Usule Aykırı Yrd. Doç. Yabancı Dil Sınavı • kararara.com


Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI İdare ve Vergi Hukuku Usule Aykırı Yrd. Doç. Yabancı Dil Sınavı

Usule Aykırı Yrd. Doç. Yabancı Dil Sınavı

İdare, Devlet Memurluğu, Disiplin Suç ve Cezaları, Yolluk, Özlük Hakları, Atama, Tayin, İptal ve Tam Yargı Davaları, İdarenin Sorumluluğu, Kamu Maliyesi ve Vergiler...

stargate Site Üyesi

Mesajlar: 23






Bende bu sınav nedeniyle mağdurum. Üniversiteye 2016 mart ayında yrd. doç. luk için müracat ettim ve yabancı dil sınavı yapıldı. Yabancı dil sınavından başarılı olmak için kaç puan alınması gerektiği üniversitenin yönetmelik, mevzuat ve kadro ilanında belirtilmedi.

Sınavdan bir gün sonra telefonla sınavdan 55 puanla başarısız olduğum söylendi. Sınavdan başarılı olan kişi aynı üniversitenin başka bölümünde ÖYP kadrosunda. Çalıştığı bölüm kapatılacağı için Kadro ona açılmış. Dosyalar bilimsel juriye gitmeden sınavdan hemen sonra YÖKSİS'de asistan olan kaydı üniversite tarafından yrd. doç olarak değiştirildi.

Bende sınavda başarılı olmak için kaç puan gerektiği belirtilmeden, YÖK yönetmeliğinde sınav sonucunun adaya aynı gün tebliğ edilmesi gerektiği şartı olduğu, henüz atama işlemleri tamamlanmadan adayın YÖKSİS'e yard. doç. olarak girildiğini belirterek Kamu denetçiliğine dilekçe yazdım. Kamu denetçiliği YÖK'den yabancı dil sınavı için bilgi ve belge istemiş;

YÖK Kamu denetçiliğine verdiği cevabında; sınav sonucunun aynı gün adaya tebliğ edilmemesinin atama ve yükseltilme mevzuatı 7. maddesine aykırı ve usulune uygun olmadığını belirtmiştir. Kamu denetçiliği ise sınav sonucunun adaya aynı gün tebliğ edilmemesinin usule aykırı olduğu fakat bu aykırılığın sınav iptalini gerektirip gerektirmeyeceği mahkemelerin kapsamında olduğundan idari mahkemelere başvurmam gerektiğini belirtmiştir.

Aralık 2016'da Rize idare mahkemesine başvurdum ve davayı 4 gün geç açtığım için davam süreden red edildi. İstinafa başvurdum, üniversiteden yürütme durdurma cevap istediler. Üniversite atama prosedürü tamamlanmadan Bu personelleri senota kararıyla Bil. Müh. bölümüne aktardıklarını kabul etti.Sonra Samsun Bölge 3. idari dava dairesi 4 gün nedeniyle davamı süreden red etti. Bölge gerekçeli kararında Davanın süreden red edilme nedeni olarak BİMER üzerinden YÖK'e idare hakkında doğrudan başvuruda bulunulamayacağını belirtti.

Daha sonra üniversite itirazıma verdiği cevapta bana hangi makamlara başvurmam gerektiğini belirtmediği için anayasanın 40/2 md. gereğince dava açma süremin başlamayacağı ve davanın süreden red edilmesinin anayasaya aykırı olduğunu, Danıştay idari kurulunun da bu yönde olan kararını ekleyerek İYUK 53 md göre Bölge 3. idari dava dairesinden yargılamanın yenilenmesini istedim.

(Anayasanın 125. maddesi uyarınca, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmişse de; ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idari işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir.Dava açma süresini başlatacak olan yazılı bildirim, anayasanın amir hükmü (40. maddesi) uyarınca başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, amir hükmüne (40. maddesi) uygun olmadığından bu bildirimin dava açma süresini işlemeye başlatması düşünülemeyecektir. )

Dün elime yargılamanın yenilenmesi talebimin red edildiği tebligatı geldi. Kararda, üstü kapalı olarak Bölge idari mahkemelerinin istinaf mah. olduğu ve alt mahkemenin kararlarının hukuka aykırı olup olmadıklarını incelediği bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebimin kabul edilmesinin imkansız olduğu belirtilmektedir. Açıkça nereye başvurmam gerektiği belirtilmemiştir.

Tekrar Rize idare mah. yargılamanın yenilenmesini talep etmek için 60 günlük süre haftaya bitecek. Yargıya, hakimlere zerre kadar güvenim yok. Neye göre karar verdiklerini bilmiyorum.

Süre bitmeden tekrar yargılama istesem, bilgi ve belgelerden açıkça usule aykırı yapılan bu sınavın yürütmesi durdurulurmu



admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26469



stargate yazdı:
Bende bu sınav nedeniyle mağdurum. Üniversiteye 2016 mart ayında yrd. doç. luk için müracat ettim ve yabancı dil sınavı yapıldı. Yabancı dil sınavından başarılı olmak için kaç puan alınması gerektiği üniversitenin yönetmelik, mevzuat ve kadro ilanında belirtilmedi.

Sınavdan bir gün sonra telefonla sınavdan 55 puanla başarısız olduğum söylendi. Sınavdan başarılı olan kişi aynı üniversitenin başka bölümünde ÖYP kadrosunda. Çalıştığı bölüm kapatılacağı için Kadro ona açılmış. Dosyalar bilimsel juriye gitmeden sınavdan hemen sonra YÖKSİS'de asistan olan kaydı üniversite tarafından yrd. doç olarak değiştirildi.

Bende sınavda başarılı olmak için kaç puan gerektiği belirtilmeden, YÖK yönetmeliğinde sınav sonucunun adaya aynı gün tebliğ edilmesi gerektiği şartı olduğu, henüz atama işlemleri tamamlanmadan adayın YÖKSİS'e yard. doç. olarak girildiğini belirterek Kamu denetçiliğine dilekçe yazdım. Kamu denetçiliği YÖK'den yabancı dil sınavı için bilgi ve belge istemiş;

YÖK Kamu denetçiliğine verdiği cevabında; sınav sonucunun aynı gün adaya tebliğ edilmemesinin atama ve yükseltilme mevzuatı 7. maddesine aykırı ve usulune uygun olmadığını belirtmiştir. Kamu denetçiliği ise sınav sonucunun adaya aynı gün tebliğ edilmemesinin usule aykırı olduğu fakat bu aykırılığın sınav iptalini gerektirip gerektirmeyeceği mahkemelerin kapsamında olduğundan idari mahkemelere başvurmam gerektiğini belirtmiştir.

Aralık 2016'da Rize idare mahkemesine başvurdum ve davayı 4 gün geç açtığım için davam süreden red edildi. İstinafa başvurdum, üniversiteden yürütme durdurma cevap istediler. Üniversite atama prosedürü tamamlanmadan Bu personelleri senota kararıyla Bil. Müh. bölümüne aktardıklarını kabul etti.Sonra Samsun Bölge 3. idari dava dairesi 4 gün nedeniyle davamı süreden red etti. Bölge gerekçeli kararında Davanın süreden red edilme nedeni olarak BİMER üzerinden YÖK'e idare hakkında doğrudan başvuruda bulunulamayacağını belirtti.

Daha sonra üniversite itirazıma verdiği cevapta bana hangi makamlara başvurmam gerektiğini belirtmediği için anayasanın 40/2 md. gereğince dava açma süremin başlamayacağı ve davanın süreden red edilmesinin anayasaya aykırı olduğunu, Danıştay idari kurulunun da bu yönde olan kararını ekleyerek İYUK 53 md göre Bölge 3. idari dava dairesinden yargılamanın yenilenmesini istedim.

(Anayasanın 125. maddesi uyarınca, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmişse de; ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idari işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir.Dava açma süresini başlatacak olan yazılı bildirim, anayasanın amir hükmü (40. maddesi) uyarınca başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, amir hükmüne (40. maddesi) uygun olmadığından bu bildirimin dava açma süresini işlemeye başlatması düşünülemeyecektir. )

Dün elime yargılamanın yenilenmesi talebimin red edildiği tebligatı geldi. Kararda, üstü kapalı olarak Bölge idari mahkemelerinin istinaf mah. olduğu ve alt mahkemenin kararlarının hukuka aykırı olup olmadıklarını incelediği bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebimin kabul edilmesinin imkansız olduğu belirtilmektedir. Açıkça nereye başvurmam gerektiği belirtilmemiştir.

Tekrar Rize idare mah. yargılamanın yenilenmesini talep etmek için 60 günlük süre haftaya bitecek. Yargıya, hakimlere zerre kadar güvenim yok. Neye göre karar verdiklerini bilmiyorum.

Süre bitmeden tekrar yargılama istesem, bilgi ve belgelerden açıkça usule aykırı yapılan bu sınavın yürütmesi durdurulurmu


DANIŞTAY 8. Daire
2010/3384 E.
2010/4726 K.

İstemin Özeti
: Davalı idarece ilan edilen yardımcı doçentlik kadrosuna başvuran davacının atanmamasına ilişkin Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığının 03.09.2009 gün ve 3160 sayılı işlemi ile bu kadroya davalı idare yanında davaya katılanın atanmasına ilişkin işlemin iptali ve atanmama işlemi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen parasal kayıpların tazmini istemiyle açılan davada; yardımcı doçentlik ilanında "Fatımiler Tarihi alanında çalışmaları olmak" açıklamalı şartı getirildiği, bu şarta ilişkin Yükseköğretim Kurulundan onay alınmadığı, öte yandan anılan kadroya çok spesifik bir konuda çalışma yapanların tercih edilmesi nedenlerinin davalı idarece somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulamadığı gibi, başka alanlarda çalışmaları olan ve alanlarında yetkin diğer araştırmacıların başvurmalarının ve atanmalarının engellendiği, bu durumun hizmet gerekleri ve akademik gelişme kriterleri bakımından hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığından, söz konusu ilanda aranan şartlar göz önünde bulundurulmak suretiyle jüri üyelerince yapılan değerlendirme sonucuna göre davacının atanmamasına ve ……'ın atanmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline, yukarıda anılan usullere uygun şekilde yapılacak ilan sonrasında davacının durumu davalı idarece yeniden değerlendirileceğinden, atanmama işlemi sonucu yoksun kalındığı ileri sürülen zararın (araştırma görevlisi ile yardımcı doçent maaşı arasındaki fark tutarının) yasal faizi ile birlikte tazmini istemi hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığından bahisle, davacının atanmamasına ve ……'ın atanmasına ilişkin işlemin iptaline, davacının atanmaması nedeniyle uğramış olduğu zararın yasal faiziyle birlikte tazmini hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar veren Ankara 5. İdare Mahkemesinin 18.02.2010 gün ve E:2009/1568, K:2010/198 sayılı kararının, davacı tarafından, mahkeme kararının karar verilmesine yer olmadığına yönelik kısmının hukuka uygun olmadığı, davalı idare tarafından da, idarelerince getirilen özel koşulun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı onayına tabi olmadığı, bu nedenle Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmaların Özeti : İstemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi T...'ın Düşüncesi : 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 23. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olan ek koşullar belirleme yetkisi, yapılacak atamalar için öngörülen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki kriterleri belirlemeyi ifade etmektedir.

Üniversitelerin, ilan ettikleri bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirdiği özel ve o kadroya özgü, spesifik koşullar ise, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi değildir.

Dava konusu uyuşmazlıkta, ilan edilen kadro için öngörülen "Fatımiler Tarihi Alanında çalışması olmak" koşulu, bu bağlamda, yalnızca o kadroya özgü bir koşul olup, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi nitelikte bulunmamaktadır.

Öte yandan, davalı idarece hangi nedenlerle bu alanda çalışması olan bir akademisyene ihtiyaç duyulduğu, dosya kapsamında yer alan ilgili yükseköğretim kurumu bünyesinde çalışan akademisyenlerin uzmanlık sahalarını belirten liste ve davalı idarenin savunması ile ortaya konulmuş olduğundan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiş olup, aksi yönde değerlendirmelerle verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı H...'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlık; davalı idarece ilan edilen yardımcı doçentlik kadrosuna başvuran davacının atanmamasına ilişkin Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığının 03.09.2009 gün ve 3160 sayılı işlemi ile bu kadroya davalı idare yanında davaya katılanın atanmasına ilişkin işlemin iptali ve atanmama işlemi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen parasal kayıpların tazmini isteminden kaynaklanmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun "Yardımcı Doçentliğe Atama" başlıklı 23. maddesinde; "a. Bir Üniversite biriminde açık bulunan yardımcı doçentlik, isteklilerin başvurması için rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde ve Fakültelere bağlı kuruluşlarda dekan, rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda müdürler; biri o birimin yöneticisi, biri de o üniversite dışında olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütaala isterler. Dekan veya ilgili müdür kendi yönetim kurullarının görüşünü de aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından yapılır.

Yardımcı doçentler bir üniversitede her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok 12 yıla kadar atanabilirler. Her atama süresi sonunda görev kendiliğinden sona erer.

b.Yardımcı doçentliğe atanmada aranacak şartlar;

(1) Doktora veya tıpta uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilecek belli sanat dallarının birinde yeterli kazanmış olmak,

(2) Fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurullarınca biri o dilin öğretim üyesi olmak üzere seçilecek üç kişilik bir jüri tarafından; sınava girenin kendi bilim alanında Türkçeden yabancı dile, yabancı dilden Türkçe'ye 150-200 kelimelik bir çevriye kapsayan yabancı dil sınavını başarmak,

c.(Mülga:12.08.1986- KHK 260/7 md.; yeniden düzenleme; 18.06.2008 -5772/3 md) Üniversiteler, yardımcı doçentlik kadrosuna atama için bu maddede aranan asgari koşulların yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler." hükmü yer almıştır.

Yasanın 23. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olan ek koşullar belirleme yetkisi, yapılacak atamalar için öngörülen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki kriterleri belirlemeyi ifade etmektedir.

Üniversitelerin, ilan ettikleri bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirdiği özel ve o kadroya özgü, spesifik koşullar ise, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi değildir.

Dava konusu uyuşmazlıkta, ilan edilen kadro için öngörülen "Fatımiler Tarihi Alanında çalışması olmak" koşulu, bu bağlamda, yalnızca o kadroya özgü bir koşul olup, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi nitelikte bulunmamaktadır.

İdare Mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararının gerekçesinin getirilen bu koşulun Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olduğuna ilişkin kısmı doğru olmamakla birlikte, kadro için getirilen koşulun hangi gerekçelerle getirildiği davalı idarece ortaya konulamadığından ve getirilen bu koşul, açılan kadroya atanması istenilen kişiyi tarif eder nitelikte olduğundan, bu yönüyle dava konusu edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmayıp, Mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle Ankara 5. İdare Mahkemesi kararının yukarıda anılan gerekçeyle onanmasına ve yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26469



DANIŞTAY 8. Daire
2004/2138 E.
2004/4786 K.


… Üniversitesi …… Fakültesi …… Bİİim Dalı için ilan edilen yardımcı doçent kadrosuna başvuruda bulunan davacının, başvurusunun işleme konulmadığı yönünde tesis olunan 06.11.2003 gün ve 515/1782 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının Üniversitelerarası Kurul Kararı uyarınca girdiği KPDS Sınavından 65 puan aldığını tevsik eden sonuç belgesi mevcut iken ve basın ilanında KPDS den 65 puan alanların yabancı dil sınavından muaf olacakları belirtilmiş ve başkaca da bir sınırlayıcı koşul getirilmemişken yeni Doçentlik Sınav Yönetmeliği uyarınca Arapça'nın yabancı dil sınavında geçerli olduğuna dair yeni tarihli Üniversitelerarası Kurul Kararı ibraz edilmediği gerekçesine dayalı işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Samsun İdare Mahkemesinin 12.04.2004 gün ve E:2003/1618, K:2004/477 sayılı kararının, davada süreaşımı bulunduğu, işin esasında da davacının haksız olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması İstemidir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Yücel BULMUŞ'un Düşüncesi : Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Radive TİRYAKİ'nin Düşüncesi : …

… … Fakültesi …

… Bilim Dalı için ilan edilen yardımcı doçentlik kadrosuna başvuruda bulunan davacının, başvurusunun işleme konulmaması yönünde tesis olunan davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemi iptal eden idare mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

Davalı idarece yardımcı doçent ilanı verildiği tarihte yürürlükte olan 1.9.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinin yabancı dil koşulu başlıklı 5.maddesinde yabancı dil koşulunun sağlanması için adayların İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinin birinden Üniversitelerarası Kurul yabancı di! sınavına girmeleri gerektiği, belirtilen yabancı dillerden başka dillerde yabancı dil sınavı açılmasının Üniversitelerarası Kurul kararı ile olacağı kuralları yer almış olup, bu dillerin dışındaki dillerden sınava girilebilmesi için Kurula başvurulması gerektiğine YÖK Yürütme Kurulunun 19.9.2000 tarihli toplantısında karar verilerek anılan kararın tüm üniversite rektörlüklerine gönderilmiştir.

Öte yandan, 27 Mart 1998 tarihli ve 95 sayılı Üniversitelerarası Kurul kararının (a)

bendi ile de

İslam Tarihi Anabilim Dallarında Arapça ve Farsça kaynak dili

oluşturduğundan bu diller dışında Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde kabul edilen dillerden yabancı dil sınavına girmeleri gerektiği, (b) bendinde de, Kurulun çeşitli tarihlerdeki toplantılarında alınan kararlar uyarınca bu güne kadar Arapça ve Farsça'dan doçentlik sınavına girip belgeleri kabul edilmiş adaylar ile Üniversitelerarası Kurul'a başvurmuş ancak başvurusu sonuçlanmamış adayların, haklarının korunması açısından bu karar kapsamı dışında tutulmaları yolunda karar alındığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık, 30.7.1996 tarihli dilekçesi ile Üniversitelerarası Kurula başvurarak 1996-1997 öğretim yılında yapılacak Doçentlik sınavı için Arapça dilinden dil sınavına girmek istediğini bildiren davacının bu isteğinin, anılan kurulun 27.12.1996 tarihli toplantısında alınan kararla kabulüne karar verilmesi üzerine, anılan bu karara dayalı olarak ÖSYM'ce 7.11.1999 tarihinde yapılan KPDS sınavına Arapça dilinden girerek alınan 65 puanın, davalı idare tarafından 23.12.2002 tarihinde ilan edilen yardımcı doçentlik kadrosuna davacı tarafından yapılan başvuruda yabancı dil şartının yerine getirilip getirildiğinin kabui edilip edilemiyeceğine ilişkin bulunmaktadır.

Yukarıda alıntısı yapılan olay tarihinde yürürlükte bulunan Doçentlik Yönetmeliğindeki hükümlerle, Üniversitelerarası Kurulun 27.3.1998 ve 19.9.2000 tarihli toplantılarında alınan kararlar gözönüne alındığında, davalı İdare tarafından davacıdan, doçentlik başvurusunda Arapça'nın yabancı dil sınavı için geçerli olduğuna dair Üniversitelerarası Kuruî'dan yeni tarihli karar getirilmesinin istenilmesinde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmediğinden, aksi görüşle dava konusu işlemi iptal eden idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlık, ilan edilen yardımcı doçent kadrosuna başvuruda bulunan davacının başvurusunun işleme konulmamasından doğmuştur.

2577 sayılı Yasanın 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralı yer almış, aynı Yasanın 10. maddesinde de, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitiminden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.

Olayda, davacının İlan edilen yardımcı doçent kadrosuna 31.12.2002 tarihinde başvurduğu, davalı idarenin, 8.1.2003 günlü yazıyla, davacıdan Arapça'nın yabancı dil sınavı için geçerli olduğuna dair yeni tarihli Üniversitelerarası Kurul Kararı getirmesini istediği, davacının aynı gün sunduğu yanıtla, başvurusunda bu konudaki Üniversitelerarası Kurul Kararını sunduğu, başvurusunun geçerli sayılmasını istediği, davacının bu tarihten yaklaşık 10 ay geçtikten sonra 4.11.2003 tarihinde verdiği dilekçeyle, 8.1.2003 günlü başvurusunu ilgi tutarak, bu başvurunun akıbetini sorduğu, kendisine 6.11.2003 günlü yazıyla başvrunun işleme konulmadığının bildirilmesi üzerine 1.12.2003 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Görüldüğü üzere, ister davalı İdarenin davacı hakkında en son tesis ettiği 8.1.2003 günlü işlem esas alınmış olsun, ister buna davacının aynı gün verdiği yanıt üzerine oluşan zımni ret işlemi esas alınmış olsun, davacının yukarıda anılan yasa maddelerinde belirtilen dava açma süresini geçirdiği açıktır. Davacının, idarenin 8.1.2003 tarihli en son yanıtının üzerinden 10 ay geçtikten sonra 4.11.2003 tarihinde yaptığı başvuru dava süresini yeniden ihya etmez.

Her ne kadar İdare Mahkemesince 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında dava süresinin bitiminden sonra idarenin bir yanıtının bulunduğu belirtilmişse de, davalı idarenin 6.11.2003 günlü vermiş olduğu yanıtın, davacının 4.11.2003 günü yaptığı başvuru üzerine verilen bir yanıt olduğu göz önüne alındığında idarenin bu yanıtının dava süresini ihya eden, 10. madde kapsamında bir işlem olmadığı açıktır.

Bu durumda, süre aşımı bulunan bu davada işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı halde, işin esasını inceleyerek iptal kararı veren İdare Mahkemesi kararında yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Samsun İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine 8.12.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Azlık Oyu (X) : Davacının, 04.11.2003 günlü başvurusu üzerine verilen 06.11.2003 günlü yanıta karşı açılan dava süresinde olduğundan İşin esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

stargate Site Üyesi

Mesajlar: 23


Emsal kararlarınız için teşekkür ederim.

1. Karar öğretim üyesi ilanlarında kendi adaylarını (kişinin doktora tez, araştırma konusu vs) tarif edilerek ilana çıkılmaması gerektiğini belirtmektedir (başka adayların kadroya başvuru yapmasını engellediklerinden dolayı). Benim başvurum başta kabul edildi ve davam bununla ilgili değil.
2. Karar benim konumla alakalı ama yardımcı doçentlik başvurularında yabancı dil KPDS, YDS, YÖKDİL vs.merkezi sınavlardan 26/05/2007'de resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte KPDS'den 60 puan alma barajı getirilmiş, bu baraj Danıştay 8. İdari dava dairesinin 12/09/2007 kararıyla durdurulmuştur. Daha sonra YÖK her üniversitenin kendi yardımcı doçentlik yabancı dil sınavını yapacağını belirtmiştir. Muafiyet kararı bu uygulamayla kaldırılmıştır. YÖK'ün üniversitelere gönderdiği yazı;

https://www.sinop.edu.tr/idaribirimler/ ... AVLARI.pdf

Fakat, üniversite yabancı dil sınavı yapıyor, Sınavda hiç bir değerlendirme ve objectif kriter yok, önceden sınavdan geçmek için kaç puan alınması, mevzuatlarında ve ilanlarında gerektiği yok. YÖK atama ve yükseltilme yönetmeliğinde yabancı dil sınavı aynı gün adaya tebliğ olur şartına uyulmuyor.

Sadece sınavdan bi kaç gün sonra 55 puanla BAŞARISIZ oldunuz deniyor. Kendi personellerinin ikisi sınavdan BAŞARILI oluyor.

Üniversite sınavdan geçmek için ilanda ve mevzuatında bir puan belirtmeden, objektif ve denetlenebilir puanlandırma olmadan, YÖK'ün üniversitelere gönderdiği yazı'da gözönüne alınarak geçmiş olmam gerekmez mi.



stargate Site Üyesi

Mesajlar: 23


Bu karar yardımcı doçentlik yabancı dil sınavında geçmek için herhangi bir baraj puan kriteri belirtmemesi (ölçme ve değerlendirme kriterlerine uyulmadığı), sınav tutanağına ... puanla başarısız oldunuz yazılmasının iptali için emsal teşkil eder mi?

Danıştay 2. Daire Esas No : 2014/8821 Karar No : 2015/1537 19.02.2015 tarihli ilamı;

T.C. Anayasasının 2. maddesinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden olan "hukuk devleti" ilkesi, vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlardan biridir. Nitekim hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesini sağlayacak araçlar arasında, Anayasanın 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; Anayasanın 125. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kuralına yer verilmiştir.

Bahsi geçen hukuk devleti ilkesi karşısında idarenin, yargısal denetim yapılmasını ortadan kaldıracak ya da bu denetimin yapılmasını imkansız kılacak işlem ve eylemlerde bulunması mümkün değildir.

Uyuşmazlık konusu olayda; bu işlemin hukuka uygunluk denetiminin Anayasanın 125. maddesinde ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde belirlenen hukuki sınırlar içinde yapılabilmesi için davalı idarece, soruların yanıtlarına komisyon üyelerince takdir edilen ve yönetmelikte belirlenen başarı düzeyinin altında olan puanların gerekçelerinin ortaya konulmadığı davacının alan bilgisi ve genel kültür bilgisini ölçmek amacıyla, kura usulü ile belirlenen iki soruya ve diğer sorulara yukarıda belirtilen şekilde yanıt vermesi nedeniyle, başkaca herhangi bir sebep ve gerekçe gösterilmeksizin performans değerlendirme formunda yer alan tüm hanelerin değerlendirilerek 55,20 puanla başarısız sayıldığı görülmüştür.

Yukarıda belirtildiği şekilde, davacının girmiş olduğu görevde yükselme sözlü sınavında hukuken itibar edilebilir herhangi bir sebep ortaya konulmaksızın davacının başarısız sayıldığının anlaşılması karşısında, söz konusu sınavın başarı düzeyini oluşturan puanların belirlenmesinde davacının bilgi ve yeterliliğinin objektif ve nesnel biçimde değerlendirildiğinden söz etmeye olanak bulunmamaktadır.

Karşı Oy veren kişi:

Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılabilmesisözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması vetutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır

http://www.danistay.gov.tr/upload/gunce ... 060405.pdf





  • POPULER KONULAR

Dön İdare ve Vergi Hukuku