurul Üyesi; "Sanığın eyleminin sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Usul ve kanuna uygun bulunan Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2014 gün ve 132-187 sayılı direnme hükmünün ONANMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2015 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


----------------------------------------------------------------------------------------

5. Ceza Dairesi 2018/2393 E. , 2018/1751 K.


"İçtihat Metni"

Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sırasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 4 ve 5. maddeleri gereğince mahkemenin görevsizliğine, dosyanın yetkili ve görevli bulunan İzmir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/09/2017 tarihli ve 2017/433 esas, 2017/556 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin mercii İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2017 tarihli ve 2017/616 değişik iş sayılı kararının;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11/12/2017 tarihli ve 2017/26572 esas, 2017/26493 sayılı ilâmında, "...Sanığın, suç tarihinde kendisini banka görevlisi olarak tanıtıp, menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş..." şeklinde yer alan açıklama karşısında,
Somut olayda, sanığın müştekiyi telefonla arayarak, Finans bankasının sigorta işlemleri ile ilgili aradığını söyleyip müştekiyi ikna ederek kart bilgilerini elde etmek suretiyle 2.799,00 Türk lirası para çekmesi şeklinde gelişen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l bendinde "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle" şeklinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği, bu eylemi yargılama görevinin 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesine ait olacağı ve delillerin üst dereceli mahkemece takdir ve değerlendirilmesi gerektiği hususları dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 06/02/2018 gün ve 94660652-105-35-12245-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06/11/2017 tarihli ve 2017/616 değişik iş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

5. Ceza Dairesi 2018/4243 E. , 2018/3745 K.


"İçtihat Metni"





Başkasına ait banka veya kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sırasında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l bendi kapsamında kalabileceği ve bu durumda yargılama yapma görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Elazığ Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2017 tarihli ve 2017/629 esas, 2017/919 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne, görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2018 tarihli ve 2018/129 değişik iş sayılı kararının;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.12.2017 tarihli ve 2017/26572 esas, 2017/26493 karar sayılı ilamında, "...Sanığın, suç tarihinde kendisini banka görevlisi olarak tanıtıp, menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş..." şeklinde belirtildiği,
Somut olayda, sanığın müştekiyi İş Bankasından aradığı söyleyerek müştekinin kredi kartı bilgilerini elegeçirerek söz konusu kart bilgileriyle alışveriş yapması şeklinde gelişen eyleminin 5237 sayılı Kanunun 158/1-l bendinde "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle" şeklinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği, bu eylemi yargılama görevinin de 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesine ait olacağı ve delillerin takdiri ile değerlendirilmesinin üst dereceli mahkemeye ait olduğu hususları dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 29/03/2018 gün ve 94660652-105-23-2958-2018-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17/01/2018 tarihli ve 2018/129 değişik iş sayılı kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




Son olarak ; Yargıtay ceza genel kurulu 2015/52 karar bunu bulamadım.
Before the collapse of a state, its laws multiply...

Bir devletin yıkılışından önce yasaları çoğalır...
Cevapla