MAHSUP - TCK 63. Md. • kararara.com


Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi MAHSUP - TCK 63. Md.

MAHSUP - TCK 63. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

Mesaj 25 Ara 2012 17:06
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841







Madde 63 - (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 18:13
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841



MADDE 63.– Maddeyle, mahkûmun suç nedeni ile şahsî hürriyeti sı­nırlama sonucunu doğuran örneğin tutuklama gibi hâller nedeni ile geçirilen sürelerin mahkûmiyetten indirilmesi esası benimsenmiştir. Böylece teknik anlamda tutukluluk sayılmamakla beraber şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran tedbirlerin tümünün de tutukluluk gibi mahkûmiyet süresine mah­sup edilmesi öngörülmüştür. Bu nedenle, madde metninde “hürriyeti sınır­lama sonucunu doğuran bütün hâller” ibaresi kullanılmıştır.

Maddede “hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen” ibaresi yer aldı­ğından hükümlünün mahkûm edildiği suçtan başka bir fiilden dolayı yargı­lama nedeniyle hürriyetinin sınırlanmış olması hâlinde de mahsubun hangi koşul ile yapılabileceği gösterilmiştir.

Tasarıdaki maddenin ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle, adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, mahsubun bir gün karşılığı yüz Türk Lirası sayılmak suretiyle yapılacağı kabul edilmiştir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 19 Haz 2013 23:35
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841



MADDE AÇIKLAMALARI:

Mahsuba ilişkin hükümler 765 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde düzenlenmektedir. 5237 sayılı Kanuna göre, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilecektir.

Buna göre, suç nedeni ile şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran örneğin, tutuklama veya göz altına alma gibi hâller nedeni ile geçirilen süreler mahkûmiyetten indirilecektir.

Kanunun 63 üncü maddesinde “hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller" ibaresine yer verilmiş olduğundan dolayı, teknik anlamda tutukluluk sayılmamakla beraber, şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran tedbirlerin tümünün de tutukluluk gibi mahkûmiyet süresine mahsup edilmesi gerekmektedir.
Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen bir başka suçtan dolayı yargılama nedeniyle hürriyetin sınırlanmış olması durumunda mahsup hükümleri uygulanabilecektir.

Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda ise, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılacaktır.

Bilindiği üzere, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yerine alacak olan Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısının 109 ve devam eden maddelerinde tutuklama yerine uygulanabilecek “Adlî kontrol” sistemine yer verilmektedir. Buna göre, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıla (üst yıl dahil) kadar hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilecektir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısında adlî kontrol olarak şüphelinin aşağıda belirtilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabu tutulması olarak kabul edilmiştir:
Yurt dışına çıkamamak,

Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak,

Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak,
Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek,

Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek,

Şüphelinin parasal durumu göz ününde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak,

Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek,

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak,

Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
Görüldüğü gibi, adlî kontrol altında bulundurma durumlarından bir kısmı şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılabilecek durumlardandır.

Ancak, CMK. nun 109 uncu maddesine göre, “Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek” durumu ayrık olmak üzere, adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi kabul edilerek cezadan mahsup edilemeyecektir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 16 Kas 2013 19:36
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841



10. Ceza Dairesi 2007/11007 E., 2007/9670 K.

BAŞKA SUÇTAN TUTUKLUKTA GEÇEN SÜRENİN MAHSUBU
MAHSUP


Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan hükümlü Ahmet hakkında (Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nin 23.08.2006 tarihli, 2006/407 değişik iş esas, 2007/407 değişik iş karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 188/1 ve 62. maddeleri uyarınca verilen 8 yıl 4 ay hapis cezasının infazı aşamasında, hükümlü müdafii tarafından, hükümlünün 19.07.1997 tarihinde işlediği iddia edilen teşekkül halinde uyuşturucu ticareti yapmak suçundan dolayı 3 yıl hapis ve 10.000.- YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin (İstanbul Ondördüncü Ağır Ceza Mahkemesi)'nin 03.11.2006 tarihli ve 1999/7 esas, 2006/221 karar sayılı hükmünün temyiz aşamasında olduğu ve beraat etme olasılığının bulunduğundan bahisle bu dosyadan tutuklu kaldığı 170 günlük sürenin, halen infazına devam edilen Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan hükmü ile verilen 8 yıl 4 ay hapis cezasından mahsup edilmesinin talep edilmesi üzerine, talebin reddine ilişkin Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2007 tarihli ve 2007/32 değişik iş karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair (Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mah-kemesi)'nin 29.03.2007 tarihli ve 2007/53 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 29.06.2007 gün ve 34759 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2007 gün ve 2007/151961 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:

Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, "Dosya kapsamına göre, hükümlünün tutuklu kaldığı ve mahsup edilmesini istediği İstanbul Ondördüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin (CMK 250. madde ile yetkili) 03.11.2006 tarihli ve 1999/7 esas, 2006/221 sayılı kararının temyiz edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmemiş olduğu, bu suçun işlenme tarihinin ise, 19.07.1997 olduğu, halen infaz edilmekte olan Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.08.2006 tarihli ve 2006/407 değişik iş, 2006/407 müteferrik sayılı dosyasına konu suçun işlenme tarihinin ise 14.08.2004 olduğu, bu haliyle tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş bir suçun bulunduğu,

Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 40 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddelerinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin yeterli olacağı, tutuklu kalınan suçun beraatle veya mahkumiyetle sonuçlanmasının da mahsup işlemi için önemli olmadığı, keza mahkumiyetle sonuçlanan kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle, Yargıtay incelemesi sonucunda beraat etme olasılığının hukuken mümkün bulunduğu, böyle bir durumda ise infazı halen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği cihetle, hükümlünün İstanbul On-dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin (CMK 250. madde ile yetkili) 03.11.2006 tarihli ve 1999/7 esas, 2006/221 sayılı dosyasından tutuklu kaldığı sürenin Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.08.2006 tarihli ve 2006/407 müteferrik sayılı ilamından mahsubuna dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan kararının bozulması istenmiştir.

Somut olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, kesinleşen mahkumiyet ile ilgili hapis cezasından, kesinleşme tarihinden önce başka suç nedeniyle tutuklu kalınan sürenin indirilip indirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

765 sayılı TCK'nın 40. ve 5237 sayılı TCK'nın 63. maddelerinde, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişisel özgürlüğün sınırlanması sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan hapis cezasından indirileceği öngörülmüş olup; somut olaydaki gibi, birden fazla suça ilişkin ayrı ayrı açılmış olan davalarda, diğer davadan mahsup edilecek bu sürelerin, beraatle sonuçlanmış bir suça ilişkin olması gerektiğine dair açık bir hükme yer verilmemiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu'nun 06.03.1940 tarihli ve 5/68 sayılı kararında, "Beraat eden bir kişinin beraat ettiği suçtan dolayı tutuklu kaldığı sürenin beraat kararından önce, beraat kararı kesinleşmeden önce işlemiş olduğu diğer suç için verilen ceza süresinden mahsubunun gerektiği" belirtilmiştir.

Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında tutuklu kalınan suçtan beraat etmiş olma esas alınmışsa da, bunun nedeni, beraatin zorunlu bir koşul olarak kabul edilmesi değil, sadece karara konu, içtihadı birleştirmeyi gerektiren uyuşmazlığın beraat hükmüne ilişkin olmasıdır. Bu nedenle, mahsup işleminde önemli olan, mahsup yapılacak mahkumiyetin ilişkin olduğu suçun, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır. Tutuklu kalınan suçtan dolayı beraat ya da mahkumiyet hükmü verilmesi sonuca etkili değildir.

Somut olayda, hükümlünün, başka suçtan tutuklu kaldığı ve bu suçla ilgili hüküm kesinleşmeden infaza konu olan suçu işlediği anlaşıldığından, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.03.2007 tarihli ve 2007/53 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), aynı Kanun'un 309/4-a maddesi uyarınca, dosyanın müteakip işlemlerin yapılması için anılan mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına tevdiine, 20.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 16 Kas 2013 19:37
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26841



9. Ceza Dairesi 2009/2032 E., 2010/5344 K.

HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT
KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT
TUTUKLULUKTA GEÇEN SÜRENİN MAHSUBU


Beraatle sonuçlanan Diyarbakır 4 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 24.03.1997 tarih, 1994/453 esas 1997/60 karar sayılı dava dosyasında haksız olarak tutuklulukta geçirilen süreler nedeniyle de ayrıca tazminat talep edildiğinin anlaşılması karşısında, anılan dosyada haksız olarak tutuklulukta geçirilen sürelerin Diyarbakır Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2003/148 esas, 2005/222 karar sayılı mahkumiyet ilamının infazı sırasında mahsup edilip edilmediği araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Sonraki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi