Kiracı kaçak elektrik kullandı • kararara.com


Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Kira Hukuku Kiracı kaçak elektrik kullandı

Kiracı kaçak elektrik kullandı

Kira Sözleşmesi, Kira Süresi, Kira Bedeli, Alt Kira, Ürün Kirası, Tahliye Taahhütnamesi, Fesih İhbarı, Kira Artırımı, Kira Bedelinin Tespiti, Emlakçı ve Komisyoncu, Kat Mülkiyeti...

Baykaplan Site Üyesi

Mesajlar: 1






Merhabalar adım savaş Kaplan yaklaşık 14 ay evvel dükkanı kiraya verdim kira sözleşmesi ile elektriğin üstüne alınması söyledim fakat bu adam kaçak elektrik kullandı ben bu durumu farkettim ve defalarca elektrik idersine ihbar ettim konuşma kaydım bile var hiç bir çalışma yapmadılar şimdi bu kiracı cıktı kira borcu ve elektrik borcu var kira sözleşmesi var ne yapmalıyım acil cevap verir seniz sevinirim teşekkürler



hukukseven1 Kıdemli (**) Üye

Mesajlar: 131


Merhabalar
Ses kaydı bölümü sanırım elektrik kurumuna yapılan ihbar ile ilgili,Şuanlık saklayın.
Peki siz neden elektrik aboneliğini iptal ettirmediniz mal sahibi kapatabilirdi bunu?
Kira kontratını saklayın eğer savcılık soruşturma esnası değerlendirme yaparsa kendinizin ceza almaması için kira kontratını sunabilirsiniz.
Alacak tahsilat kısmı ise tamamıyla icra ile alakalı ve kişinin mal varlığı maaşı gibi geliri var ise tahsil edebilirsiniz üzerine kayıtlı birşeyi olduğunu sanmıyorum maaş varsa 1/4 oranında haciz ile alabilirsiniz.
Saygılarımla


Saygılarımla
İyi Çalışmalar

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 17339


viewtopic.php?f=47&t=22034



YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2014/13322
KARAR NO : 2015/6247


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde, abone olan davalı aleyhine ödenmeyen elektrik borçlarının tahsili amacı ile icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili savunmasında, elektriği kiracısının kullandığını, faturaların ödenmemesine rağmen, davacının elektrik vermeye devam ettiğini, aboneliğin sona erdirilmesi isteminin davacı tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle dava konusu borçtan davalının sorumlu olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, abonelik sözleşmesini usulüne uygun şekilde sona erdirmeyen abonenin kullanılan elektrik bedelinden sorumlu olduğu gerekçesi ile bilirkişi tarafından hesaplanan elektrik bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/3653 – 9566 sayılı kararı ve "...Hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı taraf vekilleri gerekçelerini de belirterek itiraz etmiş olup, bu itirazlar hakkında ek rapor alınmadığı gibi itiraza uğrayan hususlar hakkında mahkeme kararının gerekçesinde de açıklama bulunmamaktadır.

Bu durumda mahkemece tarafların itirazlarını da karşılar nitelikte ek rapor veya konusunda uzman bir bilirkişiden yeniden rapor alınıp, tüm deliller birlikte takdir edilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...." gerekçesi ile karar bozularak mahkemesine iade edilmiştir.

Mahkemece, bozma kararına uyularak, yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda "...elektrik borçlarının ödenmemesine rağmen, tarifeler yönetmeliği gereği, elektriği kesmeyerek, kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirmediği, elektriğin taşınmazda sürekli olarak kullanıldığı, davacının bu borcu tahsil etmek için uzun süre bekleyerek 2008 yılında icra takibi yaptığı, davalı abonenin başkasına ait borcu ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı.." belirtilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık; abone olan davalının takip konusu yapılan elektrik bedelinden sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Yargıtay'ın ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen kaçak ve normal kullanım bedelinden fiili kullanıcıyla birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Bir başka deyişle, abonelik iptal ettirilmedikçe abonenin sorumluluğu devam eder.

Her ne kadar davalı, aboneliğin sona erdirilmesi isteminin davacı tarafından kabul edilmediğini beyan etmiş etmiş ise de; dosyaya bu yönde iddiasını ispata yarar bir delil ibraz edememiştir.

Hal böyle olunca mahkemece; aboneliği devam eden davalının, davacı elektrik idaresince tahakkuk ettirilen elektrik tüketim bedellerinden kullanıcılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu nazara alınarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/18144
KARAR NO. 2017/3810
KARAR TARİHİ. 23.3.2017

>ABONELİK SÖZLEŞMESİ--DAVACININ ADRESİ TAHLİYE ETMESİNE RAĞMEN ABONELİĞİNİ İPTAL ETTİRMEMESİ--MÜTESELSİL SORUMLULUK--MÜLKİYET HAKKI NEDENİYLE HUSUMET YÖNELTİLMESİ

6098/m. 61

ÖZET : Dava, davaya konu adreste kiracı ve elektrik abonesi olan davacının, adresi tahliye etmesine rağmen aboneliğini iptal ettirmemesi nedeniyle, tahliye sonrasındaki döneme ait borcu, abone olması nedeniyle, ödemesi sonrasında, ödenen bedelin davalı malikten tahsiline ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının aboneliğinin bulunduğu adresi tahliye ettiği, aboneliğini iptal ettirmemesi sebebiyle tahliye tarihinden sonra tahakkuk ettirilen elektrik tüketim bedelini ödediği, davalı malikin söz konusu adresi, davaya konu dönemde, dava dışı üçüncü kişilere kiraladığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu dönem ve tüketilen elektrik bedelinden, aboneliğin bulunduğu adresi kiralayarak kullanan dava dışı üçüncü kişi abone olan davacı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Davaya konu adreste fiili kullanımı mevcut olmayan davalıya, sadece mülkiyet hakkına sahip olması sebebiyle husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı iken taşınmazı 1986 yılı başında tahliye ettiğini, adına olan elektrik aboneliğinin iptal edilmediği ve uzun yıllar davalı tarafından kullanıldığını, 31.02.2002-09.05.2007 tarihleri arasındaki döneme ait elektrik tüketim borcunu dava dışı Gediz Edaş'a ödediğini, kendisi tarafından tüketilmeyen bahse konu elektrik bedelinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 27.763 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacıya ait elektrik aboneliğinin bulunduğu taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ancak taşınmazı fiilen kullanmadığını, kiraya verdiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının hiç bir itirazda bulunmayarak davaya konu borcu yapılandırarak dava dışı Gediz Edaş'a ödediğini, sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece,''...davacının kullanıcılık sıfatı 01/03/1986 tarihinde sona erdiğinden bu tarihten sonraki döneme ait enerji tüketim bedellerinden mülkiyet hakkına sahip olan davalının sorumlu olması gerekir... davaya konu enerji tüketim bedelinin aboneliği iptal etmeyen davacı adına tahakkuk ettirilmesinin ve davacının bu tahakkuk bedelini ödeyerek tahakkuka esas olan tahliye tarihinden sonraki döneme ait kullanıcılara ve olayımızda olduğu gibi mülkiyet hakkına sahip olan davalıya rücu etmesinin mevzuata ve Yargıtay uygulamalarına uygun bulunduğu...'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davaya konu adreste kiracı ve elektrik abonesi olan davacının, adresi tahliye etmesine rağmen aboneliğini iptal ettirmemesi nedeniyle, tahliye sonrasındaki döneme ait borcu, abone olması nedeniyle, ödemesi sonrasında, ödenen bedelin davalı malikten tahsiline ilişkindir.

Uyuşmazlık; fiili kullanıcı olmayan davacı abonenin, hakkında tahakkuk ettirilen elektrik tüketim bedelini ödemesi nedeniyle, söz konusu tüketim bedelinden malik olan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının aboneliğinin bulunduğu adresi 1986 yılında tahliye ettiği, aboneliğini iptal ettirmemesi sebebiyle tahliye tarihinden sonra 31.02.2002-09.05.2007 dönemleri arasında tahakkuk ettirilen elektrik tüketim bedelini ödediği, Gaziemir Vergi Dairesinin 19.04.2013 tarihli yazısı ve eklerinden anlaşıldığı üzere, davalı malikin söz konusu adresi, davaya konu dönemde, dava dışı üçüncü kişilere kiraladığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu dönem ve tüketilen elektrik bedelinden, aboneliğin bulunduğu adresi kiralayarak kullanan dava dışı üçüncü kişi abone olan davacı ile birlikte müteselsilen sorumludur.

Hal böyle olunca, mahkemece; davaya konu adreste fiili kullanımı mevcut olmayan davalıya, sadece mülkiyet hakkına sahip olması sebebiyle husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM



  • POPULER KONULAR

Dön Kira Hukuku