Özürlülük ölçütü - merkez sağlık kurulunun yetkisi • kararara.com


Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI İdare ve Vergi Hukuku Özürlülük ölçütü - merkez sağlık kurulunun yetkisi

Özürlülük ölçütü - merkez sağlık kurulunun yetkisi

İdare, Devlet Memurluğu, Disiplin Suç ve Cezaları, Yolluk, Özlük Hakları, Atama, Tayin, İptal ve Tam Yargı Davaları, İdarenin Sorumluluğu, Kamu Maliyesi ve Vergiler...

imsel Kıdemli (*) Üye

Mesajlar: 85






30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik " hükümleri geçerli şu anda.buna göre maliye bakanlığı merkez sağlık kurulunun yetkili sağlık kurumundan alınan özürlülük raporlarını denetleme yetkisi yok gözüküyor.ama idare müvekkilin %53 lük oranını %38 e çekerek indirimden faydalandırmadı.dava açtık.danıştay kararı bulamadım.




merkez sağlık kurulunun yetkisinin olup olmadığına dair danıştay kararı arıyorum.saygılar.teşekkürler.



admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 26439



imsel yazdı:
30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik " hükümleri geçerli şu anda.buna göre maliye bakanlığı merkez sağlık kurulunun yetkili sağlık kurumundan alınan özürlülük raporlarını denetleme yetkisi yok gözüküyor.ama idare müvekkilin %53 lük oranını %38 e çekerek indirimden faydalandırmadı.dava açtık.danıştay kararı bulamadım.
merkez sağlık kurulunun yetkisinin olup olmadığına dair danıştay kararı arıyorum.saygılar.teşekkürler.


Danıştay 15. Daire Başkanlığı
Esas: 2016/1154
Karar: 2016/2170


İstemin Özeti : İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 19/11/2015 tarih ve E:2014/383; K:2015/2370 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Düşüncesi :Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü;
Davacının adli yardım talebi mahkemece kabul edildiğinden, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında yeniden bir karar verilmeden işin esasına geçildi:

Dava; davacı tarafından, özürlülük oranının %90 olarak belirlenmesine ilişkin Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/10/2013 tarih ve 4742 sayılı raporunun iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 1.İdare Mahkemesince; davacının, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte belirtilen prosedürü işletmek suretiyle kesinleşen sağlık kurulu raporu veya özürlü sağlık kurulu kararına karşı dava açması gerektiği, özürlülük oranının tespitine ilişkin dava konusu sağlık kurulu raporunun, kesin yürütülebilir bir işlem niteliği taşımadığı, dava konusu sağlık kurulu raporu idari davaya konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir idari işlem mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından müştereken çıkartılan ve 30/03/2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin; özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilmiş; "Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna İtiraz" başlıklı 10. maddesinde ise ;

" (1) Özürlü sağlık kurulu raporuna; özürlü, velisi veya vasisi veyahut raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.

(2) Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan hakem hastanelerden, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin özürlü sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.

(3) Milli Savunma Bakanlığına bağlı asker hastanelerince; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz esas ve usulleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine tabidir. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi ile yetkilendirilecek hastanelerce kesin olarak karara bağlanır." hükmü getirilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının özürlülük oranının belirlenmesi amacıyla Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuruda bulunulduğu, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/10/2013 tarih ve 4742 sayılı raporu ile davacının özür durumunun %90 olarak belirlendiği, davacı tarafından özürlülük oranının %100 olduğu ve ağır özürlü olduğu iddiasıyla söz konusu raporun iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, 30/03/2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte belirtilen prosedüre göre itiraz yoluna başvurulması gerektiği, bu yola başvurulmadan sağlık raporunun kesinleşmeyeceği, bu nedenle ortada henüz kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı gerekçesiyle dava incelenmeksizin reddedilmişse de, söz konusu Yönetmeliğin 10. maddesinde, ilgililer tarafından sağlık kurulu raporuna itiraz edilmesi gerekliliğinden bahsedilmemiş, sadece itiraz edilebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla madde de öngörülen itiraz yolu ihtiyari bir yol olup, ilgili kişiler veya kurum tarafından istenilirse itiraz yolu prosedürü başlatılabileceği gibi, bu yol kullanılmadan raporun iptali için doğrudan dava açılmasında bir engel bulunmamaktadır.

Bu durumda dava konusu edilen raporun davacının hukuki durumunda değişikliğe ve hak kaybına yol açabileceği, bu haliylede idari davaya konu olabilecek icrai, kesin ve yürütülebilir işlem olduğu ve ilgilinin hukukunu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Dolayısıyla idare mahkemesince işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 19/11/2015 tarih ve E:2014/383; K:2015/2370 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/03/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


KARŞI OY (X):

Dava; davacı tarafından, özürlülük oranının %90 olarak belirlenmesine ilişkin Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/10/2013 tarih ve 4745 sayılı raporunun iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesininde, iptal davası; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış, aynı Yasa'nın 14/3-d maddesinde, dava dilekçelerinin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı durumda, anılan Yasa'nın 15/1-b maddeleri uyarınca davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Kesin ve yürütülmesi zorunlu, idari davaya konu edilebilecek işlemler, idarenin kamu gücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettikleri, kişilerin hukuksal durumunda değişiklik meydana getiren işlemlerdir. Bir işlemin hukuk aleminde sonuç yaratması için başkaca bir işlemin tesisi gerekiyorsa bu işlem kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem değildir. Bu bağlamda, idari bir işlem tesisinden önce idarece yapılan işlemler (istişari kararlar, idari mütaalalar, soruşturma raporları, idari teklifler vs.) tek başlarına idari davaya konu edilemezler. Ancak, bunlara dayanılarak anılan idari kararlara karşı dava açılabilir ve açılan bu davada hukuka aykırı oldukları ileri sürülebilir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının özürlülük oranının belirlenmesi amacıyla Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuruda bulunulduğu, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 11/10/2013 tarih ve 4745 sayılı raporu ile davacının özür durumunun %90 olarak belirlendiği, davacı tarafından özürlülük oranının %100 olduğu ve ağır özürlü olduğu iddiasıyla söz konusu raporun iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu sağlık kurulu raporunun davacının durumunun tespitine ilişkin bir hazırlık işlemi olduğu, tek başına idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğinde olmadığı, ancak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlemin dayanağını oluşturması halinde yargısal denetime tabi olacağı dikkate aılndığında, tek başına idari bir davaya konu edilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle, 2577 sayılı Yasa'nın 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe ile mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.



  • POPULER KONULAR

Dön İdare ve Vergi Hukuku