BİREYSEL BAŞVURU HANGİ TARİHTEN SONRA KESİNLEŞEN DAVALAR İÇİN YAPILABİLİR? • kararara.com


Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Anayasa Mahkemesi Kararları Bireysel Başvuru Kararları BİREYSEL BAŞVURU HANGİ TARİHTEN SONRA KESİNLEŞEN DAVALAR İÇİN YAPILABİLİR?

BİREYSEL BAŞVURU HANGİ TARİHTEN SONRA KESİNLEŞEN DAVALAR İÇİN YAPILABİLİR?


admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841







TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ RIZA ÜÇER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/8407)

Karar Tarihi: 11/3/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU


1. Başvurucu Ankara içme suyu üzerine hazırladığı raporlarla ilgili olarak basın yayın organlarında yer alan haberlerde geçen ifadelerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret edildiği iddiasıyla cezalandırıldığını, bu nedenle düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 19/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2014 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 30/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 11/6/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvurucu radyasyon onkolojisi uzmanıdır ve Tıp Kurumu Derneğinin genel Sekreterliğini yürütmektedir.

8. 2008 yılı haziran ayında, kamuoyunda Ankara ilinin içme suyunda arsenik miktarına ilişkin bir tartışma başlamış ve başvurucu üyesi bulunduğu derneğin internet sitesinde başka bir uzman ile birlikte üç ayrı rapor düzenlemiştir.

9. Söz konusu raporlarda yer alan bazı ifadelerin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret niteliğinde olduğu iddiasıyla başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/5/2009 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.

10. Yapılan yargılama sonucunda Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2010 tarihli kararı ile başvurucunun hakaret suçundan 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiş, başvurucunun temyiz talebi Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 3/12/2010 tarihli ek kararı ile kararın itiraza tabi olduğundan bahisle reddedilmiş; dosya itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

12. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 6/12/2010 tarihli kararı ile itirazı reddetmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiştir.

13. Başvurucu, Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 3/12/2010 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararını temyiz etmiştir.

14. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 5/3/2013 tarihli ilamı ile temyiz talebi reddedilmiştir.

15. Başvurucu bir kez daha Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesine itiraz dilekçesi vermiş; Mahkeme, 7/10/2013 tarihli kararında, itiraz konusu kararın daha önce Ağır Ceza Mahkemesince incelendiğini ve 6/12/2010 tarihinde kesinleştiğini belirterek itirazı reddetmiş ve dosyayı itiraz merciine göndermiştir.

16. İtiraz mercii olan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 9/10/2013 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin itirazın reddine dair gerekçesini yerinde bularak itirazı bir kez daha reddetmiştir. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı 21/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 19/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin (12) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:

.

c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir."

20. 5271 sayılı Kanun'un 271. maddesi şöyledir:

"(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.

(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.

(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.

(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 11/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 19/11/2013 tarih ve 2013/8407 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinde avukatla temsil edilmediğini, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için sanığın rızasının alınması gerektiğini ancak kendisinin yargılandığı davada hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde kararın temyiz edilemeyeceğinin hatırlatılmadığını, bu sebeple Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, Ankara içme suyundaki arsenik miktarına ilişkin açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında kalan açıklamalar olduğunu, cezalandırılması nedeniyle Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Bakanlık yazısında kabul edilebilirliğe ilişkin olarak bir görüş sunulmamıştır.

24. 6216 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

25. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.

26. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

27. Başvurucunun şikâyetine konu olan ceza davası, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 6/12/2010 tarihli itirazın reddine dair kararı ile sonuçlanmıştır. Buna göre, başvuruya konu ceza yargılamasını sonuçlandıran nihai kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği açıktır. Sonradan yapılan temyiz ve itirazlar nedeniyle başvurunun, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin kapsamında kaldığının kabulüne olanak bulunmamaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 gününden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle, başvurunun, "zaman bakımından yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 11/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.



Başkan
Serruh KALELİ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Nuri NECİPOĞLU






Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.


  • POPULER KONULAR

Dön Bireysel Başvuru Kararları